Ruhsal Değişiklikler

20 Mart 2018
Woman thinking --- Image by © Solus-Veer/Corbis

Bir gün kendimizi mutlu hissederken ertesi gün tam tersi bir ruh durumunu girebiliriz. Ruh durumlarındaki bu değişikliğin kolay bir açıklaması yoktur ama insanlar kendilerini tanıyarak söz konusu ruhsal değişiklikler karşısında bocalamamayı  sağlayabilirler.

Tıpkı düşüncelerimiz gibi, duygularımız da sürekli olarak değişir. Belli bir duygunun belirginleşip egemenlik kazanması durumunda ise ruh durumundan söz ederiz.

Bu tip ruh durumları coşkulu olma, sıkıntı ya da mutluluk gibi duy­guları içerir ve kısa ya da uzun süreli olabilir.

Bazen içinde bulunduğumuz ruh durumunun nedenini biliriz; başımıza gelen iyi ya da kötü olayların etkisiyle belirli duygular içinde olmamız normaldir Ancak bazen ruh durumumuzun nedenini bilemeyiz, “kendimi çok mutlu hissediyorum ama nedenini bilmiyorum” ya da “her şey yolunda, ama ben çok keyifsizim”, gibi sözlerle anlatılmaya çalışılan işte bu tip ruh durumlarıdır.

Ruh durumları üzerinde pek çok etkenin rolü vardır. Ayrıca her insan farklı ve benzersiz olduğu için, benzer koşullarda da olsa her insan kendine özgü, farklı bir biçimde tepki gösterir kişinin beden kimyası, kişiliği, çocukluk deneyimleri, yetiştiriliş biçimi, ben imgesi ve yaşam biçimi, ruh durumu üzerinde etkili olan başlıca etkenlerdir. Kuşkusuz dış olayların da önemli bir rolü vardır.

Ruh durumundaki değişmelerin nedeni

Bazı insanlar, kalıtsal etki nedeniyle, belirli aralarla mutluluk ile mutsuzluk arasında “gidip-gelirler” Bazılarıysa sakin, duygusal yönden kararlı bir yaratılıştadır.

Nasıl oluşur

Bir uçta dışadönük, yerinde duramayan ancak hızlı ruhsal değişiklikler gösteren tipler yer alır. Bunlar, biyolojik yapıları nedeniyle, uzun süre dikkatlerini bir iş üstünde toplamaları gerektiğinde sıkılıp sinirlenirler ama hızlı karar ve tepki gerektiren olaylarda başarılı olurlar.

Öteki uçta ise içe dönük insanlar yer alır. Bunlardaki ruhsal değişiklikler daha sınırlı ve yavaştır. Değişen koşullar karşısında endişe ve sıkıntıya düşebilirler ama dikkat ve sabır gerektiren işler­de başarılı olurlar.

Kuşkusuz kalıtsal kişilik özelliklerinin belirginleşmesinde ya da hafiflemesinde, yetiştirilişin de rolü vardır. İnsanların ruh durumlarını dışa vurma biçimlerini belirleyen budur. Kalıtsal olarak ruhsal değişikliklere eğilimli bir çocuk, gergin ve heyecanlı bir ortamın egemen olduğu bir aile içinde yetişirse, duygularını daha fazla dışa vurmayı öğrenecek, sakin bir aile ortamında ise ters yönde etkilenecektir. Hepimiz zaman zaman önemsiz olaylar karşısında bocalarız ve bu türden bir durum karşısında, söz gelimi bir tartışma sırasında neden öylesine sıkılıp kendimi­zi kotu hissettiğimizi bir türlü anlayamayız. Böyle durumların nedeni genel­likle. geçmişte bizi sıkıntıya düşüren benzer olaylardır. Dolayısıyla öyle bir olay olup olmadığını düşünmek iyi olur. Eğer gerçekten varsa, bu, kendimizi anlayıp tanımamızı sağlayacak iyi bir ipucu oluşturur. Söz gelimi, basit bir tartış­madan çok etkilenen bir kişi, çocukluğunda çevresinde tartışan insanların onu çok korkulmuş olduğunu anımsayıp,seslerin yükselmesinden neden rahatsız olduğunu anlar.

Bedende neler olur

Bedenimizin nasıl çalıştığını anlamak da, ruh durumumuzu yapıcı bir biçim­de ele almamızda yardımcı olabilir

Doktorlar anksiyete, depresyon ve has­talıklar arasında bağ olduğunu düşünmeye başlamışlardır. Sağlıklı olmanın ruh sağlığını olumlu yönde etkilediği de doğrudur. Dengeli beslenme,yeterli uyku ve genel anlamda formda olma, ruhsal değişiklikler karşısında daha guçlu olmamızı sağlar.

Bedensel işlevlerimizin çoğu, 24 saatlik bir çevrime göre ayarlanmıştır. Dolayısıyla, bu doğal, yani biyolojik ritme ne kadar çok uyarsak, bizim için o kadar iyi olur. Günün belli zamanlarında zihinsel yönden daha uyanık oluruz. Bazıları “sabah insanı”, bazılarıysa “gece insanı”dır ve bu özellikte, alışkanlıklar kadar beden ritminin de rolü vardır Bu nedenle işlerimizi bu ritme göre ayar- lamamız,dikkat isteyen işleri zihinsel bakımdan en uyanık olduğumuz zamanda yapmamız, sıradan işleri ya da dinlenmeyi ise daha az uyanık olduğumuz zamana denk düşürmemiz gerekir.

Yaşamımızdaki iniş-çıkışlara ilişkin ilginç bir kuram da, doğumumuzdan ölümümüze kadar bedenin düzenli olarak fiziksel, ruhsal ve zihinsel bir çevrime uyduğunu öne süren düşüncedir (‘biyoritm çevrimi’ olarak adlandırılan bu çevrim, henüz bilimsel olarak kanıtlan­mamıştır). Bu kurama göre birkaç haf­ta süren biyoritmik çevrimler, olumlu ve olumsuz evreleri içerir. Olumlu evreler­de insanlar fiziksel ve zihinsel bakımdan enerjik olurken, olumsuz evrede tersi gözlenir.

Çoğu kadın, âdet çevrimi gereğince östrojen ve progesteron hormonları dü­zeylerinin değişmesi yüzünden de sinir bozukluğu ve ruh­sal değişikliklere uğrar.

Adetin başlamasından önceki birkaç gün, hormon düzeylerinin en düşük ol­duğu dönemdir. Kadınlar bu dönemde gergin, sinirli ve depresif olurlar; dik katlerini toplamaları güçleşir. Bu ruhsal belirtilere ek olarak bedende su tutulması yani ödem oluşur ve bu da ge­ginlik duygusunun artmasına neden olur.

Bütün bu değişikliklerin biyolojik kökenli olduğunu bilmek pek çok kadını rahatlatır. Ayrıca, bu durumu bilmek kadınların iş ya da özel yaşamlarında gerekli düzenlemeleri yapmalarını, dolayısıyla da sorunları en aza indirmelerini sağlar.

Ruh durumlarının, duygularımızı anlayıp irdelememizde önemli bir yeri vardır Sözgelimi, görünüşte oldukça başarılı olduğumuz yeni bir işe girdiğimiz ya da her şeyin yolunda gittiği bir ilişkiye başladığımızda kendimizi depresif yani çökkün hissetmemiz, aslında her şeyin o kadar da istediğimiz gibi gitmediğinin bir habercisi olabilir.

Kişilik yapılarını bilen, kendilerini iyi tanıyanlar, düştükleri olumsuz ruh du­rumuyla başa çıkmayı başkalarına oran­la daha kolay becerirler. Böyleleri can­larını sıkan olaylarla başa çıkmanın çe­şitli yollarını bulurlar. Sözgelimi ruhsal değişiklikler olduğunda yoru­cu ev işleri yapmak, müzik dinlemek ya da insanlarla bir arada olmak için dışa­rı çıkmak gibi yöntemlere başvururlar. Bazı insanlarsa sıkıntılarının üstesinden gelme konusunda zorlanır ve ne yapa­caklarını bilemediklerinden daha da güç durumlarla karşı karşıya kalırlar.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz