Radyoterapi Hakkında Herşey

9 Nisan 2018
radyoterapi

Radyoterapi, radyasyonun tedavi amacıyla kullanılması demektir. Kanserin birçok çeşidine karşı en büyük silah sayılır.

Radyoterapide iki çeşit radyasyondan (ışınım) yararlanılır: Gamma ışınları ve  röntgen ışınları. Bunlar radyo ve ışık dalgalarıyla aynı “ailedendir” radyo dalgaları enerjiyi radyo istasyonundan evimizdeki radyo alıcısına taşır; öte yandan hepimiz güneş ışınlarının ısıtıcı etkisini biliriz Röntgen ve gamma ışınları da çok yüksek enerji taşıyan, görünmez ışın ya da dalgalardır.

Röntgen ışınları yapay olarak küçük bir tungsten hedefin röntgen ışını tüpü denen bir aygıtta elektrikle bombardıman edilmesiyle elde edilir. Gamma ışınları yapay olarak elde edilmez, ancak radyum, kobalt ve sezyum gibi radyoaktif maddeler tarafından yayılırlar.

80 yıl önce röntgen ışınlan yeni kullanılmaya başladığında, güçlü kaynaklar yoklu ve yalnızca deri tümörleri radyoterapiyle tedavi edilebiliyordu. Düşük enerjili ışınlar dokudan içeri giremiyor, derinlere gidemiyordu. Aradan geçen zaman içinde röntgen teknolojisi büyük gelişme gösterdi. Radyasyon konusundaki bilgiler artırıldı.

Radyoterapinin etkisi

Radyoterapiden, anormal beden hücrelerinin büyüme ve yayılmasını kontrol cime amacıyla yararlanılır. Bütün canlı hücreler bu ışınlardan etkilenir, ancak bölünmekle, yani çoğalmakta olan bir hücre daha fazla zarar görür. Dolayısıyla, normal hücrelerden daha hızlı bölünüp büyüyen kanser hücreleri de radyasyondan daha fazla etkilenir Radyasyon aynı zamanda tümörün beslendiği küçük kan damarlarını da yok ettiğinden, tedaviden sonra o bölge, bedenin savunma mekanizmasının etkisine daha açık hale gelir.

Çevredeki normal dokular radyasyona daha dirençli ise de kolayca tahrip olabilir. Bu yüzden, sağlıklı dokulara da zarar vermemek için. radyasyon hem en son başvurulan tedavi yöntemidir, hem de kullanılan dozların olabildiğince küçük tutulmasına özen gösterilir.

Radyoterapi türleri

Tedavide kullanılan radyoterapi aygıttan çeşitli tipte ve güçtedir. Eğer tümör deriye yakınsa ya da derideyse düşük enerjili aygıt kullanılması ve böylece derideki dokuların zarar görmesinin önlenmesi gerekir. Derin dokulardaki kanserlerde, sözgelimi akciğer kanserinde ise, ışınlar istenilen derinliğe ulaşamayacağı için düşük enerjili bir aygıtın yararı olmayacaktır. Bu yüzden deri kanserleri için düşük güçteki aygıtlar, derinde yer alan (10 cm’ye kadar) kanserler için megavoltajlı ya da süpervoltajlı, yüksek enerjili aygıtlar kullanılır. Röntgen ışınlarıyla çok yüksek enerjili radyasyon elde edilemeyeceği için, bu amaçla genellikle gamma ışınları kullanılır. Gamma ışını elde etmek için çoğunlukla sezyum ve kobalttan yararlanılır. Gamma ışını aygıtı, içinde bir miktar sezyum ya da kobalt bulunan bir kutu gibi düşünülebilir. Kutu kurşunla kaplıdır. Bir mekanizmayla tedavi sırasında ışının çıkması sağlanır.

Güçlü röntgen ışınları ya da gamma ışınları kullanıldığında, normal dokuların zarar görmemesi için önlem alınması gerekir. Bu nedenle olanaklı olan en dar açılı ışın verilir ve sağlıklı bölgeler kurşun bir örtüyle korunur. Gerekirse ışının gireceği bir “pencere” bırakılan, maske biçimindeki kurşun örtüyle bedenin girintili çıkıntılı yerlerinin iyice Örtülmesi sağlanır. Derindeki bir tümöre radyoterapi uygulanırken değişik açılardan, aralıklı olarak ışın verilir ve böylece yüzeydeki dokuların da sürekli ışın alması önlenmiş olur.

Radyoterapi, radyoaktif bir maddenin bedene yerleştirilmesiyle de yapılabilir. Küçük miktarlarda radyoaktif madde taşıyan iğneler, tüpler ve teller ya bedene yerleştirilir ya da tümörün içine gömülür. Düşük enerjili kaynaklar kullanıldığından, normal dokulara zarar gelme olasılığı yoktur. Rahim ve rahim boynu kanserinde, vajina ile rahim içine yerleştirilen ufak radyum kaynaklarından yararlanılır; böylece, öteki tekniklerle verilemeyecek kadar etkili bir radyasyon dozu sağlanır.

Doğru tedavi yönteminin seçilmesi

Tıpkı çeşitli enfeksiyon hastalıkları bulunması ve bunların tedavilerinin değişik olması gibi, kanserin de çeşitli tipleri ve bunların değişik tedavi yöntemleri vardır. En uygun tedavi biçimi, kanserin tipine ve hastalığın ne zaman başlamış olduğuna göre değişir. Tedavide cerrahiden, radyoterapiden, ilaçlardan (ilaç tedavisine ‘kemoterapi’ denir) yararlanılabilir. Bunlar ayrı ayrı uygulandıkları gibi, birlikte de kullanılabilirler.

Tümöre ulaşmak kolaysa, cerrahi girişim uygulanır; ama kanserin kan dolaşımıyla bedene yayılmamış olması da gerekir. Böyle bir olasılıkla ilaç tedavisi yeğlenir, çünkü öleki iki tedavinin tersine ilaç tedavisi, bütün bedeni etkiler.

Radyasyona duyarlı bazı tümörler yalnız radyasyonla tedavi edilebilir. Ancak genellikle radyasyonun başka bir tedavi yöntemiyle birlikle uygulanması gerekir.

Radyasyon, tam bir iyileşme ümidinin olmadığı vakalarda, hastanın rahatlatılması ve belirlilerin azaltılması için de kullanılır. Buna “palyatif tedavi” denir.

Tedavi, hastanın doktoru ile,aralarında bir radyoterapi uzmanının da bulunduğu bir ekip tarafından planlanır. Tümörün yeri röntgen incelemesiyle belirlendikten sonra, tedavi için gerekli Işının enerjisi, dozu ve pozisyonu belirlenir. Işınların geleceği yüzeyler hastanın bedenine işaretlenir. işaretlet, her seansta aynı bölgeye ışın verilmesi amacıyla sabit mürekkeple yapılır. Tedavi genellikle üç-altı hafta sürer ve haftada üç-beş doz halinde uygulanır. Verilen dozların toplamı tümörü yok etmeye yöneliktir; aradaki dinlenme zamanlarında ise, normal dokunun kendini toplamasına izin verilmiş olur.

Hastaların çoğu hastanede kalmak zorunda değildir; her seans için hastaneye gelip giderler. Tedavi bütünüyle ağrısızdır. Hastanın bütün yapacağı radyasyon aygıtı karşısında birkaç dakika oturmak ya da yatmaktır. Tedaviyi uygulayan ekip,radyasyonun uzun süreli etkilerinden korunmak için bu tedavi sırasında odada durmaz. Ancak tedavi yapan kişi bir pencereden hastayı izler ve onunla konuşabilir.

Yan Etkileri

En sık görülen yan etki, ışın alan derinin kızarması ve tahriş olmasıdır. Tahrişin artmasını önlemek için hasta, birkaç gün etkilenen yeri sabunla yıkama- malı ve yüz söz konusuysa tıraş olmamalıdır.

Saçlı deri ışın alırsa saç dökülebilir, ancak tedavi sonuçlanınca saç yeniden çıkar.

Bu teknik, normal dokuların iptidan zarar görmesini önlemek için uygulanır. Tümöre değişik açılardan gittikçe artan dozlarda ifin verilir.

Değişik açılardan tedavi

da iştahsızlık, ağız kuruması, kusma ve ishal gibi belirtiler oluşabilir. Bu durumun geçmesi için yüksek kalorili, sindirimi kolay besinlerden oluşan bir diyet uygulanmalıdır. Düzenli olarak kan sayımı yapılarak kemik iliğinin etkilenip etkilenmediği araştırılmalıdır. Radyasyon hastalığı, mide bulantısını önleyici ilaçlar ve yatıştırıcılarla kontrol altına alınır.

Radyoterapinin sonuçları

Günümüzde insanların kanser korkusunu anlamak kolaydır. Ancak Batı ülkelerinde kanser hastalarının yüzde 20- 30’u bütünüyle tedavi edilebilmektedir ve her geçen gün kansere karşı yeni silahlar bulunmaktadır.

Kanser tedavisine ilişkin araştırmalar özellikle de kimyasal yolla tedavi konusundaki gelişmeler umut vericidir.

Kanserle savaşta radyoterapinin şansı nedir?

Kanser tedavisinde amaç, kanserin bütününün, yani gerek kaynak tümör, gerekse bunun yayılmalarıyla ortaya çıkan ikincil tümörlerin bütünüyle yok edilmesidir. Tümörün, hastanın yaşamı oyunca sorun yaratmaması gerekir. Ancak, bunun sağlanabildiğinden her zaman emin olunamaz Hızlı büyüyen tümörlerde tedaviden sonraki 5 yıl içinde bir sorun çıkmadığı takdirde hasta tehlikeyi atlatmış sayılır, ancak yavaş büyüyen tümörlerde 10 yıldan önce yayılma belirtileri görülmeyebilir Bu yüzden hastalar düzenli aralarla kontrol edilir.

Bazı kanser türleri radyoterapiye çok duyarlıdır) özellikle lenf bezi, erbezi tümörlerinin bazı türleri ışın tedavisiyle tümüyle iyileşebilir. Deri kanseri daha az duyarlıdır. Ancak çoğunlukla tedaviyle bütünüyle iyileşir İdrar kesesi, akciğer, rahim, yumurtalık, meme kanseri radyoterapiden daha az etkilenirler.

Radyoterapi, cerrahiden sonra da yapılabilir. Sözgelimi tümör hücrelerinin tam olarak alınamadığı vakalarda tedavi radyasyonla tamamlanır. Akciğer kanserinde radyoterapiden sonra tümörün bütünüyle yok edilmesi olanaklıdır; ama kanser erken bir dönemde yayılmış olabileceğinden, bedenin birçok yerini radyoterapiyle tedavisi olanaksızdır, ancak bu yolla belirtilerin şiddeti azaltılabilir.

Meme kanserinde yayılma alanlarını tedavi etmek kolaydır Bu durumda gerçek bir tedavi sağlanamasa bile hastanın ömrü uzatılır Birçok başka hastalıkta, sözgelimi şeker hastalığında da tam bir tedavi sağlanamadığı ve hastanın sürekli kontrolle yaşadığı düşünülürse, durumun o kadar kötü olmadığı anlaşılır.

Tam bir tedavi sağlanamadığı zaman radyoterapi, kanserin kontrol altında tutulmasını sağlar ve hastanın geri kalan yaşamını iyi bir biçimde geçirmesine katkıda bulunur. Kanserin son dönemini yaşayan kişiler bile bu tedaviden yarar görebilirler. Rahatsızlık verici belirtiler bu yolla ortadan kaldırılabilir. Birçok kanser türünde iyi sonuçlar elde edilmiştir ve fazla iyimser olmak yanlış olabilirse de, bu konuda daha birçok ilerleme kaydedileceği kesindir.

Unutulmaması gereken nokta, kanserin türü ne olursa olsun, tedavide erken davranmanın çok önemli olduğudur. Bu nedenle insanların kendilerinde fark ettikleri belirtileri dikkate almaları gerekir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz