Radyasyon Etkileri ve Sonuçları

26 Mart 2018
radyasyon

Radyasyon hastalığı, aşırı dozlarda radyasyonla karşı karşıya kalanlarda görülür ama radyoterapinin yan etkisi olarak da oluşabilir.

Günümüzde görülen radyasyon hastalığı başlıca radyoterapi ya da ışın tedavisi olarak adlandırılan radyasyon terapisinin istenmeyen ancak kontrol edilebilen bir yan etkisi olarak ortaya çıkmaktadır. Dokuların göreceği zarar, alınmış olan doza bağlı olduğundan bu durumun oluşmaması sağlanabilir. Büyük dozlarda radyasyon tedavisi gerekse bile (sözgelimi karnın derin bir yerindeki tümör vakalarında) bu dozlar küçük dozlara bölünerek aralıklı olarak verilir ve sağlıklı dokuların karşılaşacağı zarar en aza indirilir Bir nükleer felaket halinde ise, sözgelimi savaş ya da nükleer bir santraldaki enerji sızıntısı, büyük kitlelerin radyasyonla karşılaş­masına neden olacağından, kontrolü ya da tedavisi olanaklı değildir.

Radyoterapinin etkileri

Radyoterapi sırasında radyasyon hastalığı oluştuğunda ilk belirtiler bitkinlik, halsizlik, baş ağrısı, bulantı ve kusmadır. Bu belirtilerin ışın tarafından tahrip edilen beden hücrelerinin kana verdiği zehirli maddelerce oluşturulduğu sanılmaktadır Radyoterapinin öteki istenmeyen etkileri, bedenin çeşitli bölgelerinin duyarlılığına bağlıdır. En duyarlı yerler sürekli değişip yenilenen hücrelerin bulunduğu bölgelerdir: Deri, kan hücrelerini oluşturan kemik iliği ve mide-bağırsak sisteminin iç yüzünü örten hücreler Bu büyüme ve değişme süreci, radyasyondan çok fazla etkilenip zarar görür, çünkü kanserli hücrenin yok edilmesi, bu temele dayanmaktadır (kanserli hücre aşırı büyüme ve çoğalma gösterir)

Belirli bir radyasyon dozundan sonra cilt kızarır ve ağrır. Saç köklen tahrip olur ve saçlar dökülür, ancak genellikle iki-üç ay sonra yeniden çıkar 1 er bezleri de tahrip olduğu için cilt kurur. Daha fazla doz daha fazla kızartı, hatta bazen kabarcıklar oluşturur; daha sonra da kabuklar ortaya çıkar. Bu hasarların iyileşmesi yaklaşık üç hafta sürer. Kemik iliğindeki akyuvarlar ile trombositleri (kan pulcukları) yapan hücreler kolayca tahrip olabileceği için, düzenli kan tahlilleri yapılmalıdır. Mide ve bağırsağın, radyoterapide aşırı radyasyon almasıyla bulantı ülser, ishal ve kusma olabilir. Aynı zamanda ağız kuruluğu ve yutkunmayı güçleştirebilen boğaz ağrısı görülebilir. Kuşkusuz bu yan etkiler, hoş değildir. Ancak genellikle tedavileri ya da hafifletilmeleyi olanaklıdır. Ayrıca, tedaviden elde edilecek yararların yanında, çoğu önemsiz sayılır.

Nükleer felaketlerin etkileri

Bir nükleer felaketin yol açacağı radyasyon hastalığı hiç kimsenin kontrol edemeyeceği düzeyde olur. 1 megaton gücündeki (1 000 000 ton dinamit gücü) bir patlama (bugünkü nükleer standartlara göre düşük güçte bomba),9 mil yarıçapındaki bir alanda bulunan her şeyi yok eder. Bu etki patlama, yoğun ısı ve radyasyondan oluşur. Bu alanın dışındaki kişilerde ise, ağır radyasyon hastalığı görülür.

1945 yılında Hiroşima ve Nagasaki’ ye atılan atom bombaları gibi nükleer patlamalardan sonra oluşan zarar, patlamadan çok, “nükleer serpinti”den oluşur. Bu serpinti radyoaktivite yüklü, binlerce ton tozdan oluşur. Patlamanın etkisiyle mantarımsı bir bulut halinde yükselen tozlar, rüzgarla çok uzaklara taşınabilir.

İlk belirtiler şiddetli ishalle birlikte bulantı ve kusmadır. Kemik iliğindeki trombositler zarar gördüğü için, iç kanama olur. Akyuvarlar da tahrip olduğundan, bedenin savunma mekanizması bozulur. Saç dökülmesi ve radyasyon yanıkları oluşur. Alınan doza göre kişi iki gün ile 12 hafta arasında değişen bir sure içinde ölür. Düşük dozlar alındığında iyileşme yavaştır. Üreme organlarının zarar görmesi kısırlıkla sonuçlanır. Gen anormalliklerine neden olan kromozom bozuklukları ise,gelecek kuşaklara da taşman bozukluklardır. Uzun dönemde ise kanser ve kan kanseri olasılığı artar.

Bir başka deyişle insanlar radyasyonun erken etkilerinden kurtulsalar da geç etkileri ile kuşaktan kuşağa aktarılan gen anormallikleri her zaman bir risk oluşturur.

Sonuç

Radyasyon hastalığı, birbirine hiç benzemeyen iki nedenden oluşabilir İlki radyoterapidir ve hekimler tarafından kontrol altında tutulan bir yan etki olarak onaya çıkar. Bu konuda ilerlemeler kaydedilmektedir.

İkincisi, nükleer felaketlerdir ve ancak böyle bir şeyin olmamasıyla önlenebilir.

Ancak ne yazık ki son zamanlarda nükleer felaketin, yalnızca savaş sonrasında değil, nükleer santrallerdeki kazalar sonucu da olabildiği acı bir örnekle anlaşılmıştır.

 

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz