Prostat İşlevi ve Sorunları

25 Mart 2018
prostat

Prostat bezinin ana işlevi, erkek üreme sistemine yardımcı olmasıdır. Genellikle ileri yaşlara kadar sorun çıkarmaz ve gerektiğinde başarıyla tedavi edilir.

Prostat bezi erkeklerde bulunan, ce­viz büyüklüğünde bir yapıdır. İdrar kesesinin tabanında yer alır ve idrar yolu­nu çevreler idrar yolu, yani “üretra’’ erkekte idrar ve spermanın atılmasını sağlar.

Sperma sıvısının bir bölümünü pros­tat sıvısı oluşturur. Bu sıvının kesin iş­levi bilinmemekle birlikle, spermi etkin kılmada rolü olduğu ve döllenmeye yardımcı olduğu sanılmaktadır.

Konumu nedeniyle, prostat bezi so­runları idrar kesesinin çalışmasını etkiler. Prostat sorunu genellikle yaşlı er­keklerde görülür.

Prostat sorunları

Bir erkek yaşamı boyunca prostattan kaynaklanan çeşitli sorunlarla karşıla­şabilir. Prostat bezi bakteri enfeksiyonu sonucunda iltihaplandığında, “okul prostata” denen durum oluşur Belir tileri karın bölgesinde, kasıkta, apış ara­sında ağrılar ve griptekine benzer rahat sıklıklardır Seyrek olarak penisten akın tı da gelebilir. Bazen bu enfeksiyon bez­de apse oluşmasına neden olur. Enfeksiyon hafif seyrederek kronik iltihaba dönüşebilir (kronik prostatit)

Kronik prostatitte kireçlenme sonucu taş oluşabilir. Tedavi antibiyotiklerle yapılır, ancak yinelenmesine sık rastla­nılır. Apse için cerrahi tedavi gerekebi­lir.

Bir başka prostat sorunu ise, tümör oluşumudur Tedavide izlenecek yol tü­mörün habis ya da selim oluşuna göre değişir.

Selim tümörün belirtileri

Prostatın selim büyümesi, en sık görülen tümör türüdür ve gençlerde de oluşabilmesine karşılık daha çok yaşlı erkeklerde görülür.

Prostatın selim tümörleri o kadar yaygındır ki doktorlar, 50 yaşını geçmiş her erkeğin prostatının biraz büyüdüğü ve bunun yaşlanmayla ilgili bir olay ol­duğu düşüncesindedirler.

Prostat bezi idrar yolunu çepeçevre sardığı ve idrar kesesine yakın olduğu için, büyümesi bu organları da etkiler ve idrar yapma mekanizmasında bazı aksaklıklar ortaya çıkar.

Prostat büyümesinde şu belirtiler görülür: Gün boyunca idrara çıkma sayı sında artış; geceleyin idrara kalkma, idrarın fışkırma gücünün azalması; idrarın kesintili gelmesi ve biraz daha kal­dığını hissetmek idrar yapabilmek için saniyelerce bekleme, idrara başlamada zor­luk, idrardan sonra idrarın damlaması ve bazen de ani idrar yapma duygusu Bütün bu belirtiler prostatın normal anatomisinin bozularak idrar kesesini etkilediğini gösterir. Prostat büyürse idrar yolu sıkışıp daralır; bazen prostatın orta kısmı genişler ve idrar kesesine ka­dar uzanarak idrar yoluna baskı yapıp, idrarın akmasını önler.

Eğer belirtilerin sürmesine göz yumu­lur ve doktora gidilmezse iki şey olabi­lir. Birincisi, hastanın ansızın idrar ya­pamaz hale gelmesidir. Bu, çok ağrı ve­rir ve acil tedavi gerektirir. Tek çaresi idrar kesesine bir sonda sokulup fazla id­rarın boşaltılmasıdır, ikinci sonuç ise, idrar kesesinin gerilmesidir. Kişi idrar yapsa da idrar kesesini iyice boşaltamaz. Kesenin büyümesi yavaş olduğu için ağrı olmaz ve başka belirtiler fark edilemez. Sonunda idrar damla halinde çıkmaya başlar ve hasta külotunu ve yatağını ıs­latmaya başladığını fark eder. Kesede kalan idrar böbreklere baskı yapar ve artık maddeler kanda birikir. İdrarın kronik bir biçimde geriye doğru birik­mesiyle (retansıyon) böbrek yetmezliği oluşur.

Tedavi

Hasta doktora idrar yapma güçlüğü ya da sık sık az miktarda idrar çıkarma şikâyetiyle gittiğinde, bir dizi muayene yapılır: Özel röntgen yöntemiyle böb­rekler,  idrar kesesi ve idrar yolu incele­nir; kan testi yapılır; idrar akışı muaye­ne edilir.

Testlerin sonucu prostat büyümesi­ni gösteriyorsa, cerrahi tedavi gerekir. Akut idrar retansiyonu nedeniyle idrar yapamayan kişi de, çıkarıldığında idra­rını yapamayacağından ve sürekli idrar ­kesesi sondasıyla yaşamak tıbbi ve kişi­sel sorun yaratıp enfeksiyon riskini artıracağından, hemen ameliyat edilir. Bezin küçülmesini saklayacak bir ilaç yoktur Dazı ilaçlar belirtilerin hafiflemesini sağlasa da sonunda ameliyat kaçınılmaz olur.

Ameliyat

Prostat bezi bedenin ulaşılması güç bir yerinde bulunduğundan ameliyatı güçtür.  Ayrıca bez idrar kesesine yakın olduğu için ameliyat dikkatli yapılmazsa  idrarı tutmaya yarayan kaslar zedelenebilir. Günümüzde iki tür ameliyat yöntemi uygulanır “Açık” prostat ameliyatı, yani retropubik prostatektomi ve ‘’kapalı”  prostat ameliyatı yanı transüretral prostatektomi.

Çok büyümüş prostatlarda ya da idrar kesesini de ilgilendiren durumlarda açık ameliyat yeğlenir, karnın alt kıs­mı açılır ve pubıs kemiği ile idrar kesesinin ardından prostat bezine ulaşılır. Prostat bezinin kapsülü açılır ve bez kapsülden çıkarılır. Bu arada kan pıh­tılarının oluşumunu önlemek için idrar kesesine bir sıvı verilir, sıvının verildiği bu sonda ameliyattan birkaç gün sonraya kadar yerinde bırakılır ve kanama olmazsa çıkarılır. Ameliyattan sonra hasta, genellikle 7-10 gün hastanede kalır.

Kapalı ameliyat yönteminde, penis içinden, idrar yolu boyunca idrar kesesine teleskoba benzeyen, ince bir tüp uzatılır. Tüpün ucunda bir gözetleme ve dağlama (koterizasyon) aygıtı vardır. Prostat bezi böylece idrar yolunun için­den alınır. Tüpün ucundaki elektrikle işleyen bıçak, her seferinde ufak bir parça keserek prostatı alır.

Yöntemin en önemli üstünlüğü, hastanın karnının açılmamış olması ve ame­liyattan sonra daha az ağrı ve rahatsızlık olmasıdır. Açık ameliyatta olduğu gibi bunda da idrar kesesine bir sonda yerleştirilip iki gün sonra çıkarılır.  Traumva daha az olduğu için hasta, bu ameliyattan soma daha çabuk iyileşir.

Prostatın alınmasından sonra idrar sistemi eskisinden iyi çalışır, ama anatomik özellikler nedeniyle, prostatı alınan hastalarda sperma boşaltımı norma özelliğini yitirir ve boşalma anında penisten çıkacağına idrar kesesine gider. Bunun nedeni, prostat alınırken idrar kesesinin tabanındaki kasın da alınmasıdır. Oysa kas normalde orgazm anında kasılarak spermanın keseye girişini engeller.

Ameliyat genellikle yaşlı erkeklere yapıldığı için bu durum, yani kısırlık, sorun yaratmaz ve erkeğin cinsel gücü etkilenmez. Ancak çocuk sahibi olmama yine de önemliyse, yapay dölleme yo­luyla çocuk sahibi olmak olanaklıdır. Ayrıca genç erkeklerde, belirtilerin çok şiddetli olmadığı durumlarda, ameliyatın baba olana kadar ertelenmesi de ola­naklıdır.

Prostat kanseri

Erkeklerde en çok görülen kanserler­den biri prostat kanseridir. Gerçekten de otopsilerde, neredeyse bütün yaşlı er­keklerin prostat bezinde, belirti verme­miş, ufak kanser odakları bulunmakta­dır.

Ancak habis bir tümör çeşitli biçim­lerde fark edilebilir: Bir muayenede be­zin şiştiği doktor tarafından hissedilebilir (prostat bezi gödenbağırsağının ön duvarından tuşe yöntemiyle hissedilebilir); tümörün idrar yoluna yakınlığı ne­deniyle hasta idrar yapma güçlüğü çe­kebilir; idrarla ilgili belirti görülmese de tümörün bezden dışarı yayılmasıyla il­gili belirtiler oluşabilir. Tümörün en faz­la yayıldığı yer kemiktir ve büyük bir olasılıkla tümörden kopan küçük hüc­re kümelerinin kana karışmasına bağlı­dır.

Tedavi ve sonuç

Prostat kanserinin tedavisi, çeşitli etkenlere bağlı olarak değişir. En önemIisi tümörün yayılma derecesidir. Bu yüzden hastanın genel ve özel (radyoaktif kemik taraması) röntgenleri de içeren birçok testle birlikle muayenesi yapılır.

Eğer tümör tanısı rastlantı sonucu konmuşsa ve tümör bezin içinde küçük bir odak halindeyse, birçok doktor tümörün tedavi edilmeden bırakılmasın dan yana olabilir Hastaların çoğu, hiçbir sorun olmadan yaşarlar.

Eğer tahliller tümörün yayıldığını gösterirse, hormon ilaçlarıyla tedavi ge­rekir. Prostat kanserinin genellikle, erkek hormonlarına bağlı olarak büyüdüğü bilindiğinden, kadınlık hormonları verilerek kanserin durdurulabileceği dü­şünülmektedir. İlaç çok küçük dozlarda verilir ve hem birincil hem de ikincil tümörlerde (yayılma sonucu oluşmuş tü­mör odakları) yararlı sonuç verir. Bu te­daviyle ikincil tümörlerle etkilenmiş kemikler yeniden normale döner, aynı za­manda prostat bezindeki şişme de aza­lır.

Ancak kadınlık hormonunun yan et kileri vardır. Kıl dökülmesi, göğüs bü­yümesi ve cinsel istek azalması görüle­bilir. Bedende su birikmesi nedeniyle ayak bileklerinde şişlik ve kalp yetmezliği oluşabilir.

Ne var ki bu yan etkiler, yalnızca bir kaç hastada sorun yaratır ve ilacın kan­seri yendiği düşünüldüğünde önemsiz sayılabilir. Bazı hekimler aynı etkiyi yaratmak için, erkeklik hormonlarını üreten bezlerinin çıkarılmasını savunurlar.

Bu yolla da tümör iyileşmekle ve hormon tedavisine gerek kalmamaktadır.

Cerrahı girişim ancak tümörün idrar yoluna baskı yaparak idrar yapma güçlüğüne neden olması durumunda gereklidir. Ameliyatla tıkanma giderilir ama tümörün tümünün alınmasına yanaşılmaz onun yerine kalan parça ışın tedavisiyle iyileştirilmeye çalışılır. Ancak genellikle tümör kemiğe sıçrayarak ikincil tümör oluşturur ve şiddetli ağrılara  neden olur.

Bazı hastalarda hormon tedavisi başarısız olmaktadır. Ancak bu sayı çok azdır, tedavi genellikle başarıyla sonuçlanır. Bazı hastalar her gün küçük dozda hormon alarak  normal prostat ile yıllarca yaşarlar.

 

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz