Plastik Cerrahinin Uygulama Alanları

26 Şubat 2018
plastik-cerrahi

Plastik cerrahi tıbbın önemli bir dalıdır.

Zarar görmüş dokulara biçim kazandırılmasını sağlar. Burnu güzelleştirmek ve derideki kırışıklıkları gidermek için yapılan ameliyatlar, bu dalın yalnızca önemsiz bir bölümünü oluşturur.

Plastik cerrahi terimi, genel olarak, bedenin herhangi bir yerinde biçim değişikliği sağlayan cerrahi dalı için kullanılır, ama günümüzde, doku aktarımını da kapsamaktadır Deri kolay aktarılan bir doku olduğundan, plastik cerrahi ile deri aktarımı, neredeyse aynı anlamda kullanılmaya başlanmıştır. Ancak, plastik cerrahi alanının çok geniş olduğunu bilmek gerekir.

Plastik cerrahi, Birinci ve İkinci Dünya savaşları sırasında yaygınlaşıp cerrahinin özel bir dalı haline gelmiştir. Ancak geçmişi daha eski çağlara dayanır. Hintli bir hekim olan Sustruta`nın İ.Ö 800 yılında, zedelenmiş bir burnu deri aktarımıyla düzelttiği bilinmektedir. Benzer ameliyatların eski Yunan ve Roma’da da yapıldığına ilişkin belgeler vardır.

Plastik cerrahi denildiğinde çoğu kişinin aklına estetik cerrahı gelir. Oysa günümüzde plastik cerrahı vakalarının çoğunu, doğuştan biçim bozuklukları, hastalıklar ve kazalar (söz gelimi yanıklar) oluşturmaktadır: Estetik cerrahinin kamuoyunda büyük reklam konusu olmasına karşılık, plastik cerrahinin asıl ilgi alanı, bu önemli girişimlerdir.

Tedavi gerektiren durumlar

Plastik cerrahinin geniş bir alanı vardır Doğuştan anormallikler, yaralanmalar, yanıklar, biçim bozuklukları, kanser ya da başka hastalıklar nedeniyle ortaya çıkan bozukluklar ile nedbelerin düzeltilmesi.

Plastik cerrahiyle düzeltilen doğuştan anormallikler, yarık dudak (tavşan dudak) ve yarık damak gibi, genellikle bir arada bulunan anormalliklerdir Bu hataların giderilmesi, yalnızca dış görünümü değil, konuşma ve beslenme gibi işlevleri de düzeltir. Tavşan dudak genellikle, bebek üç aylıkken ameliyat edilir, ama bazı cerrahlar daha da erken ameliyat etmeyi yeğlerler. Yarık damak 9-12 aylıkken düzeltilir ve böylece, konuşmanın başlamasından önce damak normal haline kavuşturulmuş olur.

Doğum lekeleri de plastik cerrahi alanı na girer Bu lekelerin çoğu ya önemsiz dir ya da kendiliğinden geçer, ama herhangi bir komplikasyon, söz gelimi kanama ve görüşün engellenmesi gibi durumlar ameliyat gerektirir.

Yine plastik cerrahiyle düzeltilen ender görülen vakalar da vardır: Farla parmak, perdeli parmak (parmak aralarının bitişik olması), fazla kulak memesi, penis ağzının alt tarafta olması (hipospadias) gibi. Bu durumlardan hiçbiri tehlike yaratmadığından acil tedavi gerektirmez ve bu nedenle çocuğun biraz büyümesi, yani okul çağına gelmesi beklenir. Bu yaşlarda hem anestezi hem de ameliyat daha kolay yapılır.

Şiddetli yanıklar hem erken hem de geç dönemde, plastik cerrahi gerektirir. Derin olmayan yanıklar kendi kendine iyileşir, ama derin olanları için doku aktarımı yapılır. Yanık bölgenin deriyle kapanması, ağrıyı da dindirir.

Kopmuş bir parçanın yerine dikilmesi de cerrahinin vardığı son aşamalardan biridir ve güçlüklerle dolu bir tekniktir. Bu yüzden, yalnızca bir organın tümünün koptuğu vakalarda uygulanır. Sözgelimi parmaklar, el, kol yerine dikilebilir. Ameliyat kan damarlarının, sinirlerin ve öteki dokuların mikrocerrahiyle dikilmesinden oluşur ve söz konusu organ denetim bakımından eskisi kadar iyi olmasa da, genellikle çok başarılı sonuç verir.

Yüz yaraları da plastik cerrahın sık karşılaştığı vakalardandır. Emniyet kemeri bağlamayan sürücüler, kazalarda genellikle ön camdan fırladıkları için, bu tür yaralanmalar çok olur.

Derideki tümör benzeri oluşumların alınması gerektiğinde oluşacak yara İzi nin de plastik cerrahiyle kapatılması gerekebilir.

Estetik cerrahi

Estetik cerrahi daha çok yüze yapılır Burnun düzeltilmesi ve yanak, göz altı, çene altı kırışıklıklarının alınması en yaygın estetik cerrahi uygulamalarıdır. Bu ameliyatlar genellikle genel anestezi altında yapılır ve kişinin birkaç gün hastanede yatması gerekir.

Göğüsler de protezlerle desteklenerek büyütülebilir. Bu protezler silikon jeli ya da tuzlu suyla dolu plastik torbacıklardır ve memenin özelliklerine benzeyecek biçimde yapılmışlardır. Meme ucunun hassasiyetinde geçici olarak değişiklik olabilir, ancak emzirme önlenmez ve göğüs dokusuna zarar gelmez.

Göğsün küçülmesi de olanaklıdır. Ancak bu ameliyatta göğüs dokusu kesildiği için emzirme olanaksızdır.

Karın, bacak ve kalçadaki yağların alınması da estetik cerrahinin uygulama alanına girer. Bu ameliyatlar büyük çaplıdır ve hastanede en az bir hafta kalmayı gerektirirler.

Estetik cerrahiyle yara izleri ustalıkla gizlenir ve genellikle izlerin “bikini bölgesinde” kalmasına Özen gösterilir. Yine de böyle bir ameliyat isteyen kişi, kararını. ailesi ve doktoruyla görüştükten sonra vermelidir. Estetik cerrahi iyi sonuçlar verirse de mucize yaratmaz. Kişi bu konudaki beklentilerinde gerçekçi olmalı, kendine yakışanı seçmelidir.

Deri aktarımı

Deri aktarımı yaygın olarak kullanılan bir tekniktir. En çok deri yanıklarının kapatılmasında uygulanır. Aktarılacak dokunun esas dokuyla aynı renkte ve özelliklerde (söz gelimi, kıllı olup olmaması gibi) olması gerekir.

Fazla derin olmayan, “kısmı kalınlıkta** deri aktarımı için, genellikle kalça, baldır ve kolun üst iç yanından doku alınır. Bu tür aktarım yalnızca üst- deri (epidermis) ve bazen de altderi (dermis) tabakasını içerir. Derinin tümü alınmayacağı için, deri alınan yerdeki doku kendiliğinden iyileşir: Epitel hücreleri buraları doldurur ve nedbe oluşmaz.

Ancak yalnız üst katlarının değil, bazı vakalarda, derinin tümünün aktarılması gerekir. Bu durumda deri bütünüyle alınıp aktarılır (‘tam kalınlıkta deri aktarımı’ diye bilinir). Geride epitel hücreleri kalmadığından, açık yerin dikişle kapatılması gerekir. “Tam kalınlıkta deri*’ kas ve yağ tabaklan içerir. Böyle bir dokunun aktarıldığı yerde yaşaması için kan dolaşımının sağlanması gereklidir. Bunun için de doku bir sapla asıl yerine bağlı bırakılır. Sap ancak deri, aktarıldığı yerde canlılığını sürdürebilecek hale geldiğinde kesilir.

Aktarma teknikleri

Aktarılacak doku bedenin bir yerinden alınarak yaralı yere yerleştirilir, önce yara yeri iyice temizlenir ve enfeksiyona karşı önlem alınır. Bu işlem hastanın hastanede yattığı süre boyunca ya da ameliyat anında gerçekleştirilir ve anesteziyle yapılıp yapılmayacağı, yaranın tipine bağlıdır. Söz gelimi bacak toplardamarındaki bir hastalığa bağlı bir ülser yarası enfekte olmuş olabilir. Bu durumda doku aktarımında önce yaranın temizlenmesi gerekir. Cerrahi işlem sonucu oluşan yara ise hemen doku aktarımıyla kapatılır, çünkü enfeksiyonlu yere doku aktarımı başarısızlıkla sonuçlanır.

Yara yeri temizlendikten sonra, aktarılacak deri dokusu alınır. Bu işlem “dermaton’’ denen bir aletle yapılır Alet, birkaç türde olabilir. Tıraş bıçağına benzeyen ve keseceği dokunun kalınlığına ayarlanabilen türden olabildiği gibi. elektrikli bıçağa benzeyen türleri de vardır. Bu aletler, cerrahların istenilen incelikte doku kaldırmalarını sağlar.

Böylece dokunun gereğinden kalın alınması önlenir.

Doku alındıktan sonra, zedelenmemesi için vazelinli gazlı beze yatırılır ve onarılacak yerin biçimine göre kesilerek yerleştirilir. Ya dikişle ya da sargıyla yerine tutturulur. Dokunun alındığı yere vazelinli gazlı bez konur. İki ameliyat bölgesi de 7-10 gün süreyle iyileşmeye bırakılır, ama bazı cerrahlar kesin sonucun alınması için daha uzun sure beklemeyi yeğlerler. Tampon ya da sargının erken çıkarılması ekilen parçanın yerinden oynamasına neden olabilir. Ancak, dokunun tutup tutmadığı genellikle bir hafta sonra belli olur. Tutmuşsa, sağlıklı pembe bir görüntü oluşur; tutmamışsa dokunun çevresi sıvıyla dolar ve dokunun oynak olduğu gözlenir.

Bir tür deri aktarımında ise. aktarılacak olan deri parçasının bir köşesinin yerine bağlı kalması ve böylece bu sapla parçada kan dolaşımının sürmesi sağlanır Başka bir deyişle doku, aktarıldığı yerde, asıl yerine bir sapla bağlı kalır ve ancak tuttuktan sonra sap yerinden kesilir.

Büyük yaralarda deri aktarımı, hastada aktarılabilecek sağlıklı dokunun aklığı nedeniyle sorun oluşturabilir. Söz gelimi, derisinin yüzde 5O’si yanmış bir hastada, aktarılacak deri dokusu yüzde 50’den azdır.

Günümüzde bu soruna iki çözüm bulunmuştur. Birincisi, özel olarak alıcının bedeni tarafından reddedilmeyecek biçimde bir dizi işlemden geçirilerek hazırlanmış hayvan derisi yerleştirip geçici olarak yaranın kapatılması ve sonra bir iki gün içinde bunu hastanın kendi derisiyle değiştirmektir İkinci yöntem ise, alınan dokunun pul benzen ufak parçalara kesilerek, yaranın bunlarla örtülmesidir. Zamanla bu küçük parçalar büyüyüp birleşir.

Kemik aktarımı

Kemik yaralanmalarının, kemikte eksiklik yapması durumunda, bu bölümlerin başka bir yerden alınan kemikle kapatılması olanaklıdır Kemik dokusu genellikle leğen kemiğinden (pelvis) ve kaburgalardan alınır Parça alınması bu kemiklere zarar vermez Aynı biçimde kulaktan alınan kıkırdak parçası burunda kullanılabilir.

Aktarılacak dokunun kişinin kendi bedeninden alınıp kullanılması yeğlenirse de bazı durumlarda başka bir kişiden almak gerekli olur. Bu durumda alınan ve aktarılan dokuyu beden reddedebilir ve reddi yenmek için kemik dokusunun aktarımdan once Özel işlemlerden geçirilmesi bile bazen başarısızlığı önleyemez Plastik ya da metalden yapılma maddelerin de aynı biçimde beden tarafından atılması söz konusudur

Kemik dokusu aktarımına bir seçenek olarak, Amerika’da geliştirilen bir çeşit macunun kullanımı gündemdedir. Bu macun sertleşince kemik dokusuna benzemektedir ve eğer bütün denemeler başarıyla sonuçlanırsa, kemik yaralan­malarında bu macun kullanılabilecektir.

Nedbe ve nedbe oluşumu

Bütün ameliyat yaralarında nedbe oluşur ve bu, plastik cerrahi için de geçerlidir Ancak plastik cerrahi uzmanlar eğitimleri sırasında ince dokularla uğ­raşmayı ve yara izlerini gizlemeyi öğre­nirler. Ameliyat yaralarını, cilt kırışık­lıkları ve saç dipleri gibi bedenin görün­meyen yerlerine gizlemeyi bilirler. Ameliyattan sonra oluşan nedbe dokusunun yaygınlığı ise çeşitli etkenlere bağlıdır. Ameliyat yarasında enfeksiyon olup ol­maması, hastanın derisinin kalınlaşan nedbeler (hipertrofîk nedbe) oluşturma­ya eğilimli olup olmaması, bunlardan bazılarıdır. Yapılan ameliyatın türünün de etkisi vardır Söz gelimi, göğüslerin büyütülmesi ameliyatında yalnızca göğ­sün altında bir yara izi kalır Göğüslerin küçültülmesi ameliyatında ise daha fazla iz oluşur: Hem göğüslerin altında hem de meme başlarının çevresinde iz kalır.

Eskiden oluşmuş nedbelerin düzeltil­mesi de plastik cerrahiyle olanaklıdır. Ncdbc kesilerek alınır ve yaranın iki ke­narı birbirine dikilir. Cerrah bu arada eski nedbenin oluşmasındaki olası et­kenleri gözden geçirerek, nedbenin ye­niden oluşmasını önlemeye çalışır. Bu et kenler cn feksiyon.yaraiçı nde kanama, dikişlerin fazla gerilmesi olabilir. Dikiş derin atılarak yüzeyin fazla gerilmeme- si sağlanabilir. Böylece dikişler iki-uç gün sonra alınarak, “dikiş izi” diye bi­linen deliklerin oluşması önlenir.

Eğer kesilip çıkarılan nedbe büyükse ve dikilemeyecek kadar geniş bir yara yüzeyi oluşturuyorsa, cerrahın yapabi­leceği iki şey vardır: Birincisi deıinin al­tındaki dokuları keserek deriyi kaslar üstünde kaydırmak; İkincisi ise deri ak tarımıyla yarayı kapamak

Sorunlar

Plastik cerrahide başarısızlığın iki ne­deni olabilir: Enfeksiyon; kan dolaşımı­nın sağlanamaması. Birinci neden ame­liyat sırasında çok dikkat edilerek ve antibiyotik verilerek önlenebilir. İkincisi İse, beden anatomisinin iyi bilinmesi ve kan dolaşımının nasıl sağlanacağının be­lirlenerek dokuların gerilmesinden ka­çınılarak alt edilir.

İyileşme bazı plastik cerrahı ameliyatlarında büyük başarı elde edilmektedir. Fazla parmak ve perdeli parmak gibi doğuş­tan anormallikler bunlardan bazılarıdır.

Yüzdeki yara izlerinin giderilmesi, göğüs küçültme ya da büyütme gibi ame­liyatlar da başarıyla sonuçlanmaktadır. Bir dizi ameliyat geçirmek zorunda kalabilir. Aynı za­manda bir nedbe dokusunun bütünüy­le yok edilmesinin olanaksızlığını da belirtmek gerekir. Yara izlerinin gizlene­bileceği doğrudur ama estetik cerrahın yara izlerini bütünüyle görünmez kılması olanaksızdır.


 

 

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz