PH nedir? Vücudumuzdaki Önemi

12 Ocak 2018
ph

Beden sıvılarımız ya asil ya da baz özelliktedir. Sıvıların bu niteliği, yani asil ve baz düzeyi, ph ölçeğiyle saptanır. Sağlıklı olabilmek için bedendeki pil düzeyinin dengede tutulması gerekir.

“pH” (erimi, sıvı bit maddenin ya da çözeltinin, asil ya da baz niteliğini tanımlamak için kullanılır. Çeşitli beden sıvılarımızın işlevi ve genel sağlığımız açısından beden pH’sının büyük önemi vardır. Etkili bir biçimde işlev görebilmeleri için beden sıvılarımız, asit ve baz bileşenler arasında oldukça sabit bir oran tutturmaları gerekir. Beden sıvısı pH’sının dar bir aralık içinde tutulması bazı mekanizmalarla sağlanır.

Beden sıvıları pH’sı

Beden sıvılarımızın hepsi, suda çözünmüş ya da asitli haldeki kimyasal maddelerden oluşan çözeltilerdir. Bu maddelerin bazıları çözündükleri zaman “iyon” denen yüklü parçacıklara ayrışırlar. İki iyon özel önem taşır. Bunlar hidrojen, yani 1-1′ iyonları ve hidroksil, yani OH+ iyonlarıdır. Belli bir çözeltinin pH’ sı, içerdiği 1-1 ’ ve OH” iyonlarıma göreceli sayısının bir ölçümüdür. H+ iyonlarının fazlalığı çözeltiyi asil, OH’iyonlarının fazlalığı ise baz özellikli yapar.

Sayısal olarak pH, 0 ile 14 arasında değerlerin yer aldığı bir ölçeğe göre belirtilir. pH değerleri 0 ile 3 arasındaki çözeltiler güçlü asitlerdir ve bol II * iyonu, çok az OH- iyonu içerirler. pH’sı 3 ile 7 arasında olanlar zayıf asit olarak değerlendirilirler. 7 ile 11 arasında bir pH, çözeltinin zayıf bir baz olduğunu gösterir. En güçlü baz çözeltileri ise, bol OH’ iyonu ve az H  iyonu içerirler ve pH değerleri 11 ile 14 arasındadır.

Çeşitli sıvılar, ortalama pH değerleri açısından büyük farklılıklar gösterirler. Sözgelimi mide salgısı pH’sı 2 yada 3 yani güçlü asittir ve bu, besinlerin sindi-r ilmesini sağlar. Buna karşılık kanın 7,4 dolayında, hafifçe baz özellikli bir pH’sl vardır.

pH’nın dengede tutulması

Beden hücrelerimiz sürekli olarak, güçlü asit ya da bazik maddeler üretir ya da bu özellikleri taşıyan maddeler besinlerle alınır. Bu nedenle de kan gibi sıvıların pH’sının aşırı farklıIık göstermemesini sağlamak için bazı mekanizmalar devreye girer. Bu mekanizmaların en önemlilerinden biri, kanda ve öteki beden sıvılarında “tampon ” madde olarak adlandırılan bazı kimyasal maddelerin varlığına dayanır. Bunlar H * ve OH iyonları ile tepkimeye girip pH üzerinde etkisi olmayan bileşikler oluşturarak işlev yaparlar. Bu yolla bütün güçlü asit ya da bazlar hemen nötrleştirilir ve böylece sıvının pH’sı büyük değişiklik yapmaz.

Bir başka kontrol sistemi böbreklerimizin iyi çalışmasına bağlıdır. Aldığımız besinler genellikle baz özellikli olmaktan çok asit maddeler içerir ve böbrekler kandan H + iyonlarını uzaklaştırıp idrar yoluyla atarak bu dengesizliği düzeltirler.

Bozukluklar

Bazen bir kişinin kanını ya da öteki beden sıvılarını dengede tutan mekanizmalar bir hastalık nedeniyle bozulur ya da bedendeki asit ya da baz yoğunluğu, kontrol mekanizmalarının başa çıkabileceğinden çok daha yüksek düzeylere ulaşır.

“Asidoz” olarak adlandırılan durum, kan pH sının normalin altına düşmesidir. Sık rastlanan nedenleri, kandan karbondioksit atılımını bozan akciğer hastalıkları, böbrek bozuklukları ve

kanda dolaşan asit maddelerin artmasına neden olan şeker hastalığı gibi metabolizma bozukluklarıdır. Eğer bir kişide aşın asidoz olursa, doktorlar bunu kandan karbondioksit atılımını hızlandırmaya çalışarak ya da pH’yı normale döndüren maddeler enjekte ederek tedavi ederler.

Alkaloz, kan pH’sının normal düzeyin üstene çıkmasıdır. Başlıca nedenleri, kandan aşırı karbondioksit yitirilmesine yol açan aşın solunum, mideden asit yitirilmesine neden olan ciddi kusmalar ile bazik maddelerle olan zehirlenmelerdir. Tedavisi, kandaki karbondioksit yoğunluğunun artırılmasıdır.

Derinin pH’sı

Derimizdeki küçük deliklerden salgılanan sebumun (yağ) 5-6 dolayında, hafifçe asit bir pH’sı vardır; bunun, deriyi nemlendirmenin yanı sıra, doğal bir koruyucu etkisi olduğuna inanılmaktadır.

Yüzümüzü yıkayınca yada saçımızı şampuanlayınca bu koruyucu “kılıf’’ yok olur. Birçok sabun ve şampuanın plisi bazik olduğu için, deri ve saçımızdaki doğal pH dengesini bozar ve deriyi tahriş edip, saça zarar verirler.

Bu sorunla başa çıkmak için bazı firmalar, sebumunkine yakın pH’sı olan ve den ile saçın doğal pH’sını bozmadan temizleyen,“pH’sı dengelenmiş” sabunlar ve şampuanlar üretmektedirler.

Bu ürünler, kuramsal olarak yararlıdır ama, aslında ne kullanılırsa kullanılsın, saç ve deri pH’sı yıkandıktan sonra bir ya da iki saat içinde eski durumuna döner.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz