Paratiroid Bezi Nedir? Sorunlar ve Tedavi

3 Ocak 2018
Schilddrüse einer Frau

Paratiroid bezleri çok küçük olmalarına karşılık, bedenin en önemli salgı bezleridir. Kandaki kalsiyum dengesini sağlamak için gerekli olan bir hormon salgılarlar.

Tiroit bezinin hemen arkasına gırtlağın altına yerleşmiş dört küçük iç salgı bezine paratiroid bezleri denir. Bedendeki kalsiyum düzeyinin denetiminde çok önemli rolleri vardır. Kalsiyum, yalnızca kemiklerin ve dişlerin yapısında ve gelişmesinde yer aldığı için değil, kasların ve sinir hücrelerinin görev yapmasında çok önemli bir rol oynadığı için de gereklidir. Kanda kalsiyum, çok hassas sınırlar içindeki bir değerde bulunmalıdır, yoksa kaslar çalışamaz ve kasılmalar başlar.

Kalsiyumun kana soğurulması, güneşten ve yediğimiz yiyeceklerden aldığımız D vitamini ile paratiroitin salgıladığı paratiroit hormonu (parat-hormon [PTH]) tarafından düzenlenir. Eğer kanda kalsiyum düşükse, paratiroitler yüksek miktarda hormon salgılayarak kalsiyumun kemiklerden serbestleşip kana geçmesini sağlarlar. Tam tersi durumda ise, hormon salgısı durur ve kandaki kalsiyum normal düzeye iner.

Paratiroitler o kadar ufaktırlar ki bulunmaları oldukça güçtür. Tiroitin hemen arkasında yer alırlar, ama daha aşağıda, hatta göğüs içinde bir yerde de olabilirler. Birçok içsalgı bezi gibi paratiroitlerin de ortaya çıkarabilecekleri iki büyük sorun vardır: Çok fazla çalışarak kan kalsiyum düzeyini yükseltebilirler ya da az çalışmaları sonucu kalsiyum düzeyi tehlike yaratacak kadar düşebilir.

Paratiroitlerin aşın çalışması Paratiroitlerin aşın çalışması (hipo-paratioıtizm olarak adlandırılır), sık rastlanan bir sorundur. Günümüzde kan kalsiyum düzeyinin ölçülmesi, hastaneye yatan ya da doktora giden pek çok hastaya yapılan, basit bir testtir, ölçümlerin böylesine yaygınlaşması, beklenenin üzerinde kalsiyum düzeyine oldukça sık rastlanıldığım ortaya çıkarmıştır. Oysa eskiden yalnızca kalsiyum düzeyinin yüksek olmasından kuşkulanılan hastalarda ölçüm yapılır ve o yüzden sayının çok daha düşük olduğu sanılırdı. Günümüzde ise, yaklaşık her bin kişiden birinde paratiroitlerin fazla çalıştığı tahmin edilmektedir.

Belirtileri

Kanda kalsiyum düzeyinin yüksek oluşu, paratiroitlere bağlı olabilir. Ancak başka nedenlerin de olabileceğim unutmamak gerekir. Sık rastlanan nedenlerden biri, kemiğe yayılan kanserlerdir, Bu, kemiklerin “yenmesine** ve kana yüksek miktarlarda kalsiyumun geçmesine yol açar. Çok fazla D vitamini alınması da kan kalsiyum düzeyini yükseltebilir.

Yüksek kalsiyum düzeyinin iki ana belirtisi, susama ve çok fazla idrara çıkmadır. Yorgunluk, dikkati toplayamama, iştahsızlık ve kusma da olabilir. Paratiroitlerin çok çalışmasına bağlı durumlarda,  böbrek taşlarına sık rastlanır. İdrarda bulunan fazla kalsiyum böbreklerde çöküp, taş oluşmasına yol açar. Paratiroitleri fazla çalışan kişiler sindirim bozukluğundan da şikayetçi olmaktadırlar. Vakaların yüzde onunda, yüksek PTH düzeyine bağlı olarak kemiklerden salınan kalsiyum o kadar fazla olmaktadır ki, kemiklerde ağrılar, incelmeler, hatta kendiliğinden oluşan kırılmalar görülebilmektedir. Röntgen çekilirse, kemiklerde (özelikle el kemiklerinde) kalsiyum yüksekliğine bağlı özel kistler görülür. Kemik ve böbrek sorunları ile sindirim bozukluğunun bir araya gelmesi, hasta için son derece rahatsız edici  bir tablo oluşturur.

paratirot

Tedavi

Tek etkili tedavi, fazla çalışan bez ya da bezlerin cerrahi olarak çıkarılmasıdır. Genellikle bütün bezlerin büyümüş olduğu görülür. Bu durumda uygulanan cerrahi yöntem üç bezi bütünüyle, kalanın ise yarısını çıkarmaktır. Bırakılan yarım bez, kalsiyum denetimi İçin gereklş PTH’yi salgılayabilir.

Öteki vakalarda ise sorun, tümördür. Tümör genellikle tek bezde ve çoğunlukla “selim”dir; “habis” tümör olasılığı çok düşüktür.

Kan kalsiyum düzeyi pek yüksek olmayan ve belirti göstermeyen hastalarda nasıl bir tedavi uygulanacağı kesinlik kazanmamıştır. Genç hastalara, yüksek kalsiyum düzeyi böbreklerine zarar verebileceği için, genellikle ameliyat önerilir.

Paratiroitlerin az çalışması

Paratiroitlerin az çalışmasına (hipoparatiroidizmj, eğer bir ameliyat sonucu alınmamışlarsa, çok ender rastlanılır. Bu hastalıktan yakınan insanlar sürekli yorgundurlar; kas kasılmaları ve tetani (elleri etkileyen bir kas kasılması) görülebilir.

Psikolojik bozukluklar da görülebilir. Hastaların birçoğu depresyondadır; bir bölümü de, “mani” olarak bilinen, aşın hareketlilik hali gösterir. Ayrıca, kan kalsiyumu düşük kişiler, tırnaklarda kandidyaz adlı mantar hastalığına da eğilimlidirler.

Ne var ki, ağızdan verilen D vitamini ile tedavi kısa sürede yapılabildiğinden, hastalık önemli bir sorun çıkarmaz. Kan kalsiyum düzeyi sürekli kontrolü gerektirse de, tedaviden alınan yanıt çok iyidir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz