Ozmos Nedir? İnsan Bedeninde Nasıldır?

28 Aralık 2017
ozmos

Bazı maddelerin, yarı-geçirgen bir zardan geçmesi demek olan ozmos, canlı varlıkların bedenlerinin dayandığı temel bir süreçtir.

“Ozmos’’, su ile öteki çözeltilerin zarlardan geçiş sürecine verilen addır. İnsan bedeninde ki her hücrenin çevresi, hücrenin içindeki maddeleri dış ortamdan ayıran bir zarla kaplıdır. Aslında, harcadığımız enerjinin çoğu, yürüme ve çalışma gibi görünür olaylara değil, bu görünmeyen, ancak bedenin dengesini korumaya çalışan hücreler düzeyindeki enerji tüketiminden oluşur.

Moleküller ve ozmos

Beden hücrelerini çevreleyen zarlar ‘’yarı-geçirgen’’dirler. Yani, suyun öteki yana geçmesine izin vermelerine karşılık daha büyük moleküllü olan proteini geçirmezler. Genel bir kural olarak bir maddenin bu zarlardan geçebilme yeteneği, molekülünün küçüklüğüyle artar.

Bedende, atomlardan oluşan moleküller halinde çok çeşitli kimyasal maddeler bulunur. Bazı maddelerin molekülleri, sözgelimi suyunki, yalnız üç atom içeren küçük bir moleküldür. Bazdan ise binlerce atom içeren büyük moleküllerdir

Genellikle yan-geçirgen bir zar olan hücre çeperinden, yalnız su kolaylıkla iki yana da geçer Öteki moleküller, sözgelimi biraz daha büyük moleküllü olan »eker, ancak enerji gerektiren özel taşıma mekanizmasıyla hücre çeperinden geçebilir.

Ozmos basıncı

Ozmos olayının (emeli, arada bulunan yan-geçirgen zar yoluyla suyun, seyrettik çözeltiden daha derişik olana doğru geçmesidir. Bu, basit bir deneyle görülebilir: Böyle bir zarın bir yanma seyrettik öteki yanına derişik şeker çözeltileri konulursa, zayıf çözeltideki suyun derişik çözeltiye geçtiği görülür. Eğer aynı deney saf suyla yinelenirse su, şekerli çözelti tarafından emilir Ancak zamanla çok daha fazla su olacağından, onun uygulayacağı basınç nedeniyle ozmosu durur. Sözgelimi şekerli çözeltinin düzeyi 3 cm yükselirse, ilk çözeltinin 3 cm’lık bir ozmos basıncı uygulandığından söz edilir. Bu basit gibi görünen olay, aslında yaşamın sürdürülmesinde büyük öneme sahiptir.

Bedende ozmos

Suyun seyreltik bir çözeltiden derişik bir çözeltiye geçişi, bedende kontrol altında tutulması gereken bir özelliktir, yani hücre içi ve hücre dışı sıvıların derişikliğinin aşağı yukarı sabit kalması gerekir.

Ozmos olayının ilginç bir yönü de bir sıvının ozmos basıncının (zar yoluyla emebileceği su miktarı), içinde çözünmüş olan moleküllerin sayısına bağlı oluşudur. Sözgelimi, bir litrelik bir milyon şeker molekülü sıvısının ozmos basıncı, kendinden birçok kez büyük moleküllere sahip proteinin bir milyon moleküllük bir litrelik sıvısının ozmos basıncıyla aynıdır.

Ozmos, kanın dolaşımı açısından da önemlidir. Sözgelimi ayakta durulurken toplardamarların kanı kalbe götürmesi ilginçtir. Özellikle kılcal damar çeperlerinin yan-geçirgen zar özelliğinde olması nedeniyle kanın, bedenin alt kesimlerinde gözlenebileceği düşünülebilir. Oysa kan çok yüksek miktarda protein ve büyük moleküllü başka maddeler içerdiğinden, damarlardan sıvı sızması çok azdır, hatta kanın ozmos basıncının yüksek oluşu nedeniyle sızan sıvılar bile geri emilir.

Kanın bu özelliği, protein yetersizliğinde çok belirgin biçimde bozulur. Protein eksikliği yapan böbrek ve karaciğer hastalıklarında, özellikle nefrotik sendromda, bedende sıvı birikimi başlar ve ayak bileği, bacak ve karında ödem görülür.

Kanda protein eksikliğinin oluşması çok basit bir anlatımla, kanm derişikliğinin, azalmasına, yani seyrelmesine neden olur. Oysa karnın ozmos yoluyla damardan dokulara geçişini önleyen en önemli etkenin, ozmotik basıncın oluşmasını sağlayan protein içeriği olduğu düşünülecek olursa, protein azlığında ödemin neden ortaya çıktığı anlaşılır.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz