Otonom Sinir Sistemi ve İşlevi

26 Aralık 2017
otonom-sinir-sistemi

Solunum, sindirim ve kalp atışı gibi birçok beden işlevi, bizim herhangi bir çaba göstermemize gerek kalmadan, otonom sinir sistemi tarafından düzenlenir.

Solunum ve sindirim gibi birçok beden işlevi, biz farkına bile varmadan etkinliğini sürdürür. Ancak her süreç bir denetleme mekanizması gerektirir ve bu da bedende iki ayrı sistemle sağlanır.

“Otomatik” denetim

İçsalgı sistemi, ürettiği hormonlarla bedenin kimyasal yapısını etkileyerek, aralarında büyüme ve üreme de bulunan birçok işlevi düzenler. Ancak hormonlarla denetlenen sistemler, ikinci bir sistem olan otonom sinir sistemi kadar çabuk etki sağlayamaz.

Sinir sistemi bütünü içinde bir parça olan bu sistem, kalp, akciğerler, mide ile bağırsaklar, idrar kesesi, cinsel organlar ve damarlar gibi organların işlevlerini, otomatik olarak yerine getir* inesim sağlar.

Çalışma biçimi

İlaçla etkileri, gerek kimyasal, gerekse elektriksel olarak denetlenebileceği, hatta engellenebileceği için otonom sinir sisteminin çalışma biçiminin anlaşılması tıp için çok önemlidir. Sistemin denetlenmesi, etkisi altındaki organların da denetlenebilmesi demektir.

Sinir sisteminin çalışma biçimi oldukça karmaşıktır; ama basite indirgendiğinde, sinir hücrelerinden oluşmuş ve aynı hücrelerle sonlanan sinir lifleriyle aktarılan elektrik uyanları olarak düşünülebilir.

Bu hücre ve liflerin sayısı (on milyardan fazla) ve karmaşıklığı inanılmaz boyutlardadır.

Hücre ve aksonlar

Sinir hücreleri, mesaj ya da duyumu taşıyıp ileten ya da alan küçük yapılardır. Tıpta ‘‘akson*’olarak bilinen sinir hücresi uzantıları, beyin ve omurilikteki denetim merkezlerine gidip gelen uyarıların taşındığı ‘’tel” terdir.

Aksonlar aslında sinir hücrelerine yapışık değillerdir. Akson sonuyla hücre arasında “sinaps” denilen bir boşluk vardır ve mesaj oradan kimyasal yolla taşınır. Kimyasal bir köprü oluşturan bu aralık doktorlara, sisteme müdahale etme fırsatı verir. Başka bir deyişle insan yapısı kimyasal maddelerin, bu kimyasal taşıyıcıların yerini alması sağlanabilir.

İki tür denetim

Otonom sinir sistemi ‘ ‘sempatik” ve ”prasempatik’’ denilen iki gruba ayrılır. Bunlar, sinir liflerinin hedef organa ulaştığı yerde farklı kimyasal taşıyıcılardan yararlanırlar . Ayrıca, her birinin yapısı ve ulaştıkları organ üzerindeki etkilen farklıdır.

Sözgelimi akciğerlere girip çıkan hava yollarına (bronşlar) ulaşan parasempatik sinirler bunları büzer, daraltır. Aynı yerdeki sempatik sinirlerse, bronş yollarını genişletirler.

Parasempatik sinirlerdeki kimyasal taşıyıcı asetilkolin, sempatik sinirlerdeki de noradrenalindir. Noradnenalin, yapısal bakımdan, bir tehlike anında salgılanarak beden içi etkinlikleri hızlandıran adrenalin hormonuna çok benzer.

Sistemin düzenlenmesi

Bu bilgilerin edinilmesi doktorlara tedavi konusunda ışık tutmuştur. Sözgelimi astımda başarılı bir tedavinin nasıl olması gerektiği böyle anlaşılmıştır.

Astım, ev tozu gibi maddelere karşı alerjik tepki nedeniyle bronşların daralmasıdır. Bu yüzden hasta, noradrenaline benzer bir ilaç solursa, sempatik sistem harekete geçerek hava yollarını genişletir ve nöbet geçer.

Eğer hasta fazla mukus oluşumuna bağlı olarak öksürüyorsa, parasempatik sistemine ket vuran bir ilaçla mukus salgılanması denetim altına alınarak kıyı rahatlatılabilir.

Belladonna

Parasempatik sisteme ket vurmak için kullanılan başlıca ilaç atropindir. Atropine eskiden “belladonna” denirdi, çünkü güzel kadınlar (İtalyanca bella güzel, donna kadın) çekiciliklerini artırma amacıyla gözbebeklerini genişletmek için, gözlerine atropin damlatırlardı. Bu ilaç, öteki otların yanı sıra, belladonna olarak da bilinen güzelavrat-otundan elde edilirdi.

Eğer hastada anjina pektoris (kalbe yetersiz oksijen gelmesi) varsa, sempatik sinir sistemini ve noradrenalini kesecek bir ilaç gerekir. Ancak, tahmin edilebileceği gibi, “beta bloker” denilen böyle bir ilaç, anjinayı rahatlatırken astıma neden olabilir.

Otonom sinir sistemi üstünde ameliyat da yapılabilir. Bu tip ameliyatların en yaygını, göğüsteki parasempatik sinir liflerinin birleşmesiyle ortaya çıkan vagus sinirinin kesildiği vagotomi ameliyatıdır Bu ameliyatla mide asit salgısı azaltılarak mide ve onikiparmakbağırsağı ülserleri bir dereceye kadar iyileştirilir.

Otonom sistem hastalıktan

Otonom sistemin kendisinin ciddi bir sorun yarattığı çok enderdir. Buna karlılık, neden olduğu önemsiz bir olaya, yani fenalaşıp bayılmaya sıkça rastlanılır.

Bayılma nöbetlerinin tıptaki karşılığı olan “vaso-vagal nöbet” sözcükleri, olayın mekanizmasını açıklayacak bir ipucu olacaktır. “Vasa” damar demektir, “vagus” ise parasempatik sistemin ana siniridir. Parasempatik sistemin görece fazla etkin olması damarların, özellikle de ‘’arteriol’’ denilen küçük atardamarların genişlemesine neden olur Sonuçla da kan basıncı düşer, beyne giden kan azalır ve ona bağlı olarak bilinç yitimi olur.

Bu durumun tedavisi kolaydır. Hasta düz yatırıldığında (bayılıp düştüğünde de pozisyonu buna yakın olacaktır), bedenin alt bölgelerinde göllenen kan dolaşıma katılacak, böylece de hasta kendine gelecektir.

Daha ciddi olaylar

Bazen otonom sinir sistemi ya kısmen ya da bütünüyle çalışamaz hale gelir. Otonom sinirlerde hastalık görülebilir. Bunların tedavisi kolay değildir. Ancak, ciddi sorunlara yol açan başlıca etken şeker hastalığıdır (kanda şeker düzeyinin tehlikeli derecelerde yüksek olması) ve bu da modern ilaç tedavileriyle denetlenebilir.

Otonom sinir sisteminde rol oynayan kimyasal taşıyıcıların bilinmesi, tıpta bir. çok sorunun tedavisine ışık tutmuştur. Bu, kimyasal maddelerin etkisini arttıran ya da bastıran birçok hastalığın tedavisinin temelini oluşturur. Ancak söz-konusu ilaçları doktor önerisi dışında almamak gerekir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz