Otizm Nedir? Neden Olur? Tedavisi Nasıldır?

26 Aralık 2017
otizm

Otistik çocuklar dış dünyaya “kapalı’’dırlar. Böyle çocuklara, hatta yetişkinlere, özel bakımla yardımda bulunulabilir.

Otizmin tanınıp, tıbbı olarak sınıflandırılması, 1943’te Amerikalı psikiyatr Leo Kanner bu sözcüğü, zihinsel özürlü bir grup çocuğun içinde ötekilerden ayrılan farklı bir grubu tanımlamada kullanmıştır. Kanner bu çocukları ötekilerden ayıran beş ayrı özelliği, otizmin belirtileri olarak saplamış ve söz konusu tablo “Kanner sendromu” ya da “çocukluk otizmi” olarak adlandırılmıştır.

Birkaç yıl sonra psikiyatrlar Kanner’ in beş belirtisine dört tane daha eklemişlerdir ve o zamandan bu yana tanı, dokuz belirtiye göre konmaktadır.

Otizme yaklaşım

Bugün tıbbın otizme yaklaşımı farklıdır. Otizmin tek başına sınıflandırılamayacağına inanılmaktadır. Otistik özellik gösteren pek çok çocukta Kanner sendromu olduğu söylenememektedir.

Belirtiler

Anne-babaların, otistik çocuklarında ilk fark ettikleri belirti, çocuğun başkalarının gözüne bakamamasıdır. Otistik çocuklar genellikle, konuştukları kişinin gözüne değil, omzunun arkasında bir yere bakarlar.

Gerçekle bu tavır, buzdağının yalnızca tepesidir. Çocuk büyüdükçe, anne-baba onun yavaş yavaş, hiçbir normal toplumsal davranışta bulunamadığını görürler.

Öfke nöbetleri

Otistik çocuğun öfke nöbetleri, hem süre hem de şiddet olarak, normal ama çok sinirli bir çocuğunkini bile geçer. Bu, bir ölçüde de olsa, normal gören ve işiten otistik çocuğun, görüp işittiklerine bu anlam verememesinin sonucudur. Bu yüzden günlük yaşamı ürkütücüdür.

Ne var ki hayal dünyasına da sığınamaz. Otistik çocuklar hayal güçlerini kullanıp oynamayı beceremezler. Onların gözünde bir tuğla hep tuğladır, asla garaj ya da kale olamaz.

Konuşma üzerindeki etkileri

Dil anormallikleri, tam dilsizlik (konuşamama) ile sözcüklerin sözlük anlamlarıyla kullanımı arasında değişen çeşitli biçimler alabilir. Bir otistik çocuk ‘’Büyüyünce ne olacaksın?’’ sorusunu, “Büyümüş olacağım”, diye yanıtlayabilir. Yanıtlamak yerine, sorunun yinelenmesi (ekolali) de sık görülür.

Garip özellikler

Otistik çocuklar, gerçek bir tehlike karşısında değil de, bir bitki ya da bir kutu gibi bütünüyle zararsız nesneler karşısında garip korkulara kapılırlar. Bu, bir olasılıkla, nesnelerden edindikleri izlenimleri anlamlandırmadaki yetersizliklerinden kaynaklanır.

Otizmin öteki özelliklerini açıklamak daha da güçtür. Bu çocuklar belli seslere karşı aşın duyarlıdırlar: Sözgelimi bir otistik çotuğun, çamaşır makinesine dolan suyun sesinden rahatsız olup kaçtığı bilinmekledir.

Parlak ışıklar, kırık plastik parçalan ve esnek cisimler gibi garip nesnelerden büyülenirler. Bütün bunlar yetmezmiş gibi otistik çocuk, sıdık ve soğuğa karşı rahatsız edici bir kayıtsızlık gösterebilir Sözgelimi hiçbir tepki göstermeksizin aşırı sıcak suyla dolu banyoda oturabilir Daha da şaşırtıcı olanı, garip beden hareketleridir: Yüzünü gözünü oynatmak, el kol çırpmak, tek ayak üzerinde zıplayıp sıçramak gibi.

Otistik çocuk tipleri

Bulun otistik çocuklarda bu belirtilerin hepsi birden bulunsaydı, otizm tanısı çok kolay olurdu. Ama durum böyle değildir ve özellikle çocukların çok normal, hatta olağandışı güzel ve zeki görünmeleri yüzünden anne-babaların kafaları iyice karışır.

Durumun sezilmesini büsbütün önleyen bir durum da, bazı otistik çocuklann, “normallik adacıkları” diye bilinen Özelliklere sahip olmasıdır Bu adacıklar müzik, matematik ya da plastik sanallar gibi, gelişmiş bir dilin ve başka becerilerin zorunlu olmadığı etkinliklere olanak sağlarlar. Sözgelimi, kendiliğinden ağzından tek bir sözcük bile çıkarmayan otistik bir çocuk, matematikte büyük başarı gösterebilir ya da olağanüstü bir belleğe sahip olabilir.

Bu normallik adacıkları yüzünden, bazı anne-babalar, çocuklarının olağanüstü yeteneklerine bakıp davranışlarındaki öteki şaşırtıcı yanları, dehanın garip cilveleri olarak yorumlarlar. Ancak bu yanılgı, gariplikler iyice arttığında sona erer.

Normallikle anormalliği ayıran sınırın (eğer böyle bir sınırdan söz edilebilirse) tam üstünde bulunan bu çocuklar, bazen toplum içinde sıradan bir yaşantı sürdürebilirler. Ama hep çocuksu ve savunmasızdırlar; sürekli desteklenmeleri gerekir.

Kapalı bir yaşam

Bazı otistik çocuklar, belli bir ölçüde konuşma yeteneği geliştirir ve birçok pratik beceri kazanabilirler. Ancak modern yaşamın gündelik çarkına katılamazlar.

Her zaman koruyucu, kapalı bir çevrede yaşamaları gerekir ancak o çevreye önemli katkılarda bulunmayı ve dolu yaşamayı becerebilirler.

Terazinin öteki yanında ise anne-babalarının özürlü olduklarından hiç kuşku duymadıkları, ciddi biçimde rahatsız çocuklar vardır. Bu çocuklar normal bir evi, bir çırpıda harabeye çevirebilirler. Perdeleri, giysileri, yatakları yırtıp parçalarlar, kendilerini yaralayıp, saçlarını yolarlar.

Çoğu, çok kısa süre uyuyup, gece boyunca aşın hareketli olur. Bu özellikleri, ailenin öteki bireylerinin de sinirlerinin bozulmasına yol açar. Bir de hem özürlü hem de otistik çocuklar vardır. Sözgelimi, yan sağır çocuk aynı zamanda otistik özellikler de taşıyabilir.

Olası nedenler

Otizm in nedenleri bilinmemektedir. Yıllar boyu, çeşitli kuramlar öne sürülmüş, ama hiçbiri kanıtlanmamıştır.

Otistik çocukların anne-babalarını gözlemleyen Leo Kanner’a göre, bu kişilerin aşağı yukarı hepsi meslek sahibi, kültürlü, eğitim düzeyi yüksek ama donuk ve suskun kişilerdir. Çocuklar, anne -babalarının soğukluğu karşısında içlerine kapanmaktadırlar.

Zamanla, bu kuramın yerini, anne-babaların zaten var olan suçluluk duygularını daha da pekiştirmeme amacını güden başka düşünceler almıştır. 19SI’dc başka bir Amerikalı psikiyatr olan Bernard Rimland, erkek çocuklarda kızlara göre üç kez daha fazla otizmin görüldüğüne dikkati çekmiştir. Ayrıca bu çocukların simetrik hatlı, sağlam yapılı, güzel çocuklar olduğunu belirtmiştir.

Bu tip, çocukların fiziksel benzerlikleri nedeniyle, otizmin organik olabileceği de düşünülmektedir. Ancak bu konuda kesin bir kanıt elde edilememiştir.

Seyrek rastlanan iyileşmeler

Nedenler bilinmediğinden, uygun tedavi yolu bulmak olanaksızdır. Otistik çocukların büyük bölümü ömür boyu özürlü kalmaktadır. Çok seyrek olarak, ciddi biçimde etkilenmiş çocuklardaki belirlilerde ani bir hafifleme olmaktadır.

Ayrıca, bütün otistik çocukların özel eğitimle ve anne-babanın ısrarlı, içten çabalarıyla belli bir iyileşme gösterdikleri kanıtlanmıştır Hiçbir otistik çocuk bireysel ilgi ve sevginin bulunmadığı bir kuruma terk edilmemelidir. Böyle yapmak, durumunu daha da kötüleştirmekten başka işe yaramaz.

Otistik çocukların öğretimi

Batı ülkelerinde, bu çocukların eğitiminde özel yöntemler deneyen okullar vardır. Erken yaşlarda bu okullara başlayan çocukların durumlarındaki düzel meler çeşitli araştırmalara konu olmaktadır.

Körlerde ya da dilsizlerde olduğunun tersine, otistik çocukların hepsine birden uygulanacak tek bir öğretim yöntemi yoktur. Her çocuğun, özel olarak değerlendirilip tedavi edilmesi gereken, oldukça özel gereksinimleri ve sorunları vardır. Bireysel öğrenim programlarıyla çocukların değişik yeteneklerinin ayrı ayrı ortaya çıkarılması zorunludur.

İlk adımlar

Önce, otistik anormalliklerle başa çıkmak için uzun vadeli davranış yönlendirme teknikleri uygulanır. İlk olarak başka gelişmeleri de engelleyen öfke nöbetleri, haykırmalar, aşın hareketlilik ve obsesyonlarla uğraşmak gerekir.

Uygun biçimde davranmayı ve düşünmeyi öğrenmeyle bağlantılı olduğundan dil sorunları, öğrenim sürecindeki başlıca engeli oluşturur. Çocuğun dili kavrama ve kullanma sorunlarının boyutunu anlayabilmek için işitimbilim uzmanlarının ve konuşma terapistlerinin yardımına başvurulur. Sonra, çocuk için özel bir dil programı hazırlanır. Dile, yalnızca sınıfta değil, her zaman özel dikkat gösterilir. Otistik çocuklara konuşmayı öğretenlerin, kısa, basit cümlelerle konuşmaları ve düşüncelerden çok nesnelerden söz etmeleri gerekir.

Otistik çocuğun sekiz ya da dokuz yaşını geçtikten sonra da konuşmaması, bu konuda pek ümit olmadığını gösterir Çok seyrek olarak, işaret dilini öğrenenler vardır, ama bu, kuraldışı bir durum sayılmalıdır.

Otistik çocuklarda doğal ilginin, harekete geçme isteğinin (motivasyon) ve dikkati yoğunlaştırma yeteneğinin bulunmaması, öğretmenin çocuğun içinde bulunduğu durumu her gün dikkatle değerlendirmesini gerektirir. Normal çocuklar öğrenme konusunda kendiliklerinden ilerleme gösterirler. Otistik çocuklara ise bir adımdan ötekine geçme ‘‘alışkanlığının’’ öğretilmesi gerekir.

Kuşkusuz başarı düzeyi otizmin ağırlığına bağlıdır. Ama bazı ölçüler içinde iyileşme, aşağı yukarı bütün otistikler için olanaklıdır.

Evde

Otistik çocuğun çalışmalarına anne-babaların katılmaları da çok Önemlidir. Otistik çocuklar bir çevreden aldıkları eğitimi bir başka çevreye aktaramadıklarından, eğitimin sürekliliğini sağlamak için anne-babaların okulda uygulanan yöntemleri iyice öğrenmeleri gerekir. Yoksa çocuk, özel eğitimden beklenen düzeyde yarar sağlayamaz.

Otistik çocuğun evdeki öğretimi eğlenceli olabilir. Otistikler yüzme, ata binme gibi etkinliklerde bulunmaktan da mutluluk duyarlar. Otistik çocuğun kardeşleri de ona yardım etmekten duygusal yarar sağlayabilirler.

Yine de anne-babaların, hiçbir becerinin hemen kazanılamayacağını bilmeleri önemlidir. Her etkinlik basit evrelere ayrılmalı, çocuğa sınırsız bir sabırla yaklaşılmalıdır.

Ostistik çocuklara, duyarsız oldukları önyargısıyla yaklaşmamak gerekir. İlgisiz gibi görünmelerine karşılık, anne-babalarından sevgi ve ilgi beklerler.

Kuşkusuz otistik bir çocuk, aile içinde sorun demektir. Ancak, anne-baba ve öteki aile bireyleri çocukla uğraşmayı zevkli bir uğraş haline getirmelidirler. Tersi bir tutum, hem çocuk hem de aile üzerinde olumsuz etkiler yapar.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz