Organ Nakli ve Aşamaları

20 Aralık 2017
organnakli

Hasta organların yenileriyle değiştirilmesi düşüncesi oldukça eskidir ancak son zamanlarda gerçekleştirilmeye başlanmıştır. Uygun durumların saptanması ve ortaya çıkan ahlaki sorunlar gibi, organ naklinden önce çözüm bulunması gereken önemli sorunlar vardır. Yine de, ağır ya da öldürücü hastalıklara tedavi umudu sağladığından, organ aktarımı cerrahisi hızla gelişmektedir.

Kuramsal olarak, beyin dışındaki bütün organlar aktarılabilir. Ama anlamlı bir başarı oram, yalnızca kalp ve böbrek aktarımında elde edilmiştir. Bazı karaciğer aktarımları da değişik süreler için başarılı olmuştur, ama bu ameliyatlar hala çok seyrek yapılmaktadır. Bunlar ve genellikle başarılı olmayan akciğer ile pankreas aktarımlarından başka bir organ aktarılmamıştır

Fiziksel ve ahlaki sorunlar

Günümüzde cerrahların karşılaştıkları başlıca güçlüklerden biri, aktarılacak organın bulunmasıdır. Organ, hasta ile dokusu uyuşan ve öldüğünde genç, sağlıklı olan bir insandan alınır. Modern yaşamda, trafik kazalarında ölenler buna en çok uyan kişilerdir.

Kuşkusuz organın yalnızca ölümden sonra kullanılması gerekir, öte yandan, organın uzun süre kansız kaldığında bozulacağı da göz önünde tutulmalı ve bu nedenle olabildiğince kısa süre içinde aktarılmalıdır. İşte bu durum ve ölümün; kesinliğinin saptanmasındaki güçlükler,

Bu sorun üstünde pek çok tartışmanın ortaya çıkmasına neden olmuştur

Sorunun çözümü, bağımsız yaşamın sürdürülebilmesi için gerekli olan beynin yaşayıp yaşamadığının saptanmasında bulunmuştur. Beyin basan olan pek çok hasta üstünde yapılan incelemelerden soma doktorlar, beyin ölümünü kesinlikle belirlemenin yollarını öğrenmişlerdir.

Uygulamalar ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Bazı ülkelerde önce beynin öldüğü kesin olarak saptanır, sonra yapay solunum aygıtı kapatılır ve aktarılacak organ hemen alınır. Bu korkunç bir uygulama gibi görünebilir, ama gerçekte, kişinin farklı yollarla ölümünden daha kötü değildir.

Organ bir ölüden alındığında, alıcıya aktarılana kadar korunması gerekir. Bu nedenle buz içine yerleştirilir ve kan damarlarının açık tutulması için içine özel bu sıvı pompalanır. Organ aktarımının bu aşamasına ilişkin teknoloji sürekli gelişmektedir ve böbrek aktarımı durumunda oldukça ilerlemiştir.

Böbrek yıkanarak kanından arındırılır ve sonra çevresi buzla kaplı bir halde politen bir kaba konur.

Kullanılmadan önce bu durumda 24 saat korunabilir.

Yaşayan vericiler

Normal bir insan, tek böbrekle de sağlıklı bir yaşam sürdürebileceği için, yaşayan insanlardan organ alma özellikle böbrek aktarımında olanaklıdır.

Böbreğinin birini veren kışı alıcının yakın akrabası ise, organın reddedilmen riski azaldığı için, en iyi uyumu sağlar.

Kız ya da erkek kardeş, anne ve baba gibi yakın bir akraba ile alıcının kalıtsal Özelliklerinin çoğu aynıdır. Dolayısıyla alıcının savunma sistemi bu kişilerin organını yabana madde olarak algılamaz ve reddetmez. Ayrıca böbreğin yaşayan bir insandan alınması, ameliyatın planlanmasına ve acele etmeksizin soğukkanlılıkla yapılmasına olanak tanır. Oysa bir Ölüden alındığında böbreğin en kısa zamanda aktarılması, işlemlerin bir an önce yapılması zorunluluğu vardır.

Aktarılan organın reddi

Organ aktarımı cerrahisinde en önemli sorun organın reddidir ve ortaya çıkan başarısızlıkların ya doğrudan ya da dolaylı olarak başlıca nedenidir. Bedenin, kendisini bakteri ve virüslere karşı koruyan güçlü bir savunma sistemi vardır. Kimyasal yapılan kendinden farklı olduğu için “yabancıları,’ kolayca tanır. Ne var ki, bir organ aktarıldığında da (beden hücreleri ile temas edince) savunma sistemi ögeleri bu organı ‘yabancı’ olarak algılarlar ve tıpkı bir mikrop gibi yok etmeye çalışırlar.

Bu nedenle organ aktarımı ameliyatından önce çeşitli araştırmalar yapılır ve doku grubu alıcınınkine uyan verici bulunmaya çalışılır. Herkesin bir kan grubu olduğu gibi bir de doku grubu vardır. Kan grubu alyuvar hücreleriyle belirlenir; doku grubu ise, akyuvar hücrelerinin incelenmesiyle saptanır.

Alıcıya uygun doku (İpi ve kan grubu bulmanın dışında, organın reddedilmesini önlemenin başka yolları da vardır. Sözgelimi, ameliyattan önce birçok kez kan verilmiş olan bir kişinin aktarılan organa tepkisinin daha az olduğu bulunmuştur.

Bu koruyucu etkinin nedeni, aktarılan kanın yabana dokusuyla bedenin savunma sisteminin birçok kez karşı karşıya gelmiş olmasıdır, Böylece beden yabancı dokulara daha çok tolerans gösterir ve organın reddedilme olasılığı azalır.

Ret tepkisine karşı kullanılan bir yöntem de, savunma sisteminin yeni organa karşı tepkisini önlemek için, sistemi baskı altında tutan ilaçların kullanılmasıdır. Ne var ki bu yöntem, iki ucu keskin kılıç gibidir. Bedenin mikroplardan korunması için savunma sistemine gereksinimi vardır. Bu nedenle hastaya ilaç verildiğinde, özellikle alışılmamış tipte, ender görülen mikroplarla olan enfeksiyon hastalığı bulguları dikkatle gözlenmelidir.

Öteki sorunlar

Organ reddini önlemek için kullanılan ilaçların yan etkilerinden başka sorunlar da çıkabilir Bunlar, organın yerine yel estirilmesinde bağlantıların iyi yapılamamasından kaynaklanır. Aktarım ameliyatlarında, damarların karşılıklı olarak çok İyi bir biçimde dikilmesi önemlidir; yoksa ciddi kanamalar ortaya çıkar. Böbrek aktarımında idrar borusunun idrar kesesine birleştirilmesinin kusursuz bir biçimde yapılması gerekir Karaciğer aktarımında ise, safra kanallarının doğru bir biçimde birleştirilmesi büyük önem taşır.

Ameliyat

Böbrek ve karaciğer aktarımında, organın tümü takılır. Karaciğer, normal yerine yerleştirilir, ama onu besleyen atardamarların yeri, bağırsak damarlarına yakın olacak biçimde değiştirilir.

özellikle sol böbreğin aktarılmasında, yeni böbreğin eskisinin yerine konulması teknik olarak zordur. Onun yerine, aktarılan böbrek leğene yerleştirilir. Böylece böbreğin kan damarları bacağa giden ve gelen büyük kan damarlarına bağlanabilir. Yine bu pozisyonda vericinin idrar yolunun alıcının idrar kesesine bağlanması çok daha kolaydır.

Kalp aktarımı yapılırken, hemen hasta kalp çıkarılıp verici kalp yerleştirilmez Bu, yeni kalbin, atış hızını  düzenleyen sinirlerin kontrolü altına girmemesini sağlar.

Kalp aktarımının ilk yapıldığı dönemlerde ameliyat alıcının kalbinin de devrede olduğu bir dizi işlem gerektirirdi. Ancak günümüzde, genellikle her zaman alıcının kalbinin tamamı çıkarılmaktadır.

Ameliyat sonrası bakım

Ameliyattan sonra bütün hastalar için enfeksiyon tehlikesi vardır; ama bu risk, organ aktarımı yapılanlarda çok fazladır Bu nedenle, organ aktarımı yapılan hastalar, mikroptan arındırılmış özel odalarda tutulurlar. Hastanın bakımını yapanlar ve ziyaretine gelenler, yanına, özel giysiler giyerek ve maske takarak girerler.

Ameliyatı izleyen birkaç gün içindeki en önemli tehlike akut organ reddidir. Ancak, kronik organ reddi de görülebilir. Bu, daha yavaş, ama aynı derecede tehlikelidir. Ancak, organ reddi ilaçlarla baskı altına alınınca, hasta, iyi bir bakımla yavaş yavaş normal yaşama döndürülür.

Gerçekten de böbrek aktarımı yapılan pek çok insan, işine dönmüş, hatta bu durumdaki kadınlar dünyaya sağlıklı bebekler getirmişlerdir.

Organ aktarımı konusunda çalışmalar sürdürülmektedir. Çalışmaların aşağı yukarı hepsi bu konudaki güçlüklerin giderilmesine yöneliktir. En büyük sorunlar-dan biri olan organ reddi için belki de tek çözüm, yapay organlardır.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz