Ölü Doğum Nedenleri ve Önlemler

30 Aralık 2017
oludogum

Anne-baba için bebeklerini yitirmek acı, üzüntü, şaşkınlık ve suçluluk duygusu yaratan bir olaydır.

Ölü doğum, bebeğin, gebeliğin 28. haftasından sonra ama doğmadan önce ölmesidir. Birçok ölüm vakası bebek daha ana rahmindeyken, yüzde 10 kadarı da doğum sırasında oluşur. Dölütün 28. haftadan önce ölmesi ise ”düşük” olarak nitelenir.

Ölü doğum nedenleri

Birçok ölü doğumun nedeni bilinmemekle birlikte, bazılarının, annenin bebeğe plasenta ve göbek kordonuyla geçirdiği oksijen miktarının herhangi bir nedenle azalmasına bağlı olduğu sanılmakladır. “Plasenta previa” diye bilinen durumda plasenta yani son, rahmin alı kısmında bulunur. Doğum başladığında rahim duvarından ayrılıp çocuğun dışarı çıkması sırasında zarar görebilir ve kanama yapabilir. Bu durum, acil sezaryen uygulamasıyla bebek kurtarılamazsa, ölü doğumla sonuçlanır.

Plasenta içindeki kan damarlarında pıhtılaşma olma olasılığı da vardır (bu, plasentada enfarktüse yol açar). Bazen de plasenta görevini yapamaz ya da doğumdan önce rahim duvarından ayrılır.

Annenin gebeliğin ilk dönemlerinde kızamıkçığa yakalanması, böbrek ve tiroit hastalığı ya da ağır bir enfeksiyon geçirmesi gibi nedenler de ölü doğuma yol açabilir.

Gebelik sırasındaki sorunlar ölü doğumların yüzde 20’si bebeğin anormal oluşuyla ilgilidir: Spina bifida ve mongolizm (Down sendromu) gibi kromozom bozuklukları ya da ananse-fali benzeri doğuştan bozukluklar gibi. Böbrek ve kalp bozuklukları da ölü doğuma neden olur. Bütün bu durumlar doğum öncesi yapılacak ultrasonografi ya da amniyosentezle belirlenebilir, ancak bazı durumlarda ölü doğum önlenemez.

Eskiden, sık rastlanılan bir neden de kan uyuşmazlığıydı. Ancak günümüzde, kan uyuşmazlığı sorun olmamaktadır. Rh pozitif bebek doğuran Rh negatif anneye doğumdan sonra anti-D gammaglobülin verilerek ilk gebelikte bedeninde oluşmuş antikorların yok edilmesi saklanabilmektedir.

Doğum sırasındaki sorunlar

Bebek doğum sırasında da ölebilir. Eğer bebek annenin leğenine göre iriyse ya da rahimde anormal bir pozisyonda duruyorsa, doğum zorlaşabilir ve bebeğin oksijen alması güçleşir. Göbek kordonu bebekten önce gelirse, kıvrılıp düğümlenirse ya da bebeğin boynuna dolanırsa (kordon dolanması diye bilinir) bebeğin oksijen alması engellenir.

Prematüre bebekler, normal bebeklere oranla doğum sırasındaki tramva ve oksijen azlığı gibi etkenlere karşı daha duyarlı olduklarından, bunlarda da ölü doğum riski yüksektir.

Belirtiler

Ölü doğum yapan birçok anne, doğumdan önce çocuğun karnında hareketsizleştiğini fark eder. Bazıları ise bebeğin çok hareketli olduğunu, ‘’sanki karnından fırlamak istediğini” belirtirler. Bazıları da hiçbir şey hissetmez. Bebek öldükten sonra da hiçbir hareket olmaz.

12 saat hiçbir yaşam belirtisi görülmesi ve bu durumun ultrasonografi ya da röntgenle saptanmasıyla ölüm, doktor tarafından doğrulanır. Doğum sırasındaki ölümler ise, canlılık  belirtilerinin, kalp atışının ve solunumun görülmemesiyle belli olur.

Ölümden sonra

Doktor, bebeğin ölmüş olduğunu anladıktan sonra, anne-babaya durumu (olanaklıysa ikisi birlikteyken) açıklar. Eğer dölüt hala ana karnındaysa, çıkarılması için doğum gerekir.

Kendi haline bırakılırsa, kendiliğinden doğması için dört hafta gerekir ve bu durum anne için hem çok güç olur, hem de kanamaya neden olur.

Dölüt çıkarıldıktan sonra anne, bakım için servisine gönderilir. Orada çeşitli kontroller yapılır.

Anne, duygusal bakımdan desteğe gereksinimi olacağından, evine olabildiğince erken gönderilmeye çalışılır.

Duygusal durum

Ölü doğum anne-baba için bir toktur. Bu zamanda yakınlarının, onlara ve ailedeki Öteki çocuklara destek olmaları gerekir. Anne-baba çocuklarının ölümünden ya kendilerini ya da doktoru ve hemşireyi sorumlu tutabilirler Duruma alışmaları zaman ister, ama sonunda bunu acı bir anı olarak kabullenip normal yaşamlarını sürdürürler.

Önlem

Vakaların yüzde 40’ında, erken tanıyla ölü doğumun önleneceği onaya çıkartmıştır. Doğumdan önceki dönemde ve doğum sırasında bebeğin sağlık durumu iyi izlenmelidir. Oysa pek çok kadın gebelik sırasında doktora pek fazla gitmez. Ya öteki çocuklarına bakmaları ya da beklemeleri gerektiğinden, doğum öncesi kontrolleri ihmal ederler. Ölü doğum en fazla bu durumlarda görülür.

Ölü doğum riskinin yüksek olduğu durumlarda annelerin evde doğum yapmamaları gerekir. Ayrıca karnındaki çocuğun hareketlerinin durduğunu fark eden anne adayı, gecikmeden doktora gitmelidir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz