OKSİJENİN ÖNEMİ

10 Aralık 2017
oksijen

Birkaç dakikadan fazla oksijensiz kalırsak yaşayamayız. Oksijen yaşamımızın bağlı olduğu en önemli maddedir.

Oksijen, soluduğumuz havanın beşte birini oluşturur. Akciğerler, kalp ve kan damarlarının temel işlevi, havadaki oksijeni beden dokularına taşımaktır. Bu dokuların canlı kalabilmek için gereksindikleri enerjiyi üretebilmeleri oksijene bağlıdır. Oksijen kokusuz, tatsız ve renksiz bir gazdır. Yeryüzündeki ana kaynağı yeşil bitkilerdir.

Oksijen Neden Gereklidir

Oksijen enerji üretimi için zorunlu bir gazdır. Tıpkı otomobilde benzinin, sobada kömürün oksijenle yakılması gibi, bedenimizdeki hücrelerde de oksijen aynı biçimde kullanılır. Enerji üretmek için yakıtları (genellikle şeker biçimindedir) oksijenle yakarlar. İnsan bedeninde de otomobilde de aynıdır. Karbondioksit ve su insan bedeninin bazı hücreleri bir süre oksijensiz işler görebilse de beyin için bu olanaksızdır. Havadaki oksijen solunumla içeri çekildikten sonra akciğerler tarafından soğurulur ve kan aracıyla dokulara iletilir. Belirli bir fiziksel görev için gerekli olan oksijen miktarı, o an karşılanabilecek miktarı aşarsa, bir “oksijen açığı ortaya çıkar.

Oksijen Yetmezliği

Kanda oksijen yetersizliği çeken insanlar iki ana grupta toplanabilir. Bunlar, akciğer hastalığı olanlar ve akciğerlere yeterli kan sağlanamamasına yol açan kalp rahatsızlıklarından şikayetçi olanlardır. Oksijen yetersizliği, kendini, tıp dilinde “siyanoz” olarak adlandırılan, dudaklarda ve dilde morarmayla belli eder. “Hemoglobin” diye bilinen kandaki kırmızı pigment (renk maddesi) akciğerlerdeki oksijeni alıp, dokulara taşır. Doymuş hemoglobin, taşıyabileceği miktardaki oksijenin hepsini almış hemoglobindir ve rengi kırmızıdır, oksijeni yetersiz hemoglobin rengi daha çok mora yakındır. Bu nedenle düşük oksijenli hemoglobinin ağır basması siyanoza özgü morarmış görünüme yol açar.

Hemen bütün akciğer rahatsızlıkları, kanda oksijen düzeyinin düşmesine yol açabalir. Kronik oksijen düzeyinin düşmesine yol açabilir. Kronik  bronşit bunun en sık rastlanan örneğidir. Kronik bronşit genellike amfizemle birleşir. Bu hastalıkta akciğer dokuları çok ileri düzeyde tahrip olduğundan, kan ile dokular arasındaki oksijen alışverişini sağlayan hava kesecikleri normal miktarın altına düşer.

Oksijen yetersizliği, akut astım nöbetleriyle bağlantılı olarak da ortaya çıkabilir. Kronik bronşiti olan astımlılarda baş gösteren şiddetli spazmlar sırasında bu durum sıkça görülür. Zatürre de siyanoza neden olabilir. Kalp krizi geçiren hastalara oksijen vermek gerekebilir, çünkü bu durumda kan dolaşımı ve bunun sonucu olarak beden dokularına oksijen iletimi tehlikeli ölçüde azalır.

Oksijen Verme

Oksijen maskesi, en çok kullanılan oksijen verme aracıdır. Hastanelerde kullanılan maske türü doktorlara, hastaların soludukları havadaki oksijen oranını düzenleme olanağı tanır. Burada amaç, kandaki oksijen düzeyi temiz kandan (atarmadar kanı) örnekler alınarak izlenebilir.

Bazı kişilere, maskeyle rahat edemedikleri için, özel bir aygıtla oksijen verilir. Bu, iki burun deliğine takılan ek oksijenin solunum yoluyla içeri çekildiği, basit tüplerden oluşur.

Özellikle bebekler ve küçük çocuklar için kullanılan “oksijen çadırları” da vardır. Eğer bebek prematüre ise, oksijen doğrudan doğruya kuvöz içine verilir. Prematüre bebeklere verilecek oksijenin miktarı büyük bir özenle denetlenmelidir; aşırı miktarda oksijen verilmesi, körlüğe neden olan bir hastalığa yol açabilir.

Her durumda, oksijen ya merkezi bir donanıma bağlı borular aracılığıyla ya da ayrı ayrı oksijen tüpleri kullanılarak sağlanır.

Beden dokularındaki oksijen düzeyinin düşük olduğu durumlarda hasta, “hiperbarik (yüksek basınçlı) oksijen” denilen, olağandan yoğun ve yüksek basınçlı oksijen içeren, küçük odalara yatırılarak tedavi edilebilir. Bu tedavinin modern tıpta küçük ama çok önemli bir yeri vardır.

Fazlası da zararlı

Uzunca bir süre yüksek yoğunlukta (yüzde 60’tan fazla) oksijen soluyan kişi, bir tür zatürreye yakalanır. Daha sık karşılaşılan bir sorun ise, solunum güçlüğü çeken bazı hastalarda görülür.

Bu rahatsızlık, akciğer hastalığının, beynin solumayı denetleme mekanizmasında düzensizliklere neden olmasıyla ortaya çıkar. Kandaki oksijen düzeyi düştüğü zaman karbondioksit oranı artar ve bu arada solunum artar.

Normal olarak yükselen karbondioksit düzeyi, beyni, soluma sistemini uyarmak için daha fazla çaba harcamaya iter. Oysa solunum güçlüğü olan bir kişide beynin tepkilerini belirleyen, oksijen düzeyidir. Eğer böyle bir hastaya ek oksijen verilirse sonuçta hasta daha az hava solumuş olacak ve karbondioksit oranı artacaktır.

Bu nedenle hastalara verilen oksijen miktarı, her zaman büyük bir dikkatle denetlenmelidir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz