Çocuk Gelişimi

Öğrenme Nedir? Öğrenmenin Yolları Nelerdir

29 Aralık 2017
Dog Sleeping in her Notebook after Studying

Öğrenmeye, neredeyse doğduğumuz andan başlar ve yaşamımız boyunca sürdürürüz.

Öğrenme, okuldaki kitaplar, çalışma ya da deneylerle sınırlı değildir. Çocuklukla başlayan ve konuşmayı, yürümeyi, dış dünyayla, insanlarla ilişki kurmayı, günlük yasam ile özel alanlara ilişkin beceriler kazanmayı içine alan, oldukça kapsamlı bir süreçtir, öğrenme, bir bebeğin dış dünya ile karşılaştığı anda başlayıp, yasam boyu sürer.

Öğrenmenin yollan öğrenme çeşitli yollardan gerçekleşir.

Bunların en basitleri çağrışım yoluyla, Ödüllendirme yoluyla ve taklit yoluyla öğrenmedir.

Çağrısını yoluyla öğrenme

Çağrışım yoluyla öğrenmeye bir örnek, uyarı amacıyla küçük bir çocuğun eline vurulması ve vurmadan önce sertçe “hayır” ya da “yapma” denilmesidir. Bir süre sonra “hayır” ya da “yapma” sözcüğü çocuğa, eline vurulmasını çağrıştırdığından, eline vurulmadan yalnızca sözcüğün söylenmesi bile uyarı işlevini görecek, böylece çocuk belli durumlarda ne yapması ya da yapmaması gerekliğini öğrenecektir.

Toplumsal alışkanlıklarımızın çoğu çağrışım yoluyla öğrenmeye bağlıdır, Sözgelimi sofra kurulmasına ilişkin sesleri duymak, acıktığımızı hissetmemize neden olabilmekledir.

Başka bir deyişle çağrışımın, günlük yasamda da önemli yeri vardır.

Ödüllendirme

ödüllendirme, istenilen bir davranışın öğretilmesindeki en etkili yoldur. Ama ne yazık ki çoğu insan, gülümseme, ilgi ve hoşnutluk belirtme gibi küçük ödüllerin, çocuklara özgü olduğunu sanır. yetişkinlerin davranışları üzerinde de güçlü bir etkisi olduğunun farkına varmaz.

Üstelik çocukların eğitiminde de bu gerçek çoğu kez gözardı edilir. Doğru bir şey yaptıklarında önemsenmez, ama yanlış yaptıklarında açık bir biçimde tepkide bulunulur.

Çocukların övgü ve şekerle ödüllendirilmesi, tuvalet eğitimi kadar, doğru toplumsal davranışlar edinmeleri ve çalışkan olmaları konularında da etkili olmaktadır Ancak çocuğa “odanı toplarsan sana çikolata alacağım’’ biçiminde sözler etmek sakıncalıdır. Çocuk odasını toplamamayı, çikolataya yeğleyebilir Onun yerine, çocuğun kendiliğinden en küçük bir toplama girişimi hemen ödüllendirilirse, bu yöndeki alışkanlığı pekişir.

Yine de bazı çocuklar bu yolla çok kolay öğrenebilmelerine karşılık, bazıları için ödüllendirme pek geçerli olmamaktadır.

Taklit

Taklidin çocuk yaşamında önemli bir yeri vardır. Çocuğun anne-babasına benzeyen yanlarının çoğu, bilmeden onları taklit etmesinden kaynaklanır.

özellikle ergenlik çağındakiler öğrenmede taklide yatkındırlar. Bu çağda geçirdikleri büyük değişiklikler onlarda bir tür belirsizlik duygusu yaratır. İşte bu huzursuzluktan kurtulmak için yetişkinlerin davranışlarını taklit ederler. Ayrıca bu yolla yetişkin yaşamının çeşitli yönlerini uygulayarak öğrenmiş olurlar.

Okulda öğrenme öğrenmeyi etkileyen en önemli etkenler, öğrenme isteği, öğrenme alışkanlığı, öğrenmeyle elde edilen ödüller ve öğrenme sırasında sunulan malzemenin nitelikleridir (sözgelimi canlı, ilginç ya da açık olup olmaması).

Çocuklar, kendilerine öğretilenleri kavrayacak yaşa ulaştıklarında onlara öğrenme konusunda baskı yapılmaya başlanır Ne kadar çok öğrenirlerse o kadar çok ilerleyeceklerine ve ileride iyi bir iş için yeterli donanıma sahip olup iyi bir yaşam kurabileceklerine inanılır. Zekâ düzeylerinin yarattığı sınırlamaları ve bazı bilgi ile becerilen ötekinden daha kolay öğrendikleri gerçeği, genellikle göz ardı edilir. Oysa, yanlış zamanda yanlış konuda baskı yapılması çocuğun zihinsel gelişmesini olumsuz yönde etkiler.

Çocuklara öğrenmeleri için baskı yapmaktansa, onların doğal merak ve ilgilerini uyandırıp, öğrenmeye heves duymalarını sağlamak çok daha iyidir.

Anne-babalar çocuklarının öğrenme alışkanlıklarını, ev ödevlerini yapmaları için özel bir yer sağlayarak, öğretmenleriyle işbirliğine girip karşılaştıktan güçlüklerde onlara yardım ederek, geliştirebilirler.

Ayrıca, okulda elde ettikleri başarılar övgüyle ödüllendirilmelidir.

Araştırarak öğrenme

Anne-babalar çocukları ilginç yerlere götürüp dikkatlerini önemli görüntülere çekerek, onlara gözlemleme yeteneği kazandırabilirler. Böylece çocuk, araştırarak öğrenmeye yöneltilmiş olur. Çocuklann kendi sorularına kendilerinin yanıt araması anlamına gelen bu yöntem çok etkilidir. Bazı ülkelerde, okullarda da bu yönteme dayalı sistemleri uygulama denemeleri yapılmıştır. Bu durumda öğrenciler bir dizi problem çözme yoluyla öğrenmekte, öğretmenler yalnızca rehber görevi yapmaktadır.

Öğrenme güçlükleri

Okuldaki öğrenme güçlüklerinin pek çok nedeni olabilir ve bazılarının öğren* meyle hiçbir ilgisi yoktur. Başlangıçta yabancı bir çevreden, yeni düzenden ve başka çocuklardan korkmadan ya da utanmadan kaynaklanan bir okul korkusu, yani fobi olabilir.

Okul fobisi, okula başlamadan önce çocuğa okulda nelerin olup bittiğine ilişkin bilgi verilerek, yeni arkadaşlarıyla kaynaştırarak ve okula başladığında okul yaşamına yakın ilgi gösterilerek (okuldan geldiğinde onu ilgiyle dinlemek gibi) ve evde çeşitli yeniliklerle karalayarak önlenebilir. Çocuğa iyi bir öğrenci olması ve öğretmenlerinin sözünden çıkmaması konusunda baskı yapılmamalıdır: çünkü bu, korkusunun artmasına neden olabilir.

Başka sıkıntılar da Öğrenme yeteneğim olumsuz y önde etkileyebilir. Çocuk, 9 ya da 10 yaşına geldiğinde, çeşitli sınavlar yapılan okulun, bir yarışma ortamı olduğunu ve yalnızca sevimli ya da uslu olmanın başarılı olmaya yetmediğini kavramaya başlar. Çocuğun düşük not almasının yarattığı sıkıntı da, öğrenme ürerinde olumsuz etki yapar.

İşitme zorluğu ve görme bozukluğu gibi fiziksel engeller de öğrenmeyi güçleştirebilir. Bu tür sorunları olan çocukların bir an önce doktora götürülerek gereken tedaviyi görmeleri sağlanmalıdır.

Disleksi” diye adlandırılan okuma güçlüğü de, mutlaka uzman tedavisi gerektirir. Anne-babaların çocuklarının öğretmenleriyle ilişki içinde bulunması ve sorunları zamanında Öğrenip çözüm için gerekli girişimlerde bulunmaları zorunludur.

disleksi

Gelişme hızı

Gelişme hızı, çocuktan çocuğa büyük değişiklik gösterir. Okul, öğrenme ve doğal olgunlaşmanın yalnızca bir parçasıdır. Çocuk sekiz yaşlarında okumayı sökememişse yavaş geliştiği söylenebilir. Bu onun aptal, tembel ya da dikkatini toplama yetisinden yoksun olduğu anlamına gelmez; yalnızca gelişme hızının ortalamanın altında olduğunu gösterir. Gelişme hızı değiştirilemeyeceğinden, çocuk bu konuda zorlanmamalıdır.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz