Multipl Skleroz Nedir?

7 Aralık 2017
sinir_sistemi

Merkezi sinir sistemini etkileyen multipl skleroz, bazı kişilerde sakatlığa yol açarken, bazıları bütünüyle normal bir yaşam sürdürebilmektedir.

Multipl skleroz, merkezi sinir sistemini etkileyen bir hastalıktır. Nasıl bir tablo göstereceği önceden kestirilemez. Hastayı hafif bir fiziksel yetersizlikten şiddetli bir sakatlığa kadar uzanan değişik derecelerde etkileyebilir. Bugüne kadar hastalığın nasıl geliştiğine ve etkeninin ne olduğuna ilişkin hiçbir bilgi elde edilememiştir. Genellikle 13-19 yaş grubunu etkiler. Kadınlarda erkeklerden daha fazla görülür; her üç hastadan ikisi kadındır. Multipl skleroz daha çok ılıman iklimlerin bir hastalığıdır ama bu çevre etkeninin rolü de henüz anlaşılamamıştır.

Sinir sisteminin ilk etkilenen bölümleri duyular, koordinasyon ve hareketi düzenleyen yerlerdir. Sinir sisteminde bu görevi yapan hücreler “akmadde” diye bilinir ve beyne gelen duyu mesajları ile beyinden kaslara giden uyarıları taşır. Bu iplikçikler miyelin kılıfıyla kaplıdır; kılıf bunları koruyup yalıtır. Multipl sklerozda miyelin kılıfı iltihaplanır ve bazen sinirler de tahrip olur. Sinirler, ya hatalı bağlantılar yaparlar ya da hiç işlev göremeyecek duruma gelirler.

Sinir sisteminin bozmaddesi ise beynin bir bölümünü oluşturur ve bellek, bilinç, düşünme süreçleriyle ilgilidir. Bozmadde hastalıktan etkilenmez. Bu nedenle multipl skleroz zeka geriliğine ya da bunamaya yol açmaz.

Nedenleri

Multipl skleroz hastalığının nedeni bilinmemektedir. Bu konuda çeşitli kuramlar vardır ama hiçbiri kanıtlanmamıştır. Belki de bazı insanlar, bağışıklık sistemlerindeki bir eksiklik nedeniyle, normal virüslere, yani grip, nezle ya da kızamık virüsüne aşırı bir tepki göstermektedir.

Hastalığın seyrindeki olaylar da bilinmemektedir. Fiziksel ve duygusal bir etkenin hastalığı başlatabileceği anlaşılmış ama bazı kişilerin bu nöbetleri nasıl atlatıp iyileştikleri ortaya

Belirtiler

Hastalık yineleyen nöbetler biçiminde seyreder ama sonra genellikle bilinmeyen bir nedenle bu nöbetler sona erer ve hastanın durumu normale döner. Normal dönemde sinir sistemi  kendini onarmaya çalışır ve etkilenen bölgelerde nedbe oluşur. Nedbe tahrip edilmiş olan miyelin kılıfının görevini yapamadığı için sinire daha fazla zarar verir ve bazen kalıcı hasar oluşturur. Nedbe dokuları “skleroz” diye adlandırılır ve sinir sisteminin her yerinde oluşabilir. Hastalığın adı da buradan gelmektedir.

Hastalığın şiddeti hastadan hastaya farklılık gösterir. Bu nedenle bazı hastalar bütünüyle normal bir yaşam sürdürebilirken, bazıları tekerlekli sandalyeye bağımlı kalacak kadar etkilenebilirler. Çoğu hasta kendini güçsüz hisseder; çabuk yorulma da, günlük yaşamı aksatabilen yaygın belirtilerdendir. Özellikle yorgunlukla artan bulanık görme ya da çift görme de hastalığa özgü belirtilerdendir. Bazı vakalarda ilk belirti, tek gözde görme bozukluğu biçimindedir.

Genel bir fiziksel belirti ellerin, ayakların, bacakların ve gövdenin karıncalanmasıdır. Sanki iğne batıyormuş gibi olur ve uyuşukluk hissedilir. Ağrı olmaz. Karıncalanma duygusunun ortaya çıktığı bölgenin etkilenmiş olacağını düşünmek yanlıştır. Zarar gören yer omuriliğin üst kısmında olabilir, bu da beyne hatalı mesajların gittiği anlamına gelir, sözgelimi sıcak su banyosu soğuk olarak algılanabilir.

Bazı hastalar kollarını ya da bacaklarını oynatamadıklarını ya da denetleyemediklerini fark ederler. Ayağın biri yürümeyi güçleştirecek derecede sürüklenebilir. Bazıları ellerinin denetimini yitirirler ve fincan tutmak, yazı yazmak güçleşebilir. Bu belirtiler şiddetlenince yürümek ve destek sağlamadan ayakta durmak olanaksızlaşır ve tekerlekli sandalye gerekir. Bedenin öteki bölümlerindeki sinirler de etkilenebilir. Sözgelimi idrar yapmada sorunlar, karıncalanma ve titremeler oluşur.

Bu belirtilerin bazılarının yalnızca nöbet sırasında görülmesi olanaklıdır. Nöbeti izleyen iyileşme döneminde kişi kendini eskisi kadar sağlıklı hissedebilir. Ancak hastaların yüzde beşi hızla fiziksel bakımdan güçsüzleşir.

Tedavi ve sonuç

hastalığın henüz tedavisi bulunamamıştır ancak bazı doktorlar steroit bir ilaç olan ACTH verirler. Bu, bedenin iyileştirme mekanizmasını hızlandırır.

Özel bir beslenme de bazılarına yararlı olmaktadır. Hastalarda belirli bir yağ asidi eksikliği oluşmaktadır ve bu durum ayçiçeği yağıyla giderilebilmektedir. Hayvansal besinlerin az yenmesi de yararlı olabilir; glüten ( glüten buğdayda bulunur) içermeyen besinler alınır. Ancak bütün bunlar, henüz bilimsel bir temele dayandırılamamış olduğundan, bu konuda kesin bir şey söylemek araştırmalar dünyanın çeşitli yerlerinde sürdürülmekte ve bazı ilerlemeler kaydedilmektedir. Önümüzde on yıl içinde hastalığın anlaşılabileceği ve hastalara iyi bir tedavi olanağı sağlanabileceği ümit edilmektedir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz