Mikrop Kapma, Tedavi ve Korunma Yöntemleri

28 Kasım 2017
mikrop

Mikrop kapma olarak adlandırılan durum, mikropların bedene girip enfeksiyon oluşturmasıdır. Enfeksiyon, günümüzde kolayca tedavi edilebilmektedir, yani eskisi gibi tehlikeli değildir.

Mikroorganizmalar her yerde bulunur: Bedenimizde, giysilerimizde, havada, toprakta. Ancak bunlar, bedenin savunma mekanizmasına karşı savaşı kazanmadıkları sürece tehlikeli olmazlar. Bu savunmayı aşıp bedene giren ve en zararlı olan mikroplar, enfeksiyon oluştururlar. Buna günlük dilde “mikrop kapma” denir.

Nedenleri

Bakteriler ve öteki mikroplar bedene, genellikle deri yoluyla girerler. Derideki bir kesikten içeri girebilirler. Yaranın altındaki dokular da zedelendiği için, kanın zengin besleme olanaklarından yararlanan mikroplar, buralarda kolayca üreyebilir ve derinin altına doğru yayılabilirler.

Ne var ki, deri temizse, yaradan içeri giren mikroplar da az olacaktır; başka ir deyişle temiz yarada enfeksiyon olasılığı azdır. Enfeksiyonun oluşması için belli sayıda mikrop gerekir. Kanda bulunan akyuvarlar, belirli sayıda mikroba karşı bedeni savunabilirler. Ancak mikrop sayısı artarsa direnç kırılır. Bir enfeksiyonun başlaması için bedene yaklaşık yüz bin mikrobun girmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak bu miktarda mikrop, bir toplu iğnenin ucunda bile bulunabilir.

Mikroplar deride bir kesiğin olmadığı durumlarda da üreyebilirler. Herhangi bir  zedelenme, hücrelerin ölmesi anlamına gelir. Ölü hücrelerden açığa çıkan maddeler ise, mikroplar için iyi bir besin kaynağı oluştururlar. Sözgelimi “osteomiyelit” adı verilen kemik iltihabında (daha çok çocuklarda görülür), iltihaptan önce genellikle bir kemik kırığı söz konusudur. Çoğu vakada mikroplara dışarıdan giriş yolu olmamasına karşılık, kan dolaşımı yoluyla bedenin başka yerlerinden gelen mikroplar zedelenmiş bölgeye yerleşirler.

Mikropların enfeksiyonla ilgisi ilk kez 14. Yüzyılda, Fransız kimya ve mikrobiyoloji  uzmanı Louis Pasteur tarafından bulunmuştur. Pasteur ve öğrencileri doklardan, besinlerden ve öteki organik maddelerden mikropların uzaklaştırılması durumunda çürüme olmadığını göstermişlerdir. Enfeksiyonun yayılmasını önlemeyi sağlayan mikrop öldürücülerin, yani antiseptik maddelerin geliştirilebilmesi ancak bu bilgiyle olanaklı hale gelmiştir.

Tıpta yeni bir antiseptik tekniği geliştirmeye girişen ilk hekim ise, Viyanalı cerrah Ignas Semmelwes, doğuma katılanların ellerini yıkamaları halinde annelerde doğum sonrası enfeksiyona (lohusalık hummasına) bağlı ölümlerin azaldığını öne sürmüştür. Semmelweis’in antesipsiye ilişkin kuramları, yaşadığı sürece meslektaşları tarafından kabul edilmemiş, ama sonradan İngiliz cerrahı Joseph Lister tarafından başarıyla uygulanmıştır.

Lister 1865’te yaptığı bir bileşik kırık ameliyatında, hem yarayı hem de ameliyathane havasını mikroptan arındırmak için karbolik asit kullanmıştır. Sonra bu yöntemi sürdürmüş ve sonrasının başlıca ölüm nedeni olan ameliyat yeri enfeksiyonunun azaldığını görmüştür.

Günümüzün antisepsi kuralları bu yolla doğmuştur. Bugün bile, çoğu önemsiz düzeyde de olsa ameliyat yaralarının yüzde 30’unun mikrop kapması, koşulların uygun olması durmunda sepsisin, yani kan zehirlenmesinin oluşabileceğini göstermektedir.

Belirtiler

Mikrop kapmış bir yaradaki ya da bölgedeki en açık seçik belirti, irin oluşumudur. İrin, ölü akyuvarlar, doku kırıntıları ve bakterilerden oluşur.

Dokuların şişip gerilmesi ağrı yapar. Ayrıca, akyuvarlar tarafından salgılanan çeşitli kimyasal maddeler de sinir uçlarını etkileyerek ağrıya yol açar. Şişliğin nedeni, kan damarlarından dokuya geçen sıvı ile akyuvarlardır. Kan damarlarının iltihaplanma sırasında genişlemeleri ise, kızartıya neden olur.

Eğer enfeksiyon belirli bir yerde kalmazsa, başka bir deyişle mikroplar ve ürettikleri zehirli maddeler kan yoluyla bütün bedene yayılırsa, sepsis, yani “kan zehirlenmesi” diye bilinen durum oluşur. Kişinin ateşi çıkar ve kendini hasta hisseder. Ateş ya da halsizlik, ciddi bölgesel enfeksiyonlarda da bulunabilen belirtilerdir ama sepsis (kan zehirlenmesi) öldürücü olabilen, ciddi bir durumdur. Yoğun antibiyotik tedavisinde başlanmadığında dolaşım şoku ve tansiyon düşmesiyle hasta yitirilebilir.

Tedavi

Mikrop kapan bölgenin tedavisi yerine göre değişir ama hepsinde ilke aynıdır: İrin, gerektiğinde cerrahi yolla boşaltılabilir. Ama bu amaçla magnezyum sülfat, tuzlu su ve kara  merhem de kullanılabilir. Hepsi de apsenin uç verip, irinin akmasını sağlarlar. Ciddi vakalarda, enfeksiyonun yayılması halinde ya da sepsisten kuşkulanıldığında, antibiyotik tedavisi uygulanır.

Korunma

Mikrop kapmayı önlemenin tek yolu mikropları yok etmektir. Bu ya var olan mikropların öldürülmesi yada ortamdan mikropların uzaklaştırılması anlamına gelir.

Genellikle sabun ve suyla yıkama basit yaralanmalarda enfeksiyonu önlemeye yeterlidir. Ama kuşkusuz bu, yaralamaya yol açan nesnenin kirli olmaması durumunda geçerlidir.

Açık bir yaraya antiseptik uygulamak yararlı olabilir ama yaralanmadan öne derinin kirli olması halinde etkisizdir. Deride bulunan mikroplar daha da derine itilmiş olur. Bu nedenle, bütün yaralarda yaranın temizliği büyük önem taşır. Zedelenmiş doku artıklarının ve kirlerin temizlenmemesi, mikroplar için elverişli bir ortam sağlar.

Tıbbi bir girişimden önce sepsinin önlenmesi için temizlik zorunludur. Hekimler iyotlu ve klorheksidinli bileşikleri hem kendi ellerini de hastanın derisini temizlemede kullanılırlar.

Bebeklerin enfeksiyonlara karşı dirençleri yetişkinler kadar olmadığından, beslenme araç gereçleri hafif bir antiseptikle temizlenmelidir.

Ameliyatlarda ameliyat bölgesine yalnızca cerrah ve asistanları dokunabilir. Cerrah bu sırada elini,  sterilize edilmemiş hiçbir nesneye süremez.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz