Mikrocerrahi

27 Kasım 2017
mikrocerrahi

Sinir ve damarlar gibi çok ince yapılar, yaralandıkları zaman mikrocerrahi yöntemiyle onarılırlar. Bu ince teknik cerrahide bir çığır açmıştır.

Mikrocerrahi ameliyatlarında küçük damarların ve sinirlerin birleştirilmesi söz konusudur. Sözgelimi erbezlerinden uzanan kanalın bağlanması olan kısırlık ameliyatından sonra kanalları eski haline döndürme ameliyatı mikrocerrahi yöntemiyle yapılır. Göz cerrahisinde de mikrocerrahiden yararlanılır. Kopan beden parçalarının yerlerine dikilmesi ancak bu yöntemle olanaklıdır.

Mikrocerrahi yöntemi

Kullanılan dikişler son derece incedir ve kıl inceliğinde iplik iğneye geçirilmiş durumdadır. İğneyi tutan pens de çok küçüktür. Kısacası, bütün alet ve malzemeler, ameliyatın büyük bir dikkatle ve yavaş yapılmasını gerektirecek biçimdedir. Cerrah yaptığı işi bir mikrospokla izler. Mikroskop cerrahın eline göre yer değiştirebilecek özelliktedir.

Ameliyat Tipleri

1 mm çapındaki damar ve sinirleri birleştirebilmek cerrahide bir devrim yaratmıştır. Kopan beden parçalarında bazıları, sözgelimi kol, bacak ve parmaklar yerlerine dikilebilmekte, büyük yanık ve yaralanma izleri başka bir yerden alınan dokularla kapatılabilmekte, kısırlık ameliyatı başka ameliyatla geri döndürülebilmektedir.

Kan damarlarının ve sinirlerin birleştirilmesi

Geçmişte de bedenin bazı yerleri ameliyatla yerlerine dikilebiliyordu, ama bütünüyle kopmuş bir kolun yerine dikilmesi ancak 30 yıl kadar önce başarılmıştır. Beceri ve deneyim gerektiren bu işlemler mikroskop altında gerçekleştirilmektedir.

Bu tip ameliyatlar günümüzde artık sıradan işlemler olmuştur. Uzmanlaşmış merkezlerde çok iyi sonuçlar alınmaktadır.

Ne var ki mikrocerrahi ameliyatları bazı hastalara uygun değildir; Yaş, genel sağlık, bünye, ruhsal durum önemli etkenlerdir. Gençlerde, özellikle de çocuklarda iyileşme tamdır; ama 40 yaşın üstündekilerde iyileşme yaşa oranla gittikçe azalır. Bu yüzden, yaşlı bir kişide kopan parmağı yerine dikmeye cerrahların çoğu yanaşmaz.

Yaralanma tipleri ve mikrocerrahiye uygunluğu

Bu tür ameliyatlar ancak pek fazla ezilmemiş, yani kesik kenarlarının düzgün olduğu yaralarda başarılı sonuç verir. Ezilen damar ve sinirlerin birleştirilmeleri daha zordur. Böyle dokuların birleştirilmeleri pıhtılaşma ve damar tıkanmasına yol açabilir. Bu da kangrenle sonuçlanır. Temiz bir kesik yarasının birleştirilme ameliyatının başarı oranı yüzde 80’dir. Ne var ki her yara böyle olmayabilir. Ameliyat kararını organın önemi de etkiler. Sözgelimi elin koptuğu bir vakada yaranın ezikliğine bakılmaksızın dikilme kararı verilebilir; ama aynı durumdaki bir parmağa ameliyat yapılması düşünülmeyebilir.

Kazadan sonra geçen süre de önemlidir. Parmak gibi bir organ canlılığını ancak 6 saat korur; 4 derecede saklanırsa 24 saat dayanabilir. Ama süre daha fazla olursa damarlarda kalıcı hasar oluşur. Bütün bir organın yaralanmasında ise süre, hem daha önemli hem de daha azdır. Kasların çok oluşu yüzünden kol ve bacak gibi organlar oksijen yetersizliğinden daha çabuk zarar görürler.

Ameliyat

Önce hasta yukarıda anlatılan koşullar açısından bir değerlendirmeden geçirilir; gerekiyorsa kan aktarımı yapılır ve antibiyotik ve tetanos serumu verilir. Kemiklerdeki hasarın derecisini anlamak için röntgen çekilir.

Kopuk kısım ameliyat odasına alınır ve temizlenere mikroskop altında damarları, sinirleri, kirişleri incelenir. Daha sonra hastanın yara yeri temizlenir.

Ezik ve onarılamayacak biçimde hasar görmüş kısımlar alınır. Sözgelimi bir damarın bütünüyle tahrip olduğu durumlarda, damar çıkarılarak bedenin başka bir yanından alınan bir damar kullanılır. Daha sonra kopuk kısım yaraya yerleştirilir ve bütün ince dokuları birbirine dikilir.

Bu, saatler süren bir işlemdir. Sözgelimi bir parmağın dikilmesinde, üstündeki çalışılan dokular iki atardamar, iki toplardamar, iki sinir, kirişler ve deri dokusudur. Bir parmak atardamarının 1-2 mm çapında olduğu her damar için on ayrı dikiş gerektiği düşünülürse, ameliyatın zorluğu daha iyi anlaşılır.

Bütün dokular yerlerine dikilip, kemik dokusu da metal çiviyle tutturulduktan sonra ameliyat tamamlanır. Kemik çivisi kırığın oynamasını, dolayısıyla da yeni dikilen parçanın zorlanmasını önler.

Ameliyat sonrası bakım

ameliyattan sonra hastaya kan pıhtılaşmasını önleyici ilaçlar (antikoagulan ilaçlar) verilir, çünkü dikilen damarlarda daralma ve kurcalanma yüzünden pıhtılaşma olabilir.

Ameliyatın sonucu birkaç aydan önce belli olmaz. Ancak dikilen bölümün canlı kalıp kalmayacağı yaklaşık iki hafta sonra anlaşılır. Birkaç ay sonra da, söz konusu organın işlemleri kontrol edilir. Sözgelimi dikilen parmaksa, eskisi gibi kıvrılıp kıvrılmadığına, dokunma duyusunun geri gelip gelmediğine bakılır.

Sinir dokusu günde yaklaşık bir milimetre büyür ama bir kolun yerine dikildiği vakalarda sinir dokusunun ele ulaşması aylar alabilir. Bazen de sinir yanlış biçimde büyür ve hasta istediği hareketleri yapamaz, yeni duruma göre koordinasyonu öğrenmesi zaman alır. Bu yüzden ameliyatın başarısı, yalnız organın canlılığını koruması değil, istenen hareketleri yapabilmesi anlamına da gelir.

 Deri ve Kas Aktarımı

Mikrocerrahi, özellikle kemik dokusunun çıplak kaldığı deri bozukluklarında büyük olanaklar sağlamıştır. Bu tür açıkları kapamada geleneksel plastik cerrahi yetersiz kalıyor ve geçmişte bu iş için bir dizi ameliyat yapılıyordu. Yerleştirilen her doku parçasının kan dolaşımının sağlanması için bekleniyor ve işlem son halini alıncaya kadar aylar geçiyordu. Oysa günümüzde mikrocerrahiyle, büyük bir deri parçası, damarları ve sinirleri ile birlikte aktarılabilmektedir.

Beynin kan dolaşımının sağlanması

Beyindeki tıkanmış atardamarların, komşu damardan alınan parçayla (by-pass ameliyatıyla) işlev görmesi sağlanabilmektedir.

 

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz