Sosyal Sıhhiye

Koordinasyon Nedir? Nasıl Olur?

13 Aralık 2018
koordinasyon

Koordinasyon ya da öteki adıyla eşgüdüm, en basitinden en karmaşığına kadar bütün hareketlerin düzgün biçimde yapılmasını sağlar.

Bir atlet izlenirken, yüzlerce kasın ça­lışmasının ortak ürünü olan yumuşak ve uyumlu hareketlerin, beyin tarafından ne kadar üstün bir denetim altında bu­lundurulduğu rahatça gözlenebilir. Bir­birine bağlı hareketlerin büyük bir uyum içinde yapılması, beynin, olduk­ça karmaşık olan denetleme sistemiyle sağlanır. Bu sistemin yamnda, günümüzün en gelişmiş bilgisayarları bile ilkel kalır.

İnsanlar çeşitli reflekslerle (bilinçle denetlenemeyen kas yanıtları) doğarlar. Bunların, erişkinlerde de rastlanan bir örneği, çok sıcak bir tencereye değen elin hızlı geri çekilmesidir. Bu basit ref­lekste bile, beyin tarafından yönlendirilmiş hareketler söz konusudur. Yapı­lan her hareket için, bazı kaslar kasılır, bazıları gevşer; bazıları ise bedenin geri kalanını sabit bir konumda tutmak için kasılmalarını sürdürürler. İşte kasların uyum ve düzen içinde kasılıp gevşeye­rek hareketlerin yumuşak ve düzenli ol­masını sağlayan bu sürece “koordinas­yon” denir.

Futbol gibi oyunlar, gözlerle ayaklar arasında büyük koordinasyon gerektiren etkinliklerdir.

Koordinasyon nasıl gerçekleşir?

Koordinasyonunun nasıl gerçekleşti­ğini kavrayabilmek için, masadaki bar­dağa uzanmak gibi, her gün yaptığımız basit bir hareketi ele almamız gerekir. Acaba bu çok basit görünen işi beyin nasıl denetliyor? Bu sorunun yanıtını, bardağın alınmasından önce yer alan belli olaylar zincirinde aramak daha doğru olur.

Önce,bardakla elimizin nerede bulun­duğunu ve aralarındaki ilişkiyi “bilme­miz” gerekir. Bunun yapılabilmesi, beynimizin, gerekli hareketi planlamak için dış dünyanın “haritasını” çizmesine bağlıdır. Beynin bu etkinliğine, “uzaysal algı” denir.

Beyin daha sonra, dış dünyanın bu haritasını değerlendirerek, bardağın ma­sadan alınarak elimize ulaşması problemini çözer. Bundan sonraki aşama ise, hareket planının, kasların düzenli kasıl­malarını sağlayan ayrıntılı bir emirler zincirine dönüştürülerek, kaslara gönde­rilmesidir.

Beyin, bir plan çerçevesinde başlattı­ğı hareketler sırasında, kasılmanın du­rumu ve kaslarla eklemlerin konumu hakkında sürekli bilgi alır. Bu bilgilerin tümü bir düzene sokularak saklanır ve onların ışığında gerekli değişiklikler de yapılarak, yeni bir harita çıkarılır.

Bardağa elimizi uzattığımızda hafifçe masaya doğru eğilmemiz de gerekir ve bu hareket, bedenimizin ağırlık merkezini değiştirir. Kas gerginliğinin istenen güçte olması için,bütün refleks denge meka­nizmalarının beynin denetimi altında bulunmaları gerekir ve ancak bu koor­dinasyon sistemi sayesinde verilen emir­ler yerine getirilebilir.

Koordinasyonun ilk evreleri

Bilinçli hareketlerin koordinasyon içinde yapılabilmeleri için, belli bir sü­re yinelenmeleri gerekir. Çok olağan görünen yürüme hareketi bile, yeni geliş­mekte olan bir çocuk için büyük bir so­run olabilmektedir. Ama çocuğun beyin gelişimi tamamlanıp, hücrelerarası bağ­lantıları arttığında, doğuştan beri var olan ilkel reflekslerin (bebeğin iki elini birden tutup bıraktığınızda kollarını iki yana açması gibi) üstüne karmaşık hareket biçimleri eklenmeye başlar.

Çocuğun karmaşık hareketleri yap­maya başlaması, gelişen duyularının bir sonucudur. Bir oyuncak dikkatini çekebilir, çünkü oyuncağın canlı renkleri görme alamna güçlü uyanlar gönder­mektedir; ancak bebek uzanarak oyuncağa ulaşamayacağını fark eder ve ele geçirmek için ilk girişimlerde bulunma­ya başlar. Önce hareketleri koordinas­yondan yoksundur. Ancak bu debelen­meler, emekleme hareketi için gereken bütün beyin bağlantılarının gelişmesini sağlar. Emekleme başarıldıktan sonra, beyinden kaslara giden mesajlar daha da gelişir ve çocuk artık yer düzeyinde­ki bütün nesneleri yoklamaya başlar.

Bebek ayağa kalkabileceğini fark et­tiği andan başlayarak beyincik, beyin sapındaki denge merkezlerinden kendi­sine ulaşan bir dizi yeni bilgiyi çözüm­lemek zorunda kalır. Yürümek, öğrenil­mesi gereken yeni bir harekettir ve ba­şarmak için sayısız girişimde bulunu­lur. Bu sırada beyinciğin de, beyinka- buğunun motor alanıyla sürekli bir iş­birliği içinde olması gerekir.

Bu yolla öğrenilen hareketlerin her parçası, omurilikte daha önceden prog­ramlanmıştır ama tıpkı bir orkestradaki birçok müzisyenin çıkardığı seslerin şe­fin yönetiminde uyum kazanması gibi, bu parçaların da birleştirilmesiyle ortaya çıkan hareketlerin, tam ve koordine olması gerekir.

Edinilen basit beceriler bir kez kusur­suz bir biçimde uygulanacak düzeye gel­dikten sonra, fazla bir dikkat gösterme­ye gerek kalmaz, çünkü beyin bu konu­da çok iyi programlanmıştır: Motor ön­cesi (premotor) kabuk alanı “yürü” em­rini verince karmaşık hareket dizisinin yapılması için gereken bilgilerin tümü bu hareketlere ilişkin bölgelere gönde­rilir. Hareketlerin ilerlemesini beyincik denetler ve bu zamanla, bilinçli oluşu gerektirmeyen bir eyleme dönüşür. Sistemde, yüksek topuklu ayakkabı giy­mekten ötürü ayağın duruşundaki deği­şiklik gibi bir “sorun” ortaya çıktığın­da “yeniden programlama”ya gerek du­yulur ve motor kabuk alanı bu yeniliğe alışana kadar, eylem sırasında biraz da­ha fazla dikkatli olmak gerekir.

Karmaşık koordinasyon gerekti­ren yetenekler arasındaki kişisel farklı­lıkların azlığı ya da çokluğu, genellik­le, “programlama” sırasında gösterilen dikkatle orantılıdır.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz