Sosyal Sıhhiye

Koku Duyusu

7 Aralık 2018
Happy child smelling beautiful sunflower outdoors in spring field

Tüm duyularımız içinde, en çok çağrışım uyandıranı koku duyusudur. Hafif bir koku bile, çoktan unutulmuş anıların anımsanmasına neden olur. Bu hem karmaşık hem de ilkel duyumuzun, hazla çok yakın ilişkisi vardır ve bizi tehlikelere karşı uyarır.

Beş duyumuzdan belki de en eski ve en az anlaşılmış olanı koku duyumuzdur. Evrim sırasında koku duyusunun beynin duygusal tepkileri sınıflandıran bölümüyle bağıntısı sürmüş ve kokular­la duygularımız arasında sıkı bir baft oluşmuştur.

Koku duyumuz cinsel çekicilikte hâ­lâ (insanın evrimi boyunca epeyce körelmesine karşılık) önemli bir rol oynar Koku duyumuzun iki önemli işlevi var­dır: Bilgi toplamak ve uyarmak. Bizi tehlikelere karşı uyarır ve dış dünyaya ilişkin değerli bilgiler edinmemizi sağlar.

Nasıl koku alırız

Bedendeki pek çok organ gibi koku aygıtı da çifttir ve her biri öbüründen bağımsız çalışır.

Kokuya duyarlı alıcılar burun boşlu­ğu tavanında, beynin alın lopunun he­men altında bulunur. Milyonlarca kü­çük hücreden oluşan bu bölgeye, “ko­ku bölgesi” denir. Her koku hücresinin, mukoza tabakasına uzanan ve ‘‘silia” adı verilen bir düzine ince tüyü vardır. Mukus bu tüycüklerin nemli kalmasını sağlar ve kokulu maddeleri tutma işlevi görür. Tüycükler koku alma hücrelerinin etki alanını genişleterek, kokuya duyarlılığı artırırlar.

Çok küçük miktarlardaki kimyasal maddelerin, koku alma hücrelerini nasil uyardığı tam olarak anlaşılamamıştır. Ama bu maddelerin mukusta çözündükten sonra tüycüklere yapışıp, hücrelerin elektriksel mesajlar yollamasına yol açtığı düşünülmektedir.

Koku siniri lifleri bu mesajları beyin­deki koku alma soğancığına götürür, bilgiler orada toplanır, işlemden geçiri­lir ve karmaşık bir sinir yoluyla beyin- kabuğuna ulaşır. Kabukta koku tanımlanır ve bilinçli bir olgu haline gelir.

Koku duyusunun moleküle ilişkin mekanizması tam olarak bilinmemekte­dir. Koku alıcılarının binlerce kokuyu nasıl ayırt ettiği, hâlâ açıklığa kavuştu­rulamamıştır.

Kokusunu aldığımız şey nedir Bir maddenin koku vermesi için, ken­disini oluşturan kimyasal maddeleri yayması gerekir. Bu tip maddeler, kim­yasal yönden karmaşıktır. Basit kimya­sal maddelerin, sözgelimi tuzun koku­su ya hiç yoktur ya da çok hafittir. Burun deliklerine ve kirpiksi çıkıntıları çevreleyen mukusa ulaşması için madde parçacıklarının gaz halinde ha­vaya karışması, koku alma aygıtı tara­fından ayırt edilmesi için de mukus için­de çözünmesi gerekir. Petrol gibi kolay­ca gaza dönüşen maddelerin çok kok­masının nedeni budur.

Nem de kokuyu artırır. Bir maddeden buharlaşan su, söz konusu maddenin parçacıklarını da havaya taşır. Parfümler, hem kimyasal olarak karmaşıktır, hem de kolayca gaza dönüşecek biçim­de yapılırlar.

Koku duyusunun amacı

İnsanda koku duyusunun başlıca dört işlevi vardır: Yemek yemeye hazırlık olarak tükürük bezlerini uyarır; cinsel çekimde önemli bir payı vardır; basit uyarı sistemi olarak işlev görür; çevre­mize ilişkin bilgi verir.

Hayvanlar dünyasında ise koku du­yusu yaşamsal önem taşır. Yiyecek bul­mada, düşmanı tanımada ve eş seçimin­de başlıca etkendir.

Koku duyusunun insandaki yararı bu kadar açık değildir. İnsanlar evrim sü­resince bu duyuya gittikçe daha az bağımlı hale gelmişlerdir. Görme, işitme ve dokunma duyuları dış dünyaya iliş­kin daha kesin bilgiler sağlayacak düzeye erişmiştir.

Buna karşın, parfüme ilginin sürme­si, kokunun, cinsel çekimde önemli, ama ilkel bir payı olduğunu gösterir. İki insan arasındaki ilk çekimde pek çok et­kenin rolü vardır; bunlar arasında yer alan beden kokusu da “baştan çıkarma”da etkili olur. Karşımızdaki insan konusunda bilinçdışı bir izlenim edin­memize neden olur, iki kişi birbirinin görünümünü çekici bulsa bile, biri öte­kinin kokusundan hoşlanmazsa, bu, olası bir ilişki konusundaki kararı olum­suz yönde etkileyecek bir etken olabilir.

Koku duyumuzun uyarıcı bir sistem olarak da yararı vardır; çevremize iliş­kin çeşitli bilgiler sağlar. Etin iyi olup olmadığını, sütün bozulup bozulmadı­ğını koku duyumuzu kullanarak anla­rız.

Ne var ki koku duyusu, koku yayan maddelerin çok küçük miktarlarına bi­le duyarlı olmasına karşılık, bir koku­nun şiddetini pek iyi saptayamaz. Bir kokunun şiddetinin değiştiğini, ancak yoğunluğu üçte bir oranında değiştiğin­de anlarız (ışık şiddetinde 100’de bir­lik bir değişmeyi ayırt edebiliriz).

Bilgi toplayıcı bir sistem olan koku duyumuzun, kokunun şiddetini sapta­yıp saptamaması pek önemli değildir. Belirli bir kokunun varlığının fark edil­mesi yet erlidir.

Koku ile tat arasındaki ilişki

Koku ile tat duyusu arasındaki yakın ilişkinin her zaman farkına varmayız. Yalnız nezle olduğumuzda, koku duyumuzla birlikte yemeklerin de tatlarını alamadığımızı fark ederiz.

Tat olduğunu düşündüğümüz duyu­nun çoğu gerçekte kokudur. Aslında ko­ku duyumuz tat duyumuzdan çok daha (10 bin kez) fazla duyarlıdır. Dildeki tat tomurcuklan tuzlu, tatlı, ekşi gibi ol­dukça kaba duyumları alır; tat konu­sundaki ince ayrımlar, burundaki koku alıcılarınca yapılır. Yemeklerden çıkan buhar, burun boşluğuna ulaşınca, tat tomurcuklarının verdiği bilgiye daha ince ayrıntılar ekler.

Burun tıkanıklığında hava, kokuya duyarlı hücrelere ulaşamaz, bu nedenle koku alınmaz ve kaba tat duyumlarıyla yetinmek zorunda kalınır.

Koku, duygular ve bellek

Burundaki koku alıcılarından gelen mesajları değerlendiren beyin bölgesi ile ruh durumu, duygular ve bellekle ilgili olan limbik sistem arasında yakın bir bağ vardır. Limbik sisteme, “ilkel be­yin,” hattâ bazen “koklayan beyin” adı verilir. Kokuların duygusal çağrışımla­ra yol açmasının nedeni budur. Bir yaz yağmurundan sonraki toprak kokusu, insanların kendilerini mutlu ve zinde hissetmelerine yol açar, mutlu anıları çağrıştırır. Yeni pişmiş ekmek kokusu karnı acıktırır; parfüm kokusu cinselli­ği uyarır.

Kötü kokular (çürük yumurta koku­su gibi) ise duygularda apansız değişik­liklere, hattâ bulantıya neden olabilir. Ama tersi durumlar da vardır. Pastır­manın hoş olmayan kokusu, sevenlere çok çekici gelir.

Bazı kokular çoktan unutulmuş olay­ların anımsanmasına neden olur, özel duygusal anlamı olan anılan anımsama­ya olan eğilimimizin nedeni, beynin anı­larla ve bellekle ilgili olan bölümünün, limbik sistemle olan sıkı ilişkisidir. Limbik sistem ise, beyindeki koku duyusu merkeziyle yakından ilişkilidir.

Koku almakla ilgili sorunlar

Koku alma yeteneğinin azalmasının başlıca nedenleri nezle ve sinüzittir. Çok sigara içenlerde koku alma duyusu körelir.

Baş yaralanmaları, ciddi olmasa da koku duyusunun yitirilmesine neden olabilir. Kafatasının tabanından geçen koku sinirleri, başa gelen darbeyle ko­layca zedelenebilir.

Pek yaygın olmasa da beyin hastalık­larında da koku duyusu yitimi görüle­bilir. Koku sinirine baskı yapan tümör ya da anevrizma (damar balonlaşması) koku duyusunun azalmasına ya da ge­çici olarak yitimine neden olabilir. Me­nenjit ve iç kanama da koku duyusunu etkileyebilir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz