Sosyal Sıhhiye

Kızamık Nedenleri, Belirtileri ve Tedavi

6 Aralık 2018
kizamik

Çocukluk çağı hastalıklarından biri olan kızamık, bütünüyle tehlikesiz sayılamaz ama hastalıktan aşıyla korunmak olanaklıdır.

Çoğu çocuk bir ile altı yaş arasında kı­zamık virüsü alır. Bebekler annelerinden geçen ve “doğal bağışıklık” adı verilen bir koruma sistemiyle, yaşamlarının ilk aylarında kızamıktan korunurlar. Ancak bir yaşından sonra çocukların hastalığa yakalanma olasılığı artar. Kıza­mık salgınları, tam açıklanamayan ne­denlerle,genellikle her iki ya da üç yılda bir, ilkbahar aylarında görülür.

Büyük çocuklarda ve yetişkinlerdey­se kızamık enderdir. Bir kez kızamığa yakalanan kişi bağışıklık kazanır ve bir daha kızamık olmaz. Ancak hastalık çok bulaşıcı olduğundan, çok az çocuk kızamığa yakalanmaktan kurtulur.

Kızamığa genel bakış

Batı’da kızamık, yaygın olmakla bir­likte pek fazla tehlikeli değildir. Tek cid­di sorun komplikasyonlarıdır.

Virüs bedendeyken öteki hastalıkla­ra karşı direnç azaldığından, özellikle kulak, akciğer ve göz enfeksiyonları ola­bilir. Bu hastalıklar kızamıktaki gibi vi­rüsle değil, bakteri tarafından oluşturu­lurlar ve antibiyotiklerle tedavi edilebi­lirler. Ancak bazı durumlarda hastane­de tedavi gerekir.

Kızamık, kızamıkçıkla karıştırılma­malıdır. Adından da anlaşılacağı gibi kı­zamıkçık daha hafif bir enfeksiyondur ve daha az bulaşıcıdır. Küçüklüklerin­de kızamıkçık geçirmemiş erişkinlerin, hastalığa yakalanma riskleri vardır ve gebe kadınların hastalanması durumun­da bebekleri bozuk oluşumlarla doğa­bilir. Kızamık ise gebelerde pek rastlanmayan ve dölüte zarar vermeyen bir hastalıktır.

İlk belirtiler

Virüs, insandan insana, solunan ha­vadaki küçük damlacıklar yoluyla bu­laşır. Hasta kişiyle teması izleyen 7-12 günlük, belirtilerin görülmediği döne­me, “kuluçka dönemi” denir. Virüs bu dönemde, boğaz ve akciğerlere giden solunum yollarında ürer. Daha sonra kı­zamığın öteki dönemleri ortaya çıkar. Birincisi “nezle dönemi” (‘kataral dönem’ de denir) diye adlandırılır. Vi­rüs, ağzı, burnu ve gözleri kaplayan mu­koza zarına yerleşir. Hasta, grip olduğunu sanır; öksürür, burnu akar, göz­leri kızarır ve sulanır. Bu dönemde, bir- iki saat sürüp yok olan döküntüler de olabilir.

Anneler bu dönemde çocuklarının ke­yifsiz olduğunu fark ederler. Çocukla­rın çoğunda ateş, 38°C’a kadar yükselebilir. Ayrıca, iştahsızlık, bulantı ve is­hal olabilir.

Ağzın içi muayene edilirse, yanaklar­da küçük beyaz lekeler görülür. Bunlar, bulucularının adıyla (Koplik) anılırlar ve tanıda çok önemlidirler.

Başlangıç döneminde ateş olmaması ve belirtilerin çok hafif olması sık rast­lanılan bir durumdur.

Döküntü dönemi

Belirtilerin başlangıcından iki-üç gün sonra (bazen beş-altı gün) ateş düşer ve döküntüler belirir. Bunlar, genellikle gruplar halinde birleşen, hafifçe kaba­rık, kırmızı renkli ve tipik kızamık gö­rüntüsünü oluşturan lekelerdir.

önce kulak arkalarında görünürler, sonra alın ile boyna yayılırlar ve sonun­da bütün yüz ile gövdeyi, hattâ şiddetli vakalarda el ve ayaklar ile kollar ve ba­cakları da kaplarlar. Döküntü genellikle 24 saat içinde oluşur ve genellikle hafif bir kaşıntı yapar. Üç gün sonra dökün­tüler yok olur, geride kahverengi leke­ler kalır ve bir süre sonra derinin soyulmasıyla bunlar da ortadan kalkar.

Döküntülerin oluşmaya başladığı gün ateş bir kez daha yükselir. Bu dönem hastanın kendini en kötü hissettiği dönemdir (şiddetli vakalarda bu dönem çok ağırdır). Öksürük ve gözlerin iltiha­bı en şiddetli dönemindedir ve gözler ışıktan rahatsız olur. Hastalığın yarat­tığı komplikasyonlar bu dönemde orta­ya çıkarlar.

Döküntülerin geçmesiyle, hastaların çoğu herhangi bir yan etki olmaksızın iyileşirler. Bazen şiddetli genel belirtilere karşın döküntü gecikir ya da çok az olur. Halk arasında bu durum “içe dökme” olarak adlandırılır.

Tehlikeler

Vakaların pek azında, hastanın kızamığa karşı direnci düşük olmaktadır. Bu kişilerde ateş çok yükselmekte ve hem kızartıların oluştuğu deride, hem de iç organlarda kanama tehlikesi ortaya çık­maktadır. “Hemorajik kızamık” diye bilinen bu durum, yaşam için tehlike oluşturduğundan, hasta hemen hastane­ye kaldırılmalıdır. Derideki kızartıların hafifçe kanaması normaldir, ancak bu kanamalar yaygınlaşırsa hemen doktor çağrılmalıdır.

Kulak ve akciğer enfeksiyonu

Kızamık virüsü, akciğere giden solu­num yollarını kaplayan dokuyu tahriş ederek, kulak ve akciğerlere bakteri enfeksiyonu yerleşmesine neden olabilir. Bazı vakalarda ortakulak iltihabı görü­lür. Bu, ağrılı ve irinli akıntının olduğu bir iltihaptır ve hemen doktora görün­meyi gerektirir. Antibiyotik tedavisiyle enfeksiyonun yayılması önlenebilir.

Kızamık-bronşit

Kızamık hastasında hırıltılı öksürük, bronşit ya da göğüs iltihabı belirtisidir. Aslında öksürük bir ölçüde normaldir;

ama bu durumda öksürük kuru ve bal- gamsızdır. Ancak öksürüğün hırıltılı ve balgamlı olması durumunda akciğere zarar vermesini önlemek için antibiyo­tik tedavisi yapılmalıdır. Tedavi edilme­yen akciğer enfeksiyonları kronik hale dönüşür (uzun sürer) ve bronşektazi’ yle (bronşların kalıcı biçimde genişlemesi) sonuçlanır.

Küçük çocuklarda kızamık bazen gırtlak enfeksiyonuna neden olur ve gırtlakta bulunan ses telleri bundan etkilenir. Solunum yollan daralır ve çat­lak sesli bir öksürük başlar. Bu önemli bir komplikasyondur; hemen doktor çağrılmalıdır. Kızamıkta, hafif bir kon- junktivit normaldir. Ancak bakteriler de işe karışmışlarsa, irinli konjunktivit olu­şabilir ve gözde çapaklanma görülür. Bu durum tedavi edilmezse gözakında nedbe oluşabileceğinden, körlüğe neden olur.

Beyin iltihabı Beyin iltihabı (ansefalit) geçmişte kı­zamığın en korkulan komplikasyonuy­du. Beynin ve merkezi sinir sisteminin iltihaplanması; bilinç bulanıklığı, sanrı ve delirium yapar. Ancak günümüzde, aşı nedeniyle bu durum ender görülmek­tedir (binde bir vakada).

Tedavi

Hafif kızamık evde tedavi edilebilir. Hasta halsizleştiği zaman yatacaktır. Bu normaldir, çocuğun bitkin görünmesi anne-babayı telaşa düşürmemelidir.

Bazı doktorlar, bütün hastaları anti­biyotikle tedavi ederler, bazıları yalnız şiddetli vakalarda ve komplikasyonlar­da verilmesinden yanadır. Kızamığın ağır geçtiği vakalarda daha dikkatli olunmalıdır.

Sonuç

Kızamık geçiren kişi, hastalığa ömür boyu bağışıklık kazanır. İyileşme tam­dır. Sonradan yan etkiler oluşmaz. Her çocuğun özellikle de zayıf ve dirençsiz

çocukların kızamık aşısı olması gerek­lidir. Enjeksiyondan on gün sonra olu­şabilecek olan hafif bir kızartı ve ateş, kızamığa yakalanmaktan iyidir. Kıza­mık salgınlarında, başka hastalıklardan yatanlara gammaglobülin enjeksiyonu yapılarak, korunmaları sağlanır. Gam­maglobülin enfeksiyona karşı en iyi sa­vunma silahlarından biridir.

Kızamık günümüzde tehlikeli bir has­talık olmaktan çıkmıştır. Bunda aşılama­nın büyük payı vardır. Ancak yetersiz beslenen, raşitizmli, zayıf ve direnci dü­şük çocuklarda komplikasyon riski olabilmektedir. Bu bakımdan doktorlar böyle çocuklarda önlem olarak destek te­davisine başvurur, anne-babaları uyarırlar.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz