Kırık ve Tedavi Süreci

10 Haziran 2018
kırık

Kırık, oldukça sık rastlanılan bir sorundur ve günümüzün modern tedavi yöntemleriyle çoğu vakada tam bir iyileşme sağlanmaktadır.

Kemik kırıklarının, değişik adlarla anılan birkaç türü vardır. Kırık, “yeşil ağaç kırığı “olarak adlandırılan türden- se, kemiğin yalnız bir bölümünde çat­lak vardır, kemiğin birçok küçük parçaya ayrılmasına neden olmuşsa “parçalı kırık” adını alır. Kemiğin bir parçası deriden dışarı çıkmışsa, durum “açık kırık” olarak adlandırılır. Derinin yaralanması söz konusu değilse “kapa­lı kırık”tan söz edilir. Kırık, bir kemik hastalığı sonucunda olmuşsa “patolojik kırık” olarak nitelendirilir. Bu kırık tür­lerinin etkileri ve kemiğe verdikleri za­rarın derecesi farklıdır.

Yeşil ağaç kırığı, körpe bir ağacın, fazlasıyla büküldüğünde dış kenarı bo­yunca kırılmasına benzer biçimdeki kı­rığı tanımlama amacıyla kullanılan bir terimdir. Yalnızca çok genç ve esnek ke­miklerde olur, bu nedenle de genellikle bebekler ve çocuklarda görülür.

Açık kırıklar her zaman, deri bütün­lüğünün bozulmadığı kırıklardan (basit ve kapalı kırıklar) daha ciddidir. Bunun nedeni, daha fazla enfeksiyon tehlikesi barındırmalarıdır. Ayrıca hem basit (ka­palı) hem de bileşik (açık) kırıklar par­çalı kırık biçiminde olabilirler.

Eğer daha çok yaşlı kişilerde rastlan­dığı gibi kemikler, “osteoporoz” denen bir hastalık nedeniyle aşırı zayıflarsa ya da bir kemik tümörü varsa, dışarıdan gelen herhangi bir gücün etkisi olmadan da kırık oluşabilir (patolojik kırık). Bu kendiliğinden (ya da normal bir kemik­te kırığa yol açmayacak kadar az bir güç nedeniyle) oluşan kırık türü, her zaman kemik hastalığına bağlıdır.

Nedenleri

Sağlıklı bir kemiğin kırılması için bü­yük bir güç gerekir, ama kırığın ortaya çıkma olasılığı başka etkenlere de bağ­lıdır: Kemiğin anatomik yeri, kalınlığı ve gücün uygulandığı koşullar. Sözge­limi kol ve bacaklar, leğene göre kırığa daha açıktır.

Kol ve bacaklardaki uzun kemikler uzun eksenleri boyunca uygulanan güce karşı çok dirençlidirler ama aynı güç uzun eksene dik olarak uygulandığında kırılma olasılıkları fazladır. Bu uzun ke­mikler her yerde aynı kalınlıkta değil­lerdir ve çoğunlukla en dar yerlerinden kırılırlar. Bu yere “cerrahi boyun” de­nir. En sık kırılan üç yer bilek, kalça ve ayak bileğidir.

El bileği kırığının başlıca nedeni, uza­tılmış elin (el düşmeyi önlemek için oto­matik olarak uzatılır) üstüne düşmedir. Bu düşme sonucu önkoldaki uzun ke­miğin alt ucu (döner kemik) kırılıp ay­rılır. Kırık alt uç geriye kaçar ve önkol yukarı doğru kıvrılır. Böyle bir kola yandan bakıldığında çatala benzer bir biçim bozukluğu görülür. Bu kırığa “Colles kırığı” denir ve her yaşta görü­lebilir, ama yaşlılarda daha sık rastlanılır.

Kalça kırıkları neredeyse yalnızca yaş­lılarda görülür. Daha çok yana doğru düşme nedeniyle olur ve kırık, uylukke- miğinin üst kısmının en ince noktasın­da, leğenle eklem yerinin hemen arka­sında yer alır. Hastanın yürümesi ola­naksız olduğundan tıbbi yardım gerekir. Evde düşen ve sonra ayağa kalkamayan her yaşlı hasta cankurtaranla hastane­ye götürülmeli ve hemen röntgen filmi çekilmelidir.

Bedenin bütün ağırlığını taşırken ayak bileğinin burkulması hem bacağın alt ucundaki kemiklerin kırılması hem de bilekteki bağların kopmasıyla sonuç­lanabilir. Bu, ilk tanımlayan kişinin adıyla, “Pott kırığı” olarak bilinir. Çok yüksek topuklu ayakkabı giyen kızlar­da sık görülür.

Belirtiler

Kırık belirtileri birbirine benzer, ne­denle ilgisi yoktur. Ağrı olur; kol ya da bacak doğal olmayan bir pozisyonda durur ve kullanılamaz; kemiğin kırık olan uçlarından kanamaya bağlı olarak şok belirtileri (terleme ve solukluk) or­taya çıkar. Eğer kemik hareket ettirilir­se kırık uçlar birbirine sürtünür (oluşan çıtırtıya ‘krepitasyon’ denir), elini kırı­ğın üstüne koymuş olan doktor bunu hisseder.

Ama, ağrının her zaman olmasına karşılık, kemik bölümleri birbirinden ayrılmamışsa, öteki belirtiler ortaya çık­mayabilir. Bu nedenle tanıyı doğrula­mak ve kemikteki hasar yerini saptamak için röntgen filmi çekilir.

Tehlikeler
Bacaklar gibi ağırlık taşıyan kemik­lerin kırıkları,hasta yürüme güçlüğü çe­keceğinden daha kolay anlaşılır, ama başka bir yerdeki (kaburgalar ya da el gibi) kırığın farkına varılmayabilir. Çok küçük çocuklardaki kırık yerinin sap­tanması zordur, çünkü çocuklar nerele­rinin ağrıdığını tam bir doğrulukla söyleyemezler.

Kırıktaki asıl tehlike kan yitimine ve ağrıya bağlı şoktur. Şok, tehlikeli bir komplikasyondur. Bedendeki öteki do­kular gibi kemik de kan damarları açı­sından zengindir ve kırılan kemik ne kadar büyükse o kadar fazla kanama olur. Sözgelimi leğenkemiği ve iki ba­cak kemiği kırılan bir yaralı, kısa süre­de 4 İt kan yitirebilir.

Bu nedenle acil tıbbi yardımda kırığı onarmadan önce şokla uğraşılır ve ağrı dindirilmeye çalışılır.

Bazı kemiklerdeki kırıkların tedavi­sinde altındaki dokulara zarar verme tehlikesi bulunduğundan, çok dikkatli olmak gerekir. Sözgelimi kafatası kırık­larında, kanamaya bağlı Olarak artan basınç sonucu beyne zarar verilebilece­ğinden, hasta hemen hastaneye kaldırı­lıp en az 12 saat gözlem altında tutulur.

Kol ve bacaklardakl kırıklar çok ağ­rılı olmalarına karşılık, kanama kont­rol altına alındığı sürece pek tehlikeli değildir. Ama bazen kemik yeterli kan alamaz ve kırık iyileşmez. Bu durumun başlıca örnekleri el ya da ayaktaki kü­çük kemiklerden birindeki kırıklardır.
Leğen kırıkları idrarkesesi ya da idraryolu yaralanmasına neden olabilir. Omurga kırıklarında, omuriliğin zede­lenmesini ve ona bağlı kalıcı felçleri ön­lemek için özel dikkat göstermek gerekir.

Büyümesini tamamlamamış kemikte kırık çizgisi, “büyüme ucu”ndan geçi­yorsa büyüme aksayabilir. Söz konusu kol ya da bacak, ötekiyle aynı uzunlu­ğa erişemez. Kuşkusuz bu sorun yalnız çocuklardaki kırıklarla ilgilidir. Kemik­lerin büyüme ucu eklemlere yakındır ve bu nedenle eklemlerdeki kırıklar genel­likle ötekilerden daha ciddidir.

Tedavi

Şok, hastaya kan verilerek düzeltilir; ağrı ise ilaçlarla dindirilir. Sonra kırık onarılır. Kırık parçaların ayrılmadığı durumlarda kırık uçları bir araya geti­rilmez, ama öteki vakalarda, özellikle bacak kırıklarında, kas kasılması kemik uçlarının birbirinden ayrılmasına neden olduğundan, düzeltmek için kemiğe ters yönde bir çekme uygulamak gerekir. Bu işleme “traksiyon” (çekme) denir.

Çok parçalı kırıkların ya da sarmal biçimli kırıkların bir araya getirilmesi olanaksız olabilir. Kırık uçlar, kemik kenarlarına tutturulan metal plaklarla birleştirilir. Bu tip “dengesiz” bir kırık örneği, uylukkemiğinin boynundan ge­çen kırıktır. Bu kemik, kenarına tuttu­rulan bir plağa bağlı metal bir çiviyle yerinde tutulur.

Doğru yerlerine getirilen kemik uçla­rının iyileşme süresince de doğru ko­numda tutulmaları gerekir. Bu, kırığın türüne ve yerine bağlı olarak değişen sü­reler için alçı\uygulamasıyla yapılır. Be­den ağırlığınıvtaşımak zorunda kalacağı için kırık bir bacak 12 hafta alçıda kal­malıdır. Ama kollardaki gibi ağırlık ta­şımayan kemiklerdeki kırıkların yalnızca 6 hafta hareketsiz tutulması ye­terlidir (çocuklarda bu süre daha da kı­sadır).

Kaburga kırıkları gibi kırıklarda ise, kemiklerin alçıya alınması gerek­mez.

İyileşme dönemi

İyileşme hızı kırık yerindeki kan do­laşımına bağlıdır. Yaş önemli değildir. 80 yaşındayken de kırık, 8 yaşındaki ka­dar hızla iyileşir. Eğer çivi yerleştirilmiş­se, basit bir destekleyici alçı yeterli olur ve ağrı ile şişlik yok olduktan hemen sonra kemiğin yük taşımasının bir teh­likesi kalmaz.

İnsanlar, kasların bir süre kullanılma­dıkları zaman biraz zayıfladıklarını ge­nellikle unuturlar. Çevredeki kasların güçlü olup iyi bir destek sağlamaları ve bölgeyi güçlendirmeleri önemlidir. Bu nedenle hastalardan, gecikmeden etkin egzersizler yapmaları istenir. Egzersiz başta biraz ağrı yapabilir, ama her ge­çen gün azalır. İzometrik egzersizler (ha­reketsiz olarak kasların kasılması) özellikle yararlı olur. İyileşmeyi hızlan­dırmak için fizik tedavi yapılması da önemlidir.

 Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz