Çocuk Gelişimi

Kimlik Nedir?

6 Haziran 2018
kimlik

Kimliğimiz, bizi öteki insanlardan ayıran yanımız, öz benliğimizdir. Güçlü bir kimlik bilinci, yaşamı bütün doluluğuyla yaşamamızı, bunalım dönemlerini aşabilmemizi ve başka insanlarla iyi iletişim kurmamızı olanaklı kılar.

Kimlik, kendi kendimize kim ve ne ol­duğumuzu sorduğumuz zaman verdiği­miz yanıtların toplamıdır. Bu, yalnızca görünüşümüz, cinsiyetimiz, saç ve göz rengimiz gibi fiziksel niteliklerimiz ya da işimiz ve toplumdaki yerimize ilişkin özelliklerimizi değil, bu konulardaki gö­rüşlerimizi de içerir. Bunun yanı sıra kimliğin, bizi başkalarından ayıran, benzersiz kılan şey olduğu da söylene­bilir.

Neden bir kimliğe gereksinmemiz vardır?

Kimlik bilincimiz iki amaca hizmet eder. Birincisi, başkalarına kim ve ne ol­duğumuzu, yaşamımızın çeşitli yönleriy­le ilgili duygularımızı ve kendimizden emin olduğumuz alanları anlatma yeti­si verir. Ayrıca, onlara kendimizden da­ha az emin olduğumuz alanları da gösterir.

Kimliğimizin ikinci işlevi, birincisin­den daha da önemlidir. Toplum açısın­dan, ister önder, isterse sıradan biri olsun, şu ya da bu biçimde, bir değere sahip insanlar olduğumuzu gösterir.

Bir kimliği neler oluşturur?

Kimlik çok sayıda bileşenden oluşur. Kişi bir kez kendi varoluşunu benimsedikten sonra kimlik, beden biçimi ve bo­yutları ile yaş,cinsiyet, saç, göz, ten ren­gi ve öteki fiziksel özelliklerle başlar. Bu etmenler aynı zamanda ne olabileceği­mizin sınırlarını da çizer. Kuşkusuz bu­nun, kendini yapılı sanan ufak tefek adam ya da kendini olduğundan çok da­ha genç gören kadın gibi, kuraldışı ör­nekleri de vardır.

Fiziksel niteliklerimizin yanı sıra, öyle özelliklerimiz vardır ki, onlar aracılığıy­la toplum bizi, kendimizi tanıtmak is­tediğimiz biçimde görür. Bunlar işimiz, medeni durumumuz, anne-baba ya da büyükanne-büyükbaba olarak rolümüz gibi, somut yaşam koşullarımızdan ge­len özelliklerimiz ve başka göstergelerdir.

Bir başka etmen de kendimize ilişkin değer yargımızdır. Kendimizi iyi ya da kötü, değerli ya da değersiz, yetenekli ya da yeteneksiz olarak görmemizdir. Burada ilginç olan, bu yargıların, çoğu kez, dış dünyanın bize ilişkin gözlemle­rine pek fazla uymamasıdır. Çok iyi bir insan olan, her zaman başkalarına yardım eden ve çevresi için gerçekten de­ğerli olan bir kadın, kendi gözünde işe yaramaz ve beceriksiz bir insan olabi­lir.

Kendi hakkımızdaki görüşlerimize, bizim için neyin iyi ve yararlı olacağına ilişkin düşüncelerimiz eşlik eder. Sözge­limi bir kişiye göre, kendisi için en iyi olan şey eğitimdir ve para kazanmak önemsizdir. Başka bir kişi için ise bu­nun tam tersi söz konusu olabilir.

Bunlarla çok yakından bağlantılı olan, kişinin her zaman içinde taşıdığı “ideal ben” kavramıdır. Bu, kişinin güçlü bir kimliğe sahip olup olmaması­nı büyük ölçüde etkiler. Çünkü gerek söz konusu kişinin kendisi, gerekse ya­kın çevresi tarafından onun için seçilen ideal, ulaşamayacağı kadar yüksekler- deyse, erişilmesi olanaksız bir hedefe varmak için gösterdiği umarsız çabalarla kimlik zayıflar.

Kimliğin oluşması

Bebek, evrenin kendisinden ibaret ol­madığını anladığı andan sonra, kimliği­ni oluşturmak için çaba göstermeye baş­lar. Anne ile baba da, ona ilk kez cinsi­yetini duyurarak, benimsendiğini, sevi­lecek ve sevgiye karşılık verebilecek ye­tenekte olduğunu hissettirerek, bu olu­şuma katkıda bulunur. Sevildiği çocu­ğa, çok güçlü bir biçimde hissettirilmelidir. Ancak böylece, annesiyle babası isteklerini yerine getirmediği ya da ona kızdığı zaman olumsuz yön­de etkilenmez.

Gençlik çağında kişi, görüşlerine çok önem verdiği arkadaşlar edinir. Bazen bu görüşler, gencin kimliğini sarsacak kadar büyük farklılıklar gösterir. Gçn. cin kendisi için neyin daha iyi ve doğru olacağına ilişkin görüşleri büyük değj. şikliklere uğrayabilir.  KimliğînÇocuk büyüdükçe kimliği, yaşamın­daki olaylarla, öteki insanların bu kim­liğe gösterdiği tepkilerle biçimlenip güç­lenir. Okulda başkalarıyla geçinmeyi öğrenir (ya da öğrenemez). Yalnızca derslerde öğretilen bilgiler değil, aynı zamanda öğretmenleri ile öteki yetişkin­lerin ona aşıladığı ahlaksal değerler de gelişmekte olan kimliğinin niteliğine katkıda bulunur. Bu değerler kendi için­de tutarlı bir bütün oluşturuyorsa kim­liği de güçlü olacaktır; tersi durumda ise, özbeğenisi zayıf, kendine seçtiği kimlik belirsiz olur.

Denge ve tutarlılığı, çocukluk dönemi et­kileriyle bir yöne çekilirken, yeni orta­ya çıkan gençlik etkileriyle öteki yöne çekildiğinden, yoğun bir tehdit altında­dır.

Araştırmalar, özbeğenileri güçlü, duygusal bakımdan dengeli, çocuklan- nı baskı altına almaya çalışmayıp des­tekleyen anne-babalarm çocuklanna, güçlü bir kimlik kazandırdıklarını gös­termektedir.

Ancak farklı koşullarda aksaklıklar ortaya çıkabilir. Zayıf bir babayla, güç­lü bir anne, kendi rollerine yaklaşımla­rı nedeniyle, çocuğun cinsel kimliğinin zayıf olmasına yol açabilirler. Aşın ko­ruyucu anne ile babalar, çocuğun ileri­de, iyi bir toplumsal kimlik geliştirmesi için gerekli olan güçlü toplumsal bağ­lar kurmasına engel olabilirler.

Gencin kimlik bunalımı, günümüzün Batı toplumlarında bir yere kadar kaçı­nılmazdır. Bunun nedeni, başka çağ ve kültürlerde olduğu gibi gençlere önce­den belirlenmiş roller aşılamak yerine, kendi yollarını kendilerinin bulması için yüreklendirilmeleridir.

Kaynak  Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz