Kimlik Arayışı Nedir?

3 Aralık 2018
kimlikarayisi

Kimliğimiz, bizi öteki insanlardan ayıran yanımız, öz benliğimizdir. Güçlü bir kimlik bilinci, yaşamı bütün doluluğuyla yaşamamızı, bunalım dönemlerini aşabilmemizi ve başka insanlarla iyi iletişim kurmamızı olanaklı kılar.

Kimlik, kendi kendimize kim ve ne olduğumuzu sorduğumuz zaman verdiği­miz yanıtların toplamıdır. Bu, yalnızca görünüşümüz, cinsiyetimiz, saç ve göz rengimiz gibi fiziksel niteliklerimiz ya da işimiz ve toplumdaki yerimize ilişkin özelliklerimizi değil, bu konulardaki gö­rüşlerimizi de içerir. Bunun yanı sıra kimliğin, bizi başkalarından ayıran, benzersiz kılan şey olduğu da söylene­bilir.

Neden bir kimliğe gereksinmemiz vardır?

Kimlik bilincimiz iki amaca hizmet eder. Birincisi, başkalarına kim ve ne ol­duğumuzu, yaşamımızın çeşitli yönleriy­le ilgili duygularımızı ve kendimizden emin olduğumuz alanları anlatma yeti­si verir. Aynca, onlara kendimizden da­ha az emin olduğumuz alanları da gösterir.

Kimliğimizin ikinci işlevi, birincisin­den daha da önemlidir. Toplum açısın­dan, ister önder, isterse sıradan biri olsun, şu ya da bu biçimde, bir değere sahip insanlar olduğumuzu gösterir.

Bir kimliği neler oluşturur?

Kimlik çok sayıda bileşenden oluşur. Kişi bir kez kendi varoluşunu benimse­dikten sonra kimlik, beden biçimi ve boyutları ile yaş,cinsiyet, saç, göz, ten ren­gi ve öteki fiziksel özelliklerle başlar. Bu etmenler aynı zamanda ne olabileceği­mizin sınırlarını da çizer. Kuşkusuz bu­nun, kendini yapılı sanan ufak tefek adam ya da kendini olduğundan çok da­ha genç gören kadın gibi, kural dışı ör­nekleri de vardır.

Fiziksel niteliklerimizin yam sıra, öyle özelliklerimiz vardır ki, onlar aracılığıy­la toplum bizi, kendimizi tanıtmak is­tediğimiz biçimde görür. Bunlar işimiz, medeni durumumuz, anne-baba ya da büyükanne-büyükbaba olarak rolümüz gibi, somut yaşam koşullarımızdan ge­len özelliklerimiz ve başka göstergeler­dir.

Bir başka etmen de kendimize ilişkin değer yargımızdır. Kendimizi iyi ya da kötü, değerli ya da değersiz, yetenekli ya da yeteneksiz olarak görmemizdir. Burada ilginç olan, bu yargıların, çoğu kez, dış dünyamn bize ilişkin gözlemle­rine pek fazla uymamasıdır. Çok iyi bir insan olan, her zaman başkalarına yardım eden ve çevresi için gerçekten de­ğerli olan bir kadın, kendi gözünde işe yaramaz ve beceriksiz bir insan olabi­lir.

Kendi hakkımızdaki görüşlerimize, bizim için neyin iyi ve yararlı olacağına I ilişkin düşüncelerimiz eşlik eder. Sözgelimi bir kişiye göre, kendisi için en iyi I olan şey eğitimdir ve para kazanmak önemsizdir. Başka bir kişi için ise bu­nun tam tersi söz konusu olabilir.

Bunlarla çok yakından bağlantılı olan, kişinin her zaman içinde taşıdığı “ideal ben” kavramıdır. Bu, kişinin güçlü bir kimliğe sahip olup olmaması­nı büyük ölçüde etkiler. Çünkü gerek söz konusu kişinin kendisi, gerekse ya­kın çevresi tarafından onun için seçilen ideal, ulaşamayacağı kadar yüksekler­deyse, erişilmesi olanaksız bir hedefe varmak için gösterdiği umarsız çabalarla kimlik zayıflar.

Kimliğin oluşması

Bebek, evrenin kendisinden ibaret ol­madığını anladığı andan sonra, kimliği­ni oluşturmak için çaba göstermeye başlar. Anne ile baba da, ona ilk kez cinsi­yetini duyurarak, benimsendiğini, sevi­lecek ve sevgiye karşılık verebilecek yetenekte olduğunu hissettirerek, bu olu­şuma katkıda bulunur. Sevildiği çocu­ğa, çok güçlü bir biçimde hissettirilmelidir. Ancak böylece, annesiyle babası isteklerini yerine getirmediği ya da ona kızdığı zaman olumsuz yön­de etkilenmez.

Çocuk büyüdükçe kimliği, yaşamın­daki olaylarla, öteki insanların bu kimliğe gösterdiği tepkilerle biçimlenip güç­lenir. Okulda başkalarıyla geçinmeyi öğrenir (ya da öğrenemez). Yalnızca derslerde öğretilen bilgiler değil, aynı zamanda öğretmenleri ile öteki yetişkin­lerin ona aşıladığı ahlaksal değerler de gelişmekte olan kimliğinin niteliğine katkıda bulunur. Bu değerler kendi için­de tutarlı bir bütün oluşturuyorsa kim­liği de güçlü olacaktır; tersi durumda ise, özbeğenisi zayıf, kendine seçtiği kimlik belirsiz olur.

Gençlik çağında kişi, görüşlerine çok önem verdiği arkadaşlar edinir. Bazen bu görüşler, gencin kimliğini sarsacak

kadar büyük farklılıklar gösterir. Gencin kendisi için neyin daha iyi ve doğru olacağına ilişkin görüşleri büyük değişikliklere uğrayabilir.

Araştırmalar, öz beğenileri güçlü duygusal bakımdan dengeli, çocukları baskı altına almaya çalışmayıp destekleyen anne-babaların çocukların güçlü bir kimlik kazandırdıklarını göstermektedir.

Ancak farklı koşullarda aksaklık ortaya çıkabilir. Zayıf bir babayla, güçlü bir anne, kendi rollerine yaklaşımları nedeniyle, çocuğun cinsel kimliğin zayıf olmasına yol açabilirler. Aşırı koruyucu anne ile babalar, çocuğun ilet de, iyi bir toplumsal kimlik geliştirmek için gerekli olan güçlü toplumsal bağlar kurmasına engel olabilirler.

Gencin kimlik bunalımı, günümüz Batı toplumlarında bir yere kadar kaçınılmazdır. Bunun nedeni, başka çağ kültürlerde olduğu gibi gençlere öne den belirlenmiş roller aşılamak yerim kendi yollarını kendilerinin bulması içi yüreklendirilmeleridir.

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz