Kemik İliği İltihabı

24 Mayıs 2018
kemik-iligi

Kemik iliği iltihabı, yani osteomiyelit, eskiden çok ciddi sonuçlan olabilen bir durumdu. Günümüzdeyse antibiyotikler ve modern yöntemlerle genellikle tam olarak tedavi edilebilmektedir.

Kemik iliği iltihabı, kemikte, bakte­riler ya da mantarlarla oluşan bir enfek­siyondur. Akut ya da kronik olabilen enfeksiyon, kemiğe kırıklar, kirli yara­lar ya da cerrahi girişim sırasında yer­leşir.

12 yaşın altındaki çocuklar, özellikle risk altındadır. Antibiyotiklerin bulun­masından önce ise hastalık, kemikte bi­çim bozukluklarına ve topallığa neden olabilmekteydi.

Nedenleri

Bakteriler kemiğe, cerrahi girişim sı­rasında ya da açık kırığın (kemiğin kı­rık ucundan dışarı çıktığı durum) bir komplikasyonu olarak yerleşebilir. An­cak iltihap başka bir yerden, kan yoluyla da gelebilir. Bu yol, “hematojen yayılma” olarak bilinir ve kemik iliği il­tihaplarının yüzde 90’ından sorumlu­dur.

Kemik iliği iltihaplarının çoğunun et­keni stafılokok türü bakterilerdir. Bu bakteriler çıban ya da apse gibi deri en­feksiyonlarından kanla kemiğe taşınır­lar. Daha ender rastlanan bakterilerse, yeni doğan bebekler ya da lösemi gibi kan hastalığı olan, enfeksiyonlara daya­nıksız kişilerde kemik iliği iltihabına ne­den olabilirler.

Belirtiler

İlk belirtiler, etkilenen bölgede ağrı, şişlik ve irin oluşumudur. Ancak kemik sert bir yapı olduğundan, şişlik içinde kalır. îrin oluşumu kemikte apansız ba­sınç artışı yaratarak çok çabuk, bazen bir gecede ortaya çıkan şiddetli ağrıya neden olur. Bazen de kusma görülür; ama her zaman ateş vardır.

Enfeksiyon, uzun kemiklerin, diz ve dirsek çevresi gibi büyüyen uçlarını et­kiler. Bunun nedeni, oralardaki atarda­marların toplardamarlara açılmayışıdır (bunlara ‘end-arter’ denir). Oraya ka­dar gelen bakteri kemiğe takılıp kalır. Kemik iltihabı yerleştiğinde, irinin oluş­turduğu basınç kan akışını engeller ve kemiğin bazı bölümleri ölür. Zamanla irin deriye açılarak boşalabilir.

Tehlikeler

Antibiyotikler bulunmadan önce ke­mik iliği iltihabı yüzde 50 oranında ölümle sonuçlanmaktaydı. Bunun nede­ni, iltihabın kan yoluyla yayılarak, ak­ciğer gibi öteki organları da etkilemesiydi.

Günümüzde tek tehlike, kronik ke­mik iliği iltihabının oluşmasıdır. Bu du­rumda iltihap, şişlik ve irinle sürer; kemik zayıf düşer ve enfeksiyon zaman zaman yeniden akut biçim alır.

Kemik iliği iltihabı türleri

Verem bakterileri de kemiğe gelerek iltihap oluşturabilirler. Genellikle akci­ğerlerden doğrudan omur kemiklerine yayılırlar. Bu tip iltihap yavaş ilerler, ama kemiği aşındırır; geriye yalnızca diskler, yani omurlar arasındaki bağ do­kusu kalır. Kemikler hasara uğradıkça beden ağırlığını taşıyamaz hale gelirler ve omurga bükülerek, kamburluğa ne­den olur. Sırtta oluşan bu belirgin eğri­liğe “kifoz” denir.

Verem enfeksiyonu tanısı röntgen in­celenmesiyle konulabilir.

Tedavi

Akut kemik iliği iltihabının başlangıç evresinde tedavi edilmesi gerekir. Bir kez ölü kemik dokuları ortaya çıkarsa, kronik kemik iliği iltihabının yerleşme­si kolaylaşır.

Hastayı hastaneye yatırmak gerekir. Doktorlar enfeksiyona neden olan bak­terinin saptanması için kan örnekleri alırlar. Antibiyotik, önce damardan, sonra ağızdan verilir. Bazen de ameli­yatla kemiklere ufak delikler açılır. Bu işlem enfeksiyonun yarattığı basıncı kal­dırıp hastayı rahatlatır. Ayrıca doktor­lara irini inceleyerek, verdikleri antibiyotiğin bakteriler üstünde etkili olup olmadığını anlama fırsatı verir.

Kronik kemik iliği iltihabı tedavisin­de yalnızca antibiyotik yetersiz kalır. İl­tihaplı ve ölü kemik dokusunun ameliyatla alınması gerekir. Eğer kro­nik kemik iliği iltihabı çok yayılmışsa, söz konusu organın ampütasyonu, ya­ni kesilmesi gerekebilir.

Sonuç

Erken tedaviyle akut kemik iliği ilti­habı tam olarak iyileştirilebilir.

Günümüzün güçlü antibiyotikleriyle iyi sonuçlar alınmaktadır, ancak teda­vinin başarısı olabildiğince erken dav­ranmaya bağlıdır. Tedaviye başlandıktan sonra da hastanın yakından izlenmesi gerekir.

Kemik iliği iltihabının ilk zamanlarında eklemde aşırı ağrı olabilir. Erken tanı ve tedavi önemlidir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz