Kemik Hastalıkları

17 Mayıs 2018
kemik

Hafif ve son derece dayanıklı olan kemikler, birbirleriyle olan bağlantılarıyla bedene hareketlilik kazandırırlar. Ciddi kemik hastalıkları nın sayısı azdır ve çoğu tedavi edilebilir.

Çoğu insan, kemiklerin, bedenin de­rinliklerinde yer alan ve dik durmamı­za yarayan bir çatı olduğunu düşünür. Bu bilgi doğru, ama eksiktir.

Gerçekte kemikler, bütün canlıların karşı karşıya kaldığı bir yaşam savaşı­nın kalıntılarıdır. Kemikler saldırı­lara karşı bir tür korunma sağlarlardı. İlkel kara yaratıklarının çoğu kemikle­rini,’kabuk’denilen kalkanlar halinde bedenlerinin dışında taşırlardı. Sonra­dan bazı gruplar gelişip kabuklarını, ön­ce kısmen, sonra da bütünüyle bedenlerinin içinde oluşturdular ve bil­diğimiz kemikler ortaya çıktı.

İnsanda kemikler, gelişmelerinin en yüksek aşamasına ulaşmışlardır. Beden­deki yüzlerce kemiğin her biri ötekine birleşerek şaşırtıcı derecede güçlü, aynı zamanda çevik bir çatıyı, yani iskeleti oluşturur.

Kemiklerin görevi

Kemiklerin en ilkel özelliği olan ko­ruyucu kalkan işlevi, günümüzde insan bedeninin bazı bölgelerinde hâlâ bellidir. Sözgelimi kafatası, beynin çevre­sinde bütün ve koruyucu bir kılıf oluşturur; kaburgalar, aynı görevi ak­ciğerler ve kalp için yaparlar.

Kemik tipleri

Kuşkusuz kemikler aynı zamanda, bedenin çeşitli kısımlarını bir arada ve dik tutan bir destek sağlarlar. İlginç olan, bedenin desteğe gereksinim duy­madığı zaman (sözgelimi uzay yolculuk- larındaki uzun süreli ağırlıksızlık dönemlerinde ya da yatak istirahatı sı­rasında) kemiklerin güçlerini, sağlamlık­larını yitirmeleri ve direnç altında kaldıklarında kolayca kınlabilmeleridir.

Kemiklerin yaşamsal, ancak fazla be­lirgin olmayan bir başka işlevi de kas­ların tutunacakları yüzeyler sağlamalarıdır. Kaslar el, kol ve bacak­larımız ile bedenin pteki bölümlerinin hareketini gerçekleştiren gücü sağlar­lar. Bu da öncelikle kemiklerin karşılıklı hareketleriyle gerçekleşir.

Kemiklerin içleri boştur ve bu boşluk­larda kan hücreleri yapılır. Kemikler ay­nı zamanda, beden için önemli bir başka madde olan kalsiyumu da yaparlar.

Kemikler neden oluşur

Bedenin öteki bileşenleri gibi kemik­ler de hücrelerden oluşmuştur. Bunlar, “bağ dokusu çatısı” adıyla bilinen ve ol­dukça yumuşak ve esnek olan temel bir maddeyi ortaya çıkarırlar.

Boru biçimli bir maddenin içini bo­şaltmak, gücünü çok az miktarda azal­tır, buna karşılık ağırlığını önemli oranda düşürür. İnşaat mühendisliğinin ana kuralı olan bu ilkeden doğa, kemik yapımında en iyi biçimde yararlanmış­tır. Boşluklarda, kan hücrelerini yapan, ilik olarak bilinen yumuşak bir madde vardır.Büyümeye başladıklarında kemikler bütünüyle katı bir yapıya sahiptirler. Ortalarındaki boşluk ikinci aşamada oluşur.Kemik büyümesiBu çatı içinde, daha sert bir madde­den yapılmış bir ağ bulunur ve sonuç­ta, çok miktarda sert madde içeren ve bağ dokusuna güç kazandıran “beton” yapı oluşur. Son ürün ise, belli oranda esnekliği olan, son derece güçlü bir ya­pıdır.

Dölütte kemikler gebeliğin ilk ayında oluşmaya başlar. Ancak bu aşamada (il­kel hayvanların iskeletlerinde olduğu gi­bi) kıkırdaktan, yani kauçuk esnekliğine sahip, oldukça yumuşak bir maddeden oluşurlar. Dölüt büyüdükçe kıkırdak çatı yerini az çok sert madde içeren bir bağ dokusuna bırakır. Kemiklerin sert­leşmesi, bütün çocukluk çağı boyunca süren ve ancak ergenlik çağı sonunda ta­mamlanan, yavaş bir süreçtir.

Biçimin korunması

Kemiklerin önemli ve dikkati çeken bir başka özelliği, büyüyüp doğru olan biçimi kazanmalarıdır. Bu, özellikle kol­ları ve bacakları destekleyen uzun ke­mikler için önemlidir. İki uçta, ortadakinden daha geniştirler ve bu, ek­lemlerde, yani en çok gereksinim duyu­lan yerde sağlamlık sağlar.

Farklı biçim ve büyüklükler

Farklı görevleri yerine getirebilecek biçimler kazanmış çeşitli tipte kemikler vardır.

Uzun kemikler, kollarda ve bacaklar-! da bulunurlar. Bunlar sert kemikten oluşmuş basit silindirlerdir. İçlerinde yumuşak, süngersi ilik bulunur.

El ve ayak bileklerinde bulunan kısa kemikler, temelde uzun kemiklerle ay­nı yapıya sahiptir. Ama daha güdük ol­duklarından, güç yitimi olmadan, çok çeşitli hareketlerin yapılmasını sağlarlar.

Yassı kemikler, sandviç gibi, arada süngersi bir tabaka bulunan iki kalın ke­mik tabakasından oluşurlar. Koruma sağlamak (kafatasında olduğu gibi) ya da belli kasların tutunacağı geniş bir alan oluşturmak (kürekkemiklerinde ol­duğu gibi) için yassı bir biçim kazanmış­lardır.

Bir de düzensiz kemikler vardır. Bun­lar, yaptıkları işe özgü farklı biçimler alabilen kemiklerdir. Sözgelimi belkemi­ğini oluşturan kemikler, büyük güç sağ­lamak ve kemik iliğine olabildiğince yer açmak için kutu biçimindedirler. Yüzü oluşturan kemiklerse, hava dolu boşluk­ları nedeniyle daha hafiftirler. Bu ke­mikler, birbirlerine uyan yüzeyleriyle birleşirler.

Eklemler

Kemikler hem en emin biçimde bir­leşmeli, hem de bazıları birbirlerine gö­re oldukça geniş açıda hareket edebilmelidir. Doğa bu sorunun çözü­münü, menteşe ile top-yuva biçiminde­ki eklemlerde bulmuştur.

Kemiklerin uçları yumuşak kıkırdak­tan yastıklarla kaplıdır. Böylece, hare­ket ve ağırlık taşıma sırasında birbirlerini zedelemezler. Eklem ayrıca özel olarak yapılan sıvılarla nemli tutu­lur. Bağ olarak bilinen sert yapılar da eklemi oluşturan parçaları bir arada tu­tar.

Kendini yenileme

Bedenin öteki bölümleri gibi, kemik­ler de hastalandıkları ya da hasar gör­dükleri zaman kendilerini yenileme konusunda olağanüstü bir kapasite gös­terirler. Bunun en açık örneği, kırıldık­larında, hattâ bütünüyle ikiye bölündüklerinde kendilerini onarabilme yetenekleridir.

Çoğu insana bu onarımı kavramak güç gelir. Öncelikle kemik kırıldığında, içinden geçen kan damarlarının da yır­tıldığını bilmek gerekir. Genellikle ol­dukça fazla miktarda kan yitirilir (hattâ çoğu zaman hastaya kan verilmesi ge­rekir), ama kırık bölgesi çevresinde pıh- tılaşıp katı bir kütle oluşturarak, kırığın onarımı için uygun ortam sağlayan da bu kandır.

Ardından,kırık kemik uçlarından ko­pan hücreler, pıhtı alanına yayılıp bir bağ dokusu oluştururlar. Bu, iki kırık ucu birleştirir. Ancak birleşmenin tam olabilmesi için sertleşmenin gerçekleş­mesi gerekir.

Birleşme tamamlanınca bölge olduk­ça büyük ve biçimsizdir. Kırık yerin çev­resinde yeni bir kemik kütlesi oluşmuştur. Ancak sonradan kemik, bi­çimlenme yeteneğiyle, bölgeyi eski pü­rüzsüz haline sokar.

Düzeltme süreci, kırık bütünüyle ona- rıldıktan ve kol ya da bacak kullanılma­ya başlandıktan sonra da yıllarca sürer. Sonuçta kırık (doktorlar buna fraktür derler) yeri, röntgen filmi dışında, nor­mal,düzgün kemikten ayrılamaz hale ge­lir.

Kemik hastalıkları

Kemiklerde başlıca dört tip hastalık ya da sorun görülür. En ciddileri doğuş­tan kemik hastalıklarıdır. Kalıtsal olan bu hastalıkların tedavisi yoktur.

Doğuştan kemik hastalıklarının çeşitli tipleri vardır, ama hepsi de ender görülür. Gevrek kemikler ya da başka bir de­yişle anormal derecede zayıf kemikler de bu gruba girer. Durumun kendisinin te­davisi olmamasına karşın, kemiklerin aşırı gerilme ve baskı altında kalması önlenerek, tedavi yoluna gidilebilir.

Kemik hastalığı nedeniyle cücelik de olabilir. Bir çocuğun normal erişkin bo­yuna ulaşamaması, ancak öteki yönler­den normal gelişmesi, ya kemik büyümesindeki geriliğe ya da kemik bü­yümesinin denetimindeki bozukluğa bağlıdır.

En son ve en az ciddi kalıtsal kemik sorunu, kemiklerde biçim bozukluğu ya da oluşum kusurlarıdır. Bu içe kıvrık bir küçük parmak ya da elde, ayakta faz­ladan bir parmak biçiminde olabilir. Bu tip biçim bozuklukları, genellikle aile­nin birkaç kuşağında birden görülür, ama pratikte ciddi bir sorun yaratmaz.

Bir de biyokimyasal kökenli kemik hastalıkları vardır. Bu gruba, beden kimyasının uygun kemik gelişmesini sağlayamadığı durumlar girer.

Bu sınıflamaya giren bir başka has­talık da yine kemiklerin zayıflamasına yol açan osteomalazidiT. Gerçek neden karındaki çeşitli bölgelerin hastalığı ol­duğundan tedavi edilebilir.En iyi bilinenlerinden biri, eskiden sık görülen raşitizmdir. Yetersiz beslenme­ye bağlı olarak ortaya çıkan çeşitli te­mel vitaminlerin eksikliği sonucu görülür. Kemikler zayıflar ve bacaklar, özellikle bu hastalığa özgü eğri bir gö­rünüm alır. Ender olmakla birlikte ba­zen katı vejetaryenlerde de rastlanan raşitizm, D vitamini ile tedavi edilir.

Raşitizm ve osteomalazi, böbrek has­talığına bağlı olarak da ortaya çıkabi­lir. Bu büyük olasılıkla böbreğin D vitaminini etkin hale getirememesine bağlıdır. Tedavisi, öncelikle böbrek has­talığının tedavi edilmesi, sonra da aktif hale getirilmiş özel D vitamini verilme­sidir.

Enfeksiyon

Kemik tümörleriKemikler de, bedenin öteki bölgeleri gibi, mikropların saldırısına uğrayabi­lirler. Bu tür kemik enfeksiyonlarının belki de en iyi bilineni osteomiyelit, ya­ni kemik iliği iltihabıdır. Bu genellikle yüksek doz antibiyotik verilerek tedavi edilebilir. Tüberküloza (verem) bağlı ke­mik iliği iltihabı da olur ve o durumda belirtiler daha yavaş ortaya çıkar. An­cak bu hastalığa günümüzde seyrek rastlanılmaktadır.

Kemik kütleleri ya da tümörleri ger­çekten üzerinde dikkatle durulması ge­reken ciddi durumlardır. Genellikle uzun yıllar varlıklarını koruyup hiç so­run çıkarmazlar; buna bir örnek kafa­tasında sert bir kütle (selimdir) I oluşturabilen ekzostozdur. Ancak bazı kütleler habistir ve hızla büyüyüp baş­ka dokuları istila ederler.

Kemikten kaynaklanan kanser ender görülür; başka bir yerdeki bir tümörden yayılma sonucu oluşan kemik kanser­lerine daha sık rastlanır.

Kemik kanseri her zaman ciddidir. Ancak günümüzde bir dereceye kadar kontrol edilebilmektedir. Eldeki tedavi yöntemleri oldukça etkilidir; kemik için­deki kütlenin büyümesiyle ortaya çıkan ağrı bütünüyle giderilebilmektedir.

Kanserin kemiğe yayılması hastanın yatağa bağlanmasını gerektirmez. Tam tersine,önünde yaşanacak, ağrısız, ha­reketli yıllar vardır.

Kemik hastalıklarının öteki türleri

Kemik hastalıklarının öteki türleri osteoporoz ve hiperparatiroidizm’dir. Bi­rincisi, kemiğin incelip, zayıflaması anlamına gelir ve daha çok yaşlılarda görülür. Tedavi ile hastaya yardımcı olunabilir. İkincisi, özel bir hormonun aşırı yapımı sonucu ortaya çıkar. Tanı, röntgen ve kanda yüksek kalsiyum dü­zeyini gösteren testlerle konur. Bu has­talık da kemiklerde zayıflamaya neden olur, ancak fazla miktarda hormon ya­pımından sorumlu olan, paratiroit be­zinin bütününün ya da bir bölümünün çıkarılmasıyla etkili biçimde tedavi edi­lebilir.

Bir başka kemik hastalığı olan Paget hastalığına daha sık rastlanmaktadır. Yaşlılarda görülen ve gereksiz kemik büyümelerine neden olan bu hastalığın nedeni bilinmemektedir. Kemik sertleştirici maddelerin yapımını uyaran bir hormonla yapılan tedavinin başarılı so­nuçlar verdiği görülmüştür.

Gelecek

İnsan iskeletinin ne kadar karmaşık ve yetkin olduğu göz önüne alındığın­da, karşı karşıya kaldığı sorunların ger­çekte çok az olduğu ortaya çıkar.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz