Kekemelik ve Tedavi

17 Mayıs 2018
kekemelik

Kekemelik, konuşma akışının duraklamalarla bozulmasıdır. Günümüzde geliştirilen konuşma tedavisi teknikleriyle bu yaygın sorunun çözümünde önemli adımlar atılmaktadır.

Hiç kimse tam anlamıyla yetkin bir akıcılıkla konuşamaz. Duraksamalar, yinelenen sözcüklerle konuşuluruma ge­nellikle ne dinleyenler ne de konuşan­lar bu kesintileri fark etmezler. Doğal olarak, konuşan kişi nasıl konuştuğun­dan çok, söyledikleriyle ilgilidir.

Kekemeler ise tersine, nasıl konuştuk­larına çok dikkat eden ve belli koşullarda normal biçimde konuşabilseler bile, genellikle bu konuda tedirgin olan kişi­lerdir. Her zaman konuşmalarının akı­cılığını koruyamazlar. Kekemelik erkek çocuklar arasında kızlardan daha yay­gındır ve çoğunlukla Uç ile sekiz yaşları arasında belirir.

Konuşmada aksaklıklar Çocukların çoğu, genellikle üç yaş dolayında konuşurken sesleri yineledik­leri, duraksadıkları bir dönemden geçer­ler. Bu evrede çocuk yeni deneyimleri­ni aktarma konusunda isteklidir, ama yeterli sözcük bilgisi yoktur. Uygun sözcükleri aklına getirmeye ça­lışırken, boşluğu bir önceki ses, sözcük ya da cümle parçasını yineleyerek dol­durur. Çocuk, özel olarak dikkati çekilmedikçe konuşmasındaki aksaklığı fark etmez. Konuşmasından sıkıldığınızı, ra­hatsız olduğunuzu belli etmeksizin din­lemek önemlidir. Çocuk sizde bir endi­şe belirtisi yakalarsa, yanlış bir şey yap­tığını düşünmeye ve konuşmasından te­dirgin olmaya başlar. Bu da gerçek bir kekemeliğin gelişmesine yol açabilir. Çocuklar düşüncelerini ifade etmeleri­ne yetecek kadar çok sayıda sözcük öğ­rendiklerinde bu evre sona erer.

Kekemeliğin başlangıcı

Kekemeliğin ilk aşaması genellikle sözcüklerin içindeki seslerin yinelenmesidir. Çoğunlukla normal konuşma ak­saklıklarından ya da bir sarsıntı, hasta­lık gibi olaylardan sonra aşamalı ola­rak gelişir. Duraksama ve yinelemeler, çocuğun anksiyeteli olduğu durumlarda artar. Durum , anne-babanın çocu­ğun konuşmasına yaklaşımına göre da­ha da şiddetlenebilir. Çocuklardaki ko­nuşma güçlüklerinin nedeni tam olarak bilinmemektedir. Ama çocuğun kendi konuşmasındaki aksaklıklardan duydu­ğu sıkıntının kekemelikle sonuçlandığı düşünülmektedir. Başlangıçta konuş­ma güçlüğü daha çok, çocuk heyecanlı olduğu, acele ettiği ya da anksiyeteye kapıldığı durumlarda ortaya çıkar.

İkinci aşama

Kekemeliğin ikinci aşamasında daha ileri ölçülerde gerginlik ve sıkılma duy­gusu görülür. Sesleri yinelemek yerine, kekeme, hiç ses çıkaramaz ya da başladı­ğı sözcüklerin sonunu getiremez hale ge­lir. Bu kesinti ve uzatmalara, çoğunluk­la göz kıpma gibi yüz tikleri ve kas ha­reketleri eşlik eder. Kekemelerdeki bu tür hareketler kimi zaman bir sözcü­ğün zorlanarak da olsa söylenmesinde yardımı olur gibi görünseler de, gerçek­te ses çıkarmayla ilişkisi yoktur. Aslın­da kekemelik konuşma kaslarının denet- lenememesi ya da bir arada hareket ettirilememesidir. Kaslar, soluma ve ses oluşturma için, gerekenden daha fazla ge­rilmektedir.

Güçlük yaratan noktalar

Bütün kekemelere sorun yaratan belli sesler yoktur; her insana belli bir ses öte­kilerden daha güç gelebilir ve ondan ka­çınmaya çalışır. Sözgelimi, “k” sesini çıkarmada zorlanan birisi ”dükkan” ye­rine mağaza ve benzeri başka sözcükleri kullanır ya da korktuğu sözcük yerine onu anlatan bir cümleyi kullanmayı yeğ­ler.

Bazen kekemeler zorluk yaratan söz­cüklerden kaçınma konusunda öyle be­ceri kazanırlar ki, başkaları kekeledik­lerini fark etmez, ama bu tutum kendile­rine güvensizliklerini pekiştirmekten baş­ka işe yaramaz.

Bir sözcüğü kullanmaktan kaçınma­dığında kekeme “yani”, “demek istiyo­rum ki” gibi deyimlerle sonunda söyle­yebileceğini umut ederek güç sözcüğü bir süre erteler. ‘P, ‘b’, ‘k’ sesleri dur­malara, T ve ‘s’ de uzatmalarda neden olur.

Kekemeliğin kişinin toplumsal yaşa­mını etkilemesi, kişilik yapısına bağlıdır. Genellikle anksiyeteye neden olan belli ortamlardan uzak durulur. Çocuklar ve ergenlik çağındakiler sınıfta bir şey oku­maktan, yetişkin kekemeler de telefon­da konuşmaktan korkarlar. Konuşma korkuları, gerçekte ne kadar kekeledik­lerine bağlı değildir. Kendilerine güven­dikleri zamanlarda daha az kekeledik­lerini bilirler, ama güvenlerini yitirdik­lerinde,oldukça akıcı konuşuyor da ol­salar, kekelediklerini düşünürler.

Kekemeliğin nedenleri

Araştırmalar kekemelerin akıcı konu­şanlar gibi hızlı ve ritmik hareketler ya­pabildiklerini, özel bir hormon denge­sizliklerinin bulunmadığını ve başka in­sanlara göre ruhsal sorunlara daha yat­kın kişiler olmadıklarını ortaya koymuş­tur. Ancak kekemelerin çoğunun keke­meliklerinden kaynaklanan anksiyete ve düş kırıklığına bağlı kişilik sorunları ol­duğu görülmektedir.Daha önce de belirttiğimiz gibi birçok kurama karşın,kekemeliğin nasıl oluş­tuğu konusu tam açıklık kazanamamış­tır. Bir zamanlar solak çocukların sağ ellerini kullanmaya zorlanmalarının, ke­kemelikle sonuçlandığı düşünülürdü. Bunun nedeni, normalde beynin bir ya- rıyuvarı başatken, bu zorlama sonu­cu altüst olan beyinde, iki yarı – yuvardan konuşma organlarına;çatışan mesajlar gönderildiği düşüncesiydi.

Kekemelik, genellikle,henüz konuşma mekanizmaları denetiminin tam yer­leşmediği çocuklukta ortaya çıkmakta­dır. Akıcı konuşamama zamanla alış­kanlığa dönüşmekte ve bundan duyulan sıkıntıyla ilintili olarak, çocukta bir ‘normal’ konuşma bilinci oluşmaktadır. Konuşmasını her düzeltme girişimi ank- siyetesini artırmakta, kekemelik belirti­leri konuşmasının bir parçası haline gel­mekte ve sonunda bir kekeme gibi ko- nuşmayı”öğrenmektedir.” düzeltmesine yardım eder.

Kekemeliği değerlendirme

Bir tedavi programı oluşturmak için kekemeliğin şiddetini değerlendirmek önemlidir. Okurken ve konuşurken be­liren yinelemelerin, uzatmaların, takıl­maların ve değiştirmelerin (bir sözcüğe başlamışken değiştirme) hesaplanmasıy­la, akıcılığın boyutlarını belirlemek gere­kir.

Yetişkin kekemelerin konuşmaları standart soru-yamtlar ve testlerle değer­lendirilir. Çocuklarda, anne-babalar ve öğretmenler , çocuğun ev ve okuldaki konuşma biçimi üzerine bilgi verirler. Çocuğun kendini baskı altında hissetti­ği durumlar açıkça kavranılmak ve anne-babayla tedavi uzmanının birlik­te alacağı önlemlerle bu duygusu hafif- letilmelidir.

Tedavi

Kekemeliğin oluşmasında temel etken kekeleme beklentisi ve korku olduğun­dan, kekemelik tedavisi kişiyi bir bütün olarak ele alır. Kısa sürede kekemelerin konuşma anksiyetelerini yenmek için

yararlanılan tedavi yöntemleri vardır. Ama kalıcı bir tedavi kekemeye konuş­masını nasıl “denetleyeceğini” öğretti­ği gibi, kendine bakış açışım değiştirme­sinde yardımcı olmayı da amaçlar. Te­davi, kekeme kişi iyileşmek için kendisi de çaba gösterirse başarılı olabilir.

Akıcı konuşmayı öğrenmede en çok kullanılan yöntem,konuşma hızının ya­vaşlatılması ya da sözcüklerdeki sesle­rin uzatılmasıdır. Bütün kekemeler, ko­nuşmalarını denetlemeleri için yeterli sü­re verilirse, akıcı biçimde konuşabilir­ler. Bu, onların, sözcüklerden çok herkes gibi cümlelerle konuşmalarını da olanaklı kılar. Bir uzman terapistin kı­lavuzluğunda konuşma denetimlerini artırdıklarında konuşma hızlarını da normal sayılan hıza ulaşıncaya kadar ar­tırmayı becerirler.

“Akıcı konuşma programları” genel­likle çocuklara uygulanır; çocuklar ön­ce tek bir sözcüğü duraklamadan söy­lemeyi öğrenirler; ardından iki-üç söz­cük söyler, sonra da normal konuşabilir­ler.

Kekemeler aynı zamanda, iyi konuş­macı rolünü de benimsemek zorundadır­lar. Dolayısıyla tedavinin bir parçası olarak, gerçek dünyada akıcı biçimde ko­nuşmayı denemeleri gerekir. Bu, aşama­lar halinde, az ürkütücü durumlardan başlayarak bir dizi konuşma yapmayla gerçekleşir. İlk başta kekemeye terapist eşlik eder, ama bir süre sonra yalnız ba­şına konuşma yapabilecek hale gelir. Bir kez başarılı konuşan kişinin güveni yeri­ne gelecek ve konuşmasındaki akıcılık ge­lişecektir.

Akıcı konuşmayı öğrendikten sonra ‘geriye’ dönüşler olabilir. Bunların sürek­li ve kalıcı olmadıklarını bilmek önemli­dir. Önemli olan, kekemenin akıcı konuşmadaki istek ve ısrarıdır.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz