Kanımızın RH Faktörü

10 Nisan 2018
kan

Kanımızın Rh pozitif mi yoksa negatif mi olduğuyla genellikle pek ilgilenmeyiz. Ancak Rh negatif kana sahip bir anne, kanı Rh pozitif olan bir çocuk doğurursa ciddi sonuçlar ortaya çıkabilir. Kan uyuşmazlığı durumu ortaya çıkar.

Başlıca iki kan grubu sistemi vardır: ABO sistemi; Rh faktörü sistemi (Rhesus sistemi). Bazı durumlarda, anne ile çocuğu arasında Rh uyuşmazlığı, bebeğin kanındaki alyuvarların tahrip olmasına yol açar. Gerekli önlemler alınmaksa bu durum, bebeğin ölümüne neden olur.

Rh faktörü nedir

Rhesus kan grubu sistemi, kanda belirli kimyasal molekül ya da faktörlerin bulunup bulunmamasına göre oluşturulmuştur. Bu faktörlerden en önemlisi kanda varsa “D”, yoksa “d” harfiyle gösterilen faktördür. Her insan bir çift Rhesus geni taşır; biri anneden, biri babadan gelir. Sonuçta kişinin kanı DD (hem anne hem baba pozitif)

(anne-babadan birisi pozitif birisi negatif) ya da dd (anne de baba da negatif) olur. D faktörü d’ye göre daha baskın, yani başat olduğundan. Dd olarak belirlenen (kanda D faktörü bulunduğundan) bir kişi Rh pozitif kana sahip olur. Sadece dd faktörlerini taşıyanlarda D faktörü olmadığından. Rh negatif kana sahip olarak değerlendirilirler.

Uyuşmazlığın temeli
Beden, sanki hastalık etkeni bir organizmanın saldırısına uğramış gibi, savunma durumuna geçerek, antikorlar oluşturur. Bu durumda Rh negatif kanın Rh pozitif kana karşı “duyarlı” hale geldiğinden söz edilir. Duyarlık kazanmış olan kan yeniden Rh pozitif kanla karışırsa, bu durum 20-30 yıl sonra bile olsa, bedenin antikor mekanizması hemen anti-D antikorları yapmak üzere harekete geçer. Bu antikorlar çoğalarak Rh pozitif kanın alyuvarlarını tahrip edip kanın işlevini bozarlar. Rh negatif kan taşıyan birinin bedenine Rh pozitif kan girdiği zaman sorun yaratır.

Gebelikte ortaya çıkan sorunlar

Gebelikte Rh uyuşmazlığı, ancak Rh pozjtif bir erkeğin Rh negatif bir kadını döllemesi sonucunda oluşur. Gelişen dölütün kanı Rh negatifse (babanın kanının Dd olması ve çocuğun bu faktörlerden d’yi almasıyla) sorun çıkmaz; ama dölütün kanı Rh pozitifse (bu daha büyük bir olasılıktır, çünkü nüfusun çoğunda D geni vardır) sorun çıkabilir. Rh negatif annenin rahminde Rh pozitif dölüt taşıdığı durumlarda, dölütün kan dolaşımından bir miktar kanın annenin kan dolaşımına geçtiği de olur (gebeliğin sona erdirilmesi ya da doğum sırasında olabilir).

Sonuçta anne kanı Rh pozitif kana duyarlı hale gelir, ama bu durum ilk bebeği etkilemez; ancak daha sonra anne yeniden gebe kalırsa ve bebek Rh pozitif olursa o etkilenir. Annenin kanında Rh pozitif kana karşı antikorlar vardır ve bu antikorlar dölütün kan dolaşımına girerek bebeğin alyuvarlarını tahrip eder.

Tıbbı girişimde bulunulmazsa dölüt zarar görür. Şiddetli vakalarda dölütün ana rahminde öldüğü görülür Ölüm şiddetli kansızlık ve kalp yetmezliğinden olur (hidrops Jötalis). Bebeğin canlı doğma olasılığı da vardır, ama bu durumda da kalbi zayıf olur ve şiddetli sarılık görülür. Yüzün ve derinin sarılığı, tahrip olan alyuvarlardan arta kalan bilirübin, yani sarı pigment yüzündendir. Alyuvarların tahrip olmasına tıpta “hemoliz” denir. Hemolize bağlı sarılık ise “hemolitik sanlık” ya da “hemolitik ikter” olarak adlandırılır. Sarılık bebek için tehlike yaraur, çünkü bu pigmentler zararlıdır.

Tedavi

Her 200 bebekten biri Rh uyuşmazlığı riski taşır. Durumun tedavisinde yararlanılacak yöntem, gebeliğin hangi döneminde tanı konduğuna ve durumun şiddetine bağlıdır. Amaç her zaman aynıdır: Bebeğin kanı Rh negatifse ya değiştirilecek ya da bu gerekmiyorsa bebek sürekli olarak izlenecektir. Gerekirse gebelik sırasında, iki-üç haftada bir amniyosentez testi uygulanarak dölütteki bilirübin miktarı ölçülür. Ana rahminde ölme olasılığı belirirse, ana rahmindeyken dölüte Rh negatif kan verilir. Genellikle bu tedaviden sonra gebeliğin 34 haftayı geçmesine izin verilemez ve sezaryenle ya da erken doğumla bebek dünyaya getirilir.

Daha az şiddetli vakalarda, bebek doğana kadar kan değişimi yapılmaz, doğumda Rh negatif kan verilir. Ancak, bilirübin birikimi tehlikeli olabileceğinden, çabuk davranmak gerekir Kan değişimi başarıyla gerçekleştirildiğinde, korkulacak bir şey kalmaz, böyle bebekler son derece normal gelişmektedir.

Hafif vakalarda, hemolitik sarılığın tedavisi için, doğum sırasında bebeğin göbek kordonundan kan alınıp bilirübin ve antikor araştırması yapılır. Hafif sanlık fototerapi (ışık tedavisi) ile tedavi edilir. Ancak sanlık artarsa kan değişimi zorunlu olur.

Uyuşmazlığın önlenmesi

Modern tıbbın başarılarından biri de, Rh uyuşmazlığı yüzünden oluşan Rhesus hastalığının önlenmesi olmuştur. Rh negatif kanlı bir anne Rh pozitif bir bebeğe gebe olduğunda kanı duyarlık kazanır, yani Rh pozitif kana karşı antikor oluşur. Çocuğu doğursa da, aldırsa da bu durumun etkisi kalıcıdır. İleride ikinci bir Rh pozitif çocuğa gebe kaldığında, çocuğa zarar vermemesi için, bu ilk olaydan sonraki 72 saat içinde anneye anti-D antikoru enjeksiyonu yapılır.

Araştırmalar, Rh negatif kan taşıyan ve duyarlık kazanmış olan annelerin kanlarında oluşan antikorların, dölütü etkilemeden önce yok edilmesine ya da etkilerinin giderilmesine yöneliktir. Kan uyuşmazlığı önüne geçilmeye çalışılır. Böylece bebeklerin zarar görmelerinin önlenmesine çalışılmaktadır, öte yandan kan değişimi tekniklerinde de sürekli ilerlemeler kaydedilmektedir.

 

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

 

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz