Kanama Durumunda Müdahale ve Nedenleri

24 Nisan 2018
Kak-vyzvat-krov-iz-nosa-e1506002483550

Kanama, kesilen ya da yırtılan kan damarlarından kanın dışarı akmasıdır ve her zaman ciddiye alınması gereken bir durumdur. Etkilerini azaltabilmek için ilk yardım konusunda bilgi sahibi olmak gerekir.

Kanama ciddi bir durumdur. Bede­nin, dokulara oksijen ve besin sağlayan bir sıvı olan kandan yoksun kalması teh­likelidir. O yüzden gerek iç, gerek dış ka­namada önlem alınması gerekir.

Tıp açısından kanama, yırtılan ya da kesilen bir kan damarından kanın akmasıdır. Kaza, hastalık ya da ameliyat sonucu ortaya çıkabilir. Kan bedenin dı­şına çıkıyorsa dış kanamadan, içinde kalıyorsa iç kanamadan söz edilir.

Kanama tipleri

Kanama atardamarlardan, toplarda­marlardan ya da kılcal damarlardan ola­bilir ve hepsinde ayrı bir özellik gösterir. Bunun bilinmesi ilkyardım açısından önemlidir. Kanama atardamardansa kalpten dokulara pompalanan temiz kan görülür, kanın rengi parlak kırmı­zıdır ve kalbin atışma uyan aralıklarla fışkırır. Kalbin çalışması damar hasarı­na göre değişmeyeceğinden, çok kısa zamanda büyük miktarda kan yitimi olabilir. Bu yüzden atardamar kanama­ları, acil hastane tedavisi gerektirir.

Toplardamarlar, oksijeni bitmiş kirli kanı dokulardan kalbe getiren damar­lardır. Bu nedenle toplardamardan ge­len kan, koyu kırmızı renktedir ve çıkışı fışkırmadan çok, sızma biçimindedir.

Büyük bir toplardamardaki kesik, atardamar kanaması kadar ciddi değil­se de damarın içine hava kabarcığı gi­rerse dolaşım sisteminde ölümcül bir tı­kanmaya (hava embolisi) neden olarak yaşamı tehlikeye sokabilir.

Atardamarlar ile toplardamarları bir­leştiren kılcal damarlardan olan kana­malarda kanın rengi genellikle koyu kırmızıdır, ancak kanama çok yavaştır.

Nedenleri

En sık görülen kanama nedeni kan damarlarının kazayla yaralanmasıdır; ancak birçok hastalık da kanamaya neden olabilir. Apse gibi doku iltihapla­rında kan damarları yırtılabilir. Ülser ve tümörlerde (habis ve selim) kan damar­ları eriyerek açılabilir. C vitamini ek­sikliğinden oluşan iskorbütte, kılcal damarlar zayıflar ve kolayca kanar. Bu tür hastalıklar genellikle geniş bir alan­daki kılcal damarların yanı sıra, küçük çaplı toplardamarlar ile atardamarları da etkiler.

Atardamar kanamalarının nedeni en­feksiyon ya da bozulmadır. Kan damar­ları, enfeksiyon nedeniyle genişler ve iç basınç nedeniyle patlar. Ölüme yol açabilen bir kanama nedeni de bir da­mar hastalığı olan aterom’dur. Atar­damarların içinde biriken yağlı madde damarı zayıflatır ve bu durum yüksek tansiyonla birleşince (genellikle böyle olur) damarlardan geçen kan, damarların bu zayıf bölgede yırtılmasına neden olarak kanamaya yol açar.

Bedenin savunma mekanizmaları

Kanamanın şiddetli olduğu zamanlar dışında beden, bir dizi savunma mekanizmasını harekete geçirir. Bu da önce kanamanın önünün alınması, ardından zedelenmiş olan damarın onarımı yoluy­la olur. Kanamalara çevresinde kanın pıhtılaşması ile önlenir, ancak bazı kan hastalıklarında (sözgelimi hemofilide), bazı sarılık tiplerinde ve K vitamini ek­sikliğinde pıhtılaşma mekanizması bo­zulur ve önemsiz bir kanama bile tehlikeli olur.

Etkileri

Yaklaşık olarak bedenin her 6,3 ki­losuna yarım litre kan düşer. Bu da bir çocuğun ya da minyon yapılı bir kadı­nın, iri yapılı bir erkektekinden daha az- miktardaki kanamayla yaşamımn tehli­keye düşeceği anlamına gelir. Yetişkin­lerin çoğunda tehlike sınırı bir litrenin üstündedir.Kanamanın etkileri yitirilen kan mik­tarına, kanamanın yerine, hızına, kişi­nin sağlığına ve eğer kaza sonucu oluşmuşsa başka yara olup olmayışına göre büyük değişiklikler gösterir. Genel bir kural olarak çok hızlı kan yitiminin f yavaş kanamaya oranla daha ciddi ol­duğu söylenebilir. Hızlı kanama kalbe daha fazla yük bindirir, şoka neden olur ve bedenin kendini toparlamasına fırsat vermez. Sağlıklı bir yetişkinde ya da ço­cukta acil tedavi ve kan aktarımı gerektirmeyen kan miktarı, kanama yerine- değil dolaşımda bulunan kan miktarına bağlıdır. Hastanın bir kan gölü içinde bulunması ile ülserin neden olduğu bir iç kanama, aynı miktarda kan yitirilmişse, etki bakımından birbirinden farklı değildir. Kanamanın yaşamı tehlikeye sokmayacak miktarı dolaşım sistemin­de bulunan kan miktarının yüzde 15 ka­darıdır; ancak bu beden ağırlığına da bağlıdır.

Birkaç gün süren yavaş bir kanama­da da, birdenbire olan şiddetli kanama­daki kadar olmasa da,yaşamsal tehlike söz konusudur. Yavaş kanama sırasın­da, dolaşımın sürmesini ve kan damar­larındaki kan hacmi düzeyinin düşmemesini sağlamak için,dokularda­ki sıvı,kan damarlarına toplanır. Ancak bedenin, oksijen taşıyabilen kan hücre­leri yapması daha uzun zaman aldığın­dan, ciddi kansızlık ortaya çıkabilir. Zaten kansız olan bir kişide ise, hafif bir kanama bile kanın oksijen taşıma kapa­sitesini hızla düşürür.Şiddetli kanama

Şiddetli kanamanın değişmeyen belir­tisi şoktur (kan dolaşımının yetersizliği). Büyük miktarda kan yitiminin ilk sonu­cu kan basıncının düşmesidir. Sonra da­marlar büzülür ve kan akımına karşı direnci artırarak kan basıncını bir ölçü­de yükseltir. Ancak, dengeleyici meka­nizmaya ve kalbin aşırı çalışmasına kar­şın dokulara giden kan miktarı azalabi­lir. Özellikle beyin gibi yaşamsal önem taşıyan organlar yeterli kan alamayabilir.

Beden sıvı yitirdiği için aşırı derece­de susuzlukla birlikte görülen şokun başlıca belirtileri şunlardır: Deri kül gi­bi ye soğuk olur; nabız zayıf ve hızlıdır-, solunum çok hızlı ve kandaki oksijen miktarını artırmaya yöneliktir; kişi ci­ğerlerine daha çok hava çekmeye çalı­şır.

Kritik miktarın üstünde kan yitiren herkes şoka girer. Böyle bir hastanın yaşammın kurtarılması ve kan miktarının dengelenmesi için acil kan aktarımı ge­rekir. Bu nedenle de şok durumundaki kişinin hemen hastaneye götürülmesi ge­rekir. Hastanede kan grubu saptanıp kan verilir. Kanama, şok oluşturacak kadar şiddetli değilse, beden dışarıdan yardım edilmeden canlılığını koruyabi­lir.

Zedelenmiş olan kan damarları pıh­tılaşma yoluyla kapanır ve birkaç hafta içinde kendi kendilerini onarırlar. Za­manla beden oksijen taşıyan yeni kan hücreleri de yapabilir. Bedenin kan yi­tirmesine karşı bir tepki olarak bu kan hücreleri kemik iliği tarafından yapılır.

Ameliyatta kanama

Ameliyat için hastaneye yatan hasta­lar, genellikle ameliyat sırasında kan yi­tirecekleri için kaygı duyarlar. Ne var ki cerrahlar ve hemşireler kanamanın teh­likesini iyi bilirler ve aşırı kanama ola­sılığına karşı gerekli önlemleri alırlar, Ameliyattan önce hastanın kan grubu­nu saptayıp, gerekli miktarda kanı, ge­rektiğinde kullanmak üzere elaltında bulundururlar.
Ameliyattan sonra oluşabilecek kana­ma durumunda da hemşireler gerekli gi­rişimde bulunmaya hazırdır. Tıp dilinde “ikincil kanamaH diye bilinen ameliyat sonrası kanama, genellikle iç enfeksi­yonların yol açtığı bir karizmayı tanım­lar. Dışkı ve idrarda kan görülmesinde ikincil kanamalardandır, çünkü bir has­talık sonucu oluşmaktadırlar ve “birin­cil kanama” denilen durumda olduğu gibi kan damarlarında fiziksel bir hasar söz konusu değildir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz