Kan Dolaşımı ve Bedenimiz

25 Nisan 2018
kan-dolasimi

Kalp tarafından pompalanan kan, sürekli olarak bütün bedeni dolaşıp hücrelerin besin ye oksijen gereksinimini karşılar, artıklarının uzaklaştırılmasını sağlar.

Kan dolaşımı, kan damarlarının oluş­turduğu kapalı bir ağ sistemi ya da baş­ka bir deyişle, bütün bedene kan taşıyan bir boru sistemiyle gerçekleşir. Sistemin tam merkezinde kalp vardır. Kastan oluşan bu pompa, kanın sürekli olarak hareket etmesini sağlamakla yükümlü­dür.

Büyük ve küçük atardamarlar

Kan, dolaşım sistemindeki yolculuğu­na kalbin sol yanından ayrılarak başlar ve “aort” adını alan büyük atardamar içinden geçerek devam eder.

Bu aşamada kan, oksijen bakımından çok zengindir. Ayrıca “molekül” diye adlandırılan en küçük birimlerine kadar bölünmüş besin parçalarını ve öteki önemli maddeleri, sözgelimi bedenin bi­yokimyasal “habercileri” olan hormon üst ana toplardamar aort kalp sefalik toplardamar böbrek atardamarı basilik toplardamar böbrek toplardamarları  taşır. Yolculuğunun bu bölümünde kan, büyük atardamarlardan geçer. Da­ha sonra, küçük atardamarları da aşa­rak bedendeki her organa, kalbi de içeren bütün dokulara ulaşır.

Dokulara ulaşan kan, kılcal damar­ların oluşturduğu geniş bir ağ yapısına dağılır. İşte bu aşamada, taşıdığı oksi­jeni ve yaşamın sürmesini sağlayan mo­lekülleri vererek, beden etkinlikleri sonucu ortaya çıkan artık maddeleri alır.

Toplardamarlar

Bundan sonra kan, bu damar ağından ayrılıp küçük toplardamarlara geçer ve kalbe dönüş yolculuğuna başlar.

Bedenin çeşitli yerlerinden gelen bü­tün toplardamarlar, sonuçta iki büyük damara boşalırlar: Üst ana toplardamar (vena cava superior); alt ana toplarda­mar (vena cava inferior). Birincisi baş, kollar ve boyundan, ikincisi ise bedenin alt bölümlerinden gelen kanı taşır. İki toplardamar da taşıdığı kanı kalbin sağ yanına boşaltır. Kan oradan akciğer atardamarlarına (bedenin oksijensiz kan taşıyan atardamarları) pompalanır. Bu damarlar yoluyla kan akciğere taşınır ve solunan havadaki oksijenin kana geç­mesi, artık olarak ortaya çıkan karbondioksidin kandan ayrılarak solunum yo­luyla atılması sağlanır.

Yolculuğun son aşamasında, bol ok­sijen alan kan, akciğer toplardamarları (bedenin, oksijenli kan taşıyan toplar­damarı) yoluyla kalbin sol yanına taşı­nır. Bundan sonra kan yeniden aor­ta tompalanarak, aynı dolaşımı sürdü­rür.

Kestirme yollar

Genel olarak ”kan dolaşımı” bu ka­dardır. Ancak bedenin özel gereksinim­lerini karşılamaya yarayan küçük çeşitlemeler vardır.

Sözgelimi bağırsaklardan gelen kan, doğrudan kalbe dönmez. Önce kapı (portal) toplardamarı yoluyla karaciğere taşınır. Karaciğerde, bazı maddeler he­men kullanılmak için ayrılır, bazıları da depolanır. Ayrıca zehirli ya da zararlı maddeler parçalanır, etkisiz hale ge­tirilir.

Beden fiziksel bir gerginlikle karşı karşıya kalırsa, sözgelimi ansızın koşa­rak kaçmak zorunda olursa, bir başka mekanizma devreye girer. Bacak kasla­rına giden damarlar genişlerken, bağır­saklara giden damarlar daralır ve böylece kan, bedende, o anda en fazla gereksinim olan yerlere yöneltilmiş olur.

Dolaşımda bu biçimde düzenlemeler yapılabilmesi, bütün bedene dağılan do­laşım köprüleri (tıptaki adıyla anastomozlar) yoluyla sağlanır.

Bedenin bazı bölümlerinde, sözgelimi bacaklarda ve kollarda, atardamarlar ile dalları, biri zedelenirse ötekinin kan akı­mına olanak tanıyacağı biçimde bağlan­tılar kurarlar. Tıpta buna ” kollateral dolaşım”  denir.

Güvenlik mekanizmaları

Herhangi bir nedenle bir atardamar zedelendiğinde, bağlantıda olduğu bir başkası genişleyerek o bölgeye gelen kanı aynı düzeyde tutmaya çalışır.

Zamanla bedenin atardamarlar ağında bu biçimde birçok yeni yol oluşur. Ne var ki bu mekanizma, pıhtı oluşu­muna bağlı damar tıkanması gibi acil durumlarda işe yaramaz.

Kan dağılımı

Kan, dolaşım sistemine eşit olarak dağılmaz. Belirli bir zamandaki dağılımına bakılırsa, yaklaşık yüzde 12’sinin akciğere kan götürüp getiren atardamar ile toplardamarlarda olduğu; yüzde 59’unun toplardamarlarda, yüzde 15’inin atardamarlarda, yüzde 5’inin kılcal damarlarda, kalan yüzde 9’unun ise kalpte bulunduğu saptanır.

Dolaşım hızı

Kan,dolaşım sisteminin her noktasın­da eşit hızda hareket etmez.

Nabız

Kalpten çıktığı anda ve aort boyunca saniyede 33 cm hızla hareket ederken, kılcal damarlara geldiğinde yavaşlar ve hızı saniyede 3 mm’ye düşer.Toplardamarlar yoluyla kalbe döner­ken hızı gittikçe artar ve sonunda sani­yede 20 cm’ye ulaşır.

Hekime, hastanın dolaşım sistemi ko­nusunda bilgi veren önemli değerlendir­melerden biri, kalp vuruşlarını yansıtan nabzın ölçülmesidir. Atardamarların çe­perleri oldukça esnektir. Kalp vuruşu­nu izleyen kan dalgası atardamar çeperine çarptığında gerilmeye yol açar ve böylece beden yüzeyine yakın atar­damarlar, arkasındaki kemik ile par­maklarımız arasında sıkıştırıldığında nabız vuruşu olarak algılanır. Nabız öl­çümü için genellikle, el bileğindeki atar­damardan yararlanılır.

Normal nabız vuruşları dakikada 60-80 arasındadır. Ancak bu sayı çok değişkendir. Bu nedenle hekimler nabzı saymakla kalmaz, gücüne ve düzenli olup olmadığına da bakarlar.Kan basıncı ölçümü

Kanın kalpten atardamarlara ne güçle atıldığının ölçülmesi temeline dayanan kan basıncı değerlendirmeleri, nabız öl­çümünden oldukça farklıdır.

Kan basıncı genellikle koldan ölçülür kan, bu bölgede daha doğru bir değer­lendirmeye olanak tanıyacak çaptaki bir damar içinden geçmektedir. Kan basın­cı, (öteki adıyla tansiyon) ölçümünde kullanılan aygıtta, kol çevresine sarılan bir manşet havayla şişirilerek atarda­marda kan akışının kesilmesi sağlanır. Uygulanan basınç azaltılırken, kan akı­şının başladığını bildiren vuruş duyulur ve o anda aygıtın gösterdiği basınç alı­narak, kanın kalpten ne kadar güçle atılmış olduğu değerlendirilir.

Kan basıncı normalden yüksekse, bü­yük bir olasılıkla kalp kanı dolaşıma ve­rebilmek için daha güçlü çalışıyor demektir ve dolaşım sistemini ilgilendi­ren bir hastalık söz konusu olabi­lir.

Kan dolaşımının denetimi

Kan damarlarının genişliği, gerçekte kan dolaşımının kendi denetim sistem­lerinden biridir. Damar genişliği iki yol­la (sinirler ve hormonlar yoluyla) ayarlanır.

Atardamarlarda bu yolla olacak de­ğişmeleri yönlendiren en üst merkez be­yindeki “vazomotor merkez” diye bilinen alandır.

Bu merkezi denetim dışında, kan da­marlarının genişliği üstünde etkili olan başka etkenler de vardır.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz