Kalça Eklemi Yapısı ve Sorunlar

24 Nisan 2018
kalca

Kalçalar, bedenin ağırlığını taşır ve ayakta durmamızı, yürümemizi ve koşmamızı sağlar. Kalça eklemi çok güçlüdür ama yine de, özellikle bebeklerde ve yaşlılarda sorun yaratabilir.

Kalça eklemi, bedenin en büyük ek­lemidir. Önemli görevlerinden biri göv­denin ağırlığını taşımak, ikincisi de belkemiğinin de yardımıyla yürümemizi sağlamaktır.

Kalça, uyluk kemiğinin (femur) ya­rım küre biçimindeki başının leğen kemiğindeki yuvaya (acetabulum) oturduğu bir eklemdir. Yuvanın dışa dönük olma­sı, bacakların, bedenin orta çizgisinden yeterince uzaklaşarak dengeyi kolayca sağlamasına yardım eder.

Uylukkemiğinin başı ile yuvayı kap­layan kıkırdak tabakası, eklemin sürtünmesiz hareket etmesini sağlar; sinovya zarlarından gelen salgı da bir tür yağ­lama işlevini yerine getirir. Bu zarlar ek­lemi kaplayan bağ dokusundan yapılmış kapsülün iç yüzünde yer alırlar. Kapsül eklemin arkasında incelmesine karşılık, önde ve yanlarda çok kaim ve güçlüdür. Kalçaya en büyük basınç da önden ve yanlardan gelir. Kapsülde biriken yağ dokusunun eklemin içinde oluşturduğu yumuşak tabaka ise çarpmaların etkile­rini hafifletir.

Uylukkemiğini kalça kemiğine bağla­yan çapraz bağlar, kemiğin başının yu­vadan çıkmasını önleyerek ekleme güç kazandırır. Bunlardan  ” ilyofemoral bağ” adı verileni bütün bedendeki en güçlü bağdır. Yürürken ve ayakta du­rurken kalçanın, bedenin orta çizgisi bo­yunca yanından geçtiği varsayılan dikey bir çizginin gerisine kaymaması gerekir. Bunu sağlamak bağların görevidir. Ba­cak bu hattın arkasına uzanınca (topa vururken olduğu gibi) kalça eklemi de­ğil, bütün leğen hareket eder.

Ayağa kalkarak bacaklarınızı değişik yönlerde hareket ettirirseniz, kalça ekleminin hangi hareketlere izin verdiğini kolayca görebilirsiniz. Bu hareketleri bağların üstünde yer alan kaslar gerçek­leştirir. Sözgelimi, dizi başa doğru çe­kerek kaldırmak, kalçanın dönmesine neden olur. Bu hareketleri ki ayrı kas, belkemiğinin alt ucundan uylukkemiğine uzanan iliopsoas kası ile bir ucu leğenkemiğine, öteki ucu da uylukkemiğine bağlı olan üçgen biçimindeki yassı bir kas yönetir. Çevrelerindeki öteki kaslar bunlara yardımcı olur.

Ayağımızı uzatmak için en dışta yer alan ve en büyük kalça kası olan büyük ilye kası (gluteus maksimus) ile birlikte kalçanın arkasında yer alan kas grup­larından yararlanırız. Hareketsiz durduğumuz zaman da bu kaslar çalışır.

Bacağın yana açılması tıpta ” abdüksiyon”   kapanması ise ” addüksiyon” olarak adlandırılır. Bu hareketlerin il­kinde büyük ilye kasının (gluteus mak­simus) altında yer alan çok sayıdaki kas birlikte çalışır. Bunlar leğenkemiğini uylukkemiğine birleştiren tensor fascia lata ile leğen kemiğinden dize kadar uzanan bedenin en uzun kası olan terzi kası’dır (sartorius). Addüksiyon için gereken çekme gücünü, üç kas içeren bir kas gru­bu sağlar. Bacağı döndürme amacıyla da bu kaslar kullanılır, ama bağlar dön­me hareketini kısıtlar.

Doğuştan kalça çıkığı

Karmaşık yapısından ötürü kalça, omuzdan çok daha sağlamdır. Erişkin­lerde bu nedenle çok ender görülen kal­ça çıkığı, çocuklarda tam tersine en sık rastlanan eklem çıkığıdır.

Her bebeğin kalçaları doğumdan he­men sonra muayene edilir. Bu amaçla bebek arkaüstü yatırılır, bacakları iyi­ce açılarak ayakları tutulur ve dizleri ile kalçaları bükülür. Eğer kalça çıkığı var­sa doktor bu hareket sırasında uylukkemiğinin başının yuvasına girip çıkarken çıkardığı sesi duyar.

Doktor ayrıca elini, başparmağı be­beğin kasığına ortaparmağı da uylukkemiğinin uzantısına rastlayacak biçimde yerleştirir. Uylukkemiğinin başı yuva­sından kolay çıkıyorsa kalça çıkığına el­verişli bir durum var demektir. Tanıyı doğrulamak için kalça ekleminin rönt­geni de çekilir.

Kalça çıkığı günümüzde başarıyla te­davi edilir. Bebek, bacakları ayrı tutan ve kendisine kurbağamsı bir görünüm veren bir kalıp içinde atele alınır. Bir­kaç ay sonra çekilen röntgende düzel­me saptanırsa atel çıkarılır. Bu süre için­de bebeğin hastanede kalıp kalmaması koşullara bağlıdır. Durum uygunsa ev­de bakılması daha doğru olur.

Kalça çıkığının bulunmadığı, ama ek­leminin çıkığın oluşmasına elverişli ol­duğu durumda ise, doktor anneye, be­beğin kasları ve eklem bağları gelişince- ye kadar bacaklarının arasına bacakla­rı iyice açık tutacak biçimde ek bezler yerleştirmesini önerir.

Hastalık ve yaralanmalar

Çocukluğun sonraki dönemlerinde, kalça ekleminde sinovya zarının iltihap­lanmasına yol açan hastalıklar ya da da­ha ender olarak verem sonucu yeni so­runlar doğabilir. Kızlardan çok erkek çocuklarda görülen ciddi bir hastalık da Perthes hastalığı’dır. Bu hastalıkta uymik yeniden gelişmeye başlar. Ama er­ken tedavi edilemezse eklemde kalıcı bi­çim bozuklukları olabilir. Yalnız bu bi­le, kalça ağrılarından yakınan her çocu­ğun doktor muayenesinden ve röntgen kontrolünden geçmesi için yeterli bir ne­dendir.

Yaşlılarda daha çok düşme sonucu eklem yaralanmaları görülür. Bu tür ka­zalarda en çok uylukkemiği boynunda kırık olur. Kalça eklemi kırığından kuş- kulanıldığında, hastanın bacakları çeşitli yerlerinden birbirine bağlandıktan sonra cankurtaran çağrılmalıdır. Eğer gerçek­ten kırık varsa zaman geçirmeden has­tanede tedavi edilmesi gerekir.

Taşıdığı büyük ağırlıktan ve çevresin­de yer alan çok sayıdaki kastan ötürü kalça kırıkları için uygulanan başlıca tedavi yöntemi kemiklerin çivi ve plaka­larla tutturulması ve yerine oturtulma­sıdır.

Bu tür ameliyatlardan sonra hasta birkaç gün içinde ayağa kalkar, ama cerrah kırığın tam olarak iyileştiğinden emin oluncaya kadar hastanın kilo al­masına izin vermez. Kalça ameliyatla­rında en önemli sorun, kan damarları­nın zedelenmesi yüzünden kırığa, iyileş­mesine yetecek kadar kan gelmemesidir. Kırık ciddi, hasta da yaşlı ise bu tür komplikasyonlar daha da artar.

Uylukkemiğinin başında oluşan kırık iyileşmiyorsa genç hastalarda kemik ak­tarımı ya da metal eklem protezine baş­vurulması gerekebilir. Bu girişimler, hastayı hastanede uzun süre kalmak zo­runda bırakması ve hiç değilse başlangıçta hareketlerinin kısıtlanmasına neden ol­masına karşılık, en etkili tedavi yoludur.

Günümüzde kalçayı ilgilendiren sorunlara eskiye oranla pek sık rastlanmamaktadır. Ancak yaşam standartlarının düşük olduğu yerlerde kalçayı da etki­leyebilen enfeksiyon ve vitamin yetersiz­liği gibi sorunlar hala görülebilmektedir. Kazalara bağlı kalça sorunlarıysa geli­şen cerrahi yöntemler sayesinde olduk­ça başarılı bir biçimde tedavi edilebil­mektedir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz