Sosyal Sıhhiye

Kadınlarda Kısırlaştırma Nasıl Olur?

5 Aralık 2018
kisirlastirma

Kısırlaştırma, kesin etkili ve kalıcı bir gebelikten korunma önlemidir. Karar vermeden önce üzerinde uzun uzun düşünmeyi gerektirir.

Kısırlaştırma sözcüğü, bu işlemin ilk kez uygulanmaya başlandığı günlere gö­re, bugün daha rahat kullanılmaktadır. Bunun nedeni, kısırlaştırma ameliyatının etkilerini ortadan kaldırmak için bazen yeni bir ameliyatın yapılabilmesidir.

Yine de, bu yolu seçen kadın, yöntemin potansiyel olarak geri dönüşümsüz olduğunu kabul etmeli ve koşullan değişse bile daha fazla çocuk istemeyeceğinden emin olmalıdır.

Kısırlaştırma yöntemleri

Bir kadının doğurgan olabilmesi için, yumurtalıklarından yumurta salınması, içinden yumurtanın geçerek rahme ulaş­tığı fallop borularının sağlam olması, içinde döllenmiş yumurtanın yuvalana­cağı ve dölütün gelişeceği rahmin nor­mal ve sağlıklı olması gerekir. Kısırlaş­tırma yöntemleri temelde, bu aşamala­rın birinin ya da birkaçının bozulma­sıdır.

Kısırlaştırma ameliyatlarının çoğu, çeşitli yöntemlerle fallop borularının bağlanmasından oluşur. Bu yöntem, oldukça küçük bir cerrahi girişim olduğu için özellikle yaygındır; ama yine de bir erkeğin, vazektomi yöntemiyle kısırlaş­tırılmasına göre biraz daha riskli sayı­lır. Bu yolla kısırlaştırılan kadınlarda er­ken menopoz belirtileri ortaya çıkmaz, âdet görmeye devam ederler; ancak âdetler biraz daha ağır seyreder.

Fallop borularının işlevinin kalıcı bi­çimde engellenmesinin çeşitli yolları var­dır. Birincisi, bütünüyle alınmalarıdır. Bu yöntemin başarısız olması çok uzak bir olasılıktır. Borunun ortasından, or­talama 1 cm boyunda bir bölüm kesilir ya da diatermi yöntemi ile yakılır. Yakma yalnızca iki noktaya yapılır, ama etkisi, boru boyunca yayılıp sonuç­ta boruyu tahrip eder. Bazı vakalarda da iki boruya iki pens takılır ya da her birinin bir bölümü sıkı bir plastik hal­kanın içine sokulur. Fallop borusunun bütünüyle alınması dışındaki işlemlerin geri dönüştürülmesi olasıdır, ama yine de, bu ameliyatlardan herhangi birine karar veren her kadın, kalıcı biçimde kı­sırlaştırılmış olacağını kabul etmelidir. Bunlar en çok yararlanılan yöntemlerdir ve bu tip ameliyatlarda genellikle herhan­gi bir komplikasyon ortaya çıkmaz.

Ne yazık ki, bu ameliyatı yaptırmış her bin kadının biri ile dördünde son­radan gebelik görülmüştür. Bunun ne­deni, büyük olasılıkla boruların yeniden açılmasıdır. Seyrek rastlanan bir başka sorun da döllenmiş bir yumurtanın boruların birine takılıp kalması ve orada büyüyüp boruyu patlatarak karın boş­luğuna geçmesidir. Buna “dışgebelik” denir ve ancak cerrahi olarak borunun çıkarılmasıyla tedavi edilir. Ancak bu tip sorunlar sık değildir ve birçok kadın bu kısırlaştırma yönteminden çok mem­nundur.

İstenmeyen bazı yan etkilere yol aç­tıkları için pek uygulanmayan başka yöntemler de vardır. Sözgelimi, yumurtalıkların tahrip edilmesi ya da alınma­sı da kısırlıkla sonuçlanır, ama ameli­yattan hemen sonra ateş basması gibi menopoz belirtileri ortaya çıkar. Bu yöntem ancak, yumurtalıklarda bir bo­zukluk ya da hastalık olması durumun­da düşünülür.

Hişterektomi ‘nin yani rahmin alın­masının doğum kontrol yöntemi olarak düşünülmemesinin nedeni ise, bunun büyük bir ameliyat olmasıdır. Ama yi­ne de, kadının hişterektomi ile etkili bir
biçimde tedavi edilebilecek miyomları ya da çok kanamalı âdet görme gibi ji­nekolojik sorunları varsa, bu, akıllıca bir seçim olabilir.

Yararları ve zararları

Kısırlaştırılma isteği, önemli ve geri dönüşü olmayan bir karardır. Ama ameliyat yapıldıktan sonra, kadınların, öteki doğum kontrolü yöntemlerinde ol­duğu gibi, gelecekteki yan etkileri dert etmelerine gerek kalmaz. Hatta istenme­yen gebelik korkusundan kurtulacakları için, cinsel yaşamdan daha fazla haz duyduklarını fark edebilirler.

Ne var ki, bazı kadınların, gebe kal­ma tehlikesi olduğunda cinsel yaşamdan daha çok hoşlandıkları da bir gerçek­tir. Ayrıca, her zaman için, ileride baş­ka çocuk istemesi olasılığı da vardır. Söz gelimi yeni bir ilişki ya da çocuklar­dan birinin ölümü, bu konudaki kara­rın değiştirilmesine neden olabilir.

Bu nedenle, kısırlaştırılmayı düşünen her kadının, bu işin iyi ve kötü yanları­nı olabildiğince mantıklı bir biçimde de­ğerlendirmesi çok önemlidir. Ayrıca, karatın sonuçta kadının kendisine kal­mış olmasına karşılık, düşünce ve duy- gularınijkendisinin de onayı gerekebile­cek olan eşiyle tartışması önemlidir.

Neden kısırlaştırılma

Kadınların yaşamında, bir doğum kontrol yöntemi olarak kısırlaştırılmayı düşünebilecekleri üç önemli durum vardır. Birincisi kürtaj yaptırmalarıdır. Oysa, kararı bütünüyle mantıklı bile ol­sa, birçok doktor kürtaj sırasında kısır­laştırma girişimi yapmayı istemez. Bu­nun iki ana nedeni vardır. Biri gebeliğe bağlı olarak kandaki pıhtılaşma faktör­leri düzeyinin değişmesi nedeniyle, ame­liyatta bacak ve leğen toplardamarların­da kan pıhtısı oluşma riskinin daha faz­la olmasıdır. Öteki ise, böyle bir duy­gusal karmaşa sırasında birçok kadının, yanlış karar verme olasılığının yüksekliğidir.

Benzeri düşünceler, kısırlaştırma, bir doğumdan hemen sonra gündeme gel­diğinde de geçerlidir. Önce yeni bebe­ğin büyüyüp sağlıklı olacağından kesin bir biçimde emin olmak gerekir. Ama çoğu anne ve doktor, anne henüz hastanedeyken kısırlaştırma ameliyatım yapma kolaylığının, bu işin sakıncala­rından daha ağır bastığını kabul ederler.

Ayrıca orta yaşa gelen kadınlar da, doğum kontrol hapı almayı sürdürmek- tense kısırlaştırılmayı seçmektedirler.

Kısırlaştırılmaya hazırlık

Kadın-doğum uzmanlarının çoğu, ameliyatın sonuçlarım ve bu yöntemin yararlarının yanı sıra zararlarını da anladıklarından emin olmak için, karı ve kocanın ikisiyle birlikte konuşmayı yeğlerler. Eğer uzman, bütün koşulların bi­lindiğine ve kısırlaştırmanın uygun ol­duğuna inanırsa, ameliyatın yapılması için bir gün saptar. Çiftin ameliyat ya­pılıncaya kadar gebeliği önleyici önlemleri sürdürmesi çok önemlidir. Kadın, ameliyattan hemen önce gebe kalmışsa, gebelik normal bir biçimde seyreder.

Ameliyat sonrası 

Kısırlaştırmada genellikle, laparoskop denen bir alet kullanılır. Bu, fallop bo­rularının iyice görülmesini sağlayan ve içinden ameliyat için gerekli aletler ge­çen ince bir çubuktur.

Laparoskopla kısırlaştırma bazen lo­kal anesteziyle yapılır. Laparoskopun girdiği yer önceden uyuşturulur ve böy- lece ameliyatın göreceli olarak ağrısız ol­ması sağlanır. Ama kısırlaştırma ame­liyatlarının çoğu genel anestezi altında yapılır ve kadın ertesi gün evine gidebi­lir.

Ameliyat yeri birkaç gün süreyle duyarlıdır ve kadınların çoğu bu süre için­de olabildiğince dinlenmeyi yeğlerler.

Erkekteki kısırlaştırmanın tersine ka­dındaki kısırlaştırma etkisini hemen gös­terir ve çiftin başka bir korunma yön­temine gereksinimi olmaz. Kadınların çoğu kısırlaştırıldıktan sonra cinsel iliş­kide bulunmadan önce bir hafta kadar bekleyip, yaralara iyileşme zamanı ta­nırlar. Kısırlaştırma, histerektomiyle sağlanmışsa yaraların iyileşmesi daha da uzun sürer ve cinsel ilişkide bulunma­dan önce, hiç değilse bir ay ya da altı hafta beklenmesi önerilir.

Değerlendirme

Fallop boruları bağlanmış olan kadın­ların başlarına gelen felaketlere ilişkin sayısız öykü vardır, ama bunların çoğu gerçek değildir. Bu ameliyat kadının gö­rünümünü değiştirmez, dişiliğini azaltmaz, cinsel isteğini yitirmesine neden ol­maz. Hatta, istenmeyen gebelik olasılı­ğının ortadan kalkması cinsel ilişkiden daha fazla haz duymasını sağlayabilir. Ameliyat kilo almasına neden olmaz; adet görmeye devam eder ve sanki hiç kısırlaştırılmamış gibi zamanında menopoza girer.

Kadınların, kısırlaştırıldıktan sonra, vajinal “smear ” testlerini yaptırmayı sür­dürmesi önemlidir. Rahim boynu kanseri olasılığı bu ameliyatla ortadan kalk­maz.

Günümüzde aile planlaması gittikçe daha büyük önem kazanan bir konudur. İdeal olanı çiftlerin istedikleri sayıda ço­cuk sahibi olmalarıdır. Bu nedenle karı- kocanın daha fazla çocuk sahibi olmak istemediklerinde gebelikten korunma yöntemlerini iyi bilip kendilerine en uy­gun olanını seçmeleri önerilir. Kuşkusuz gerçekten gerekmedikçe kalıcı olmayan doğum kontrol yöntemleri,kalıcı bir kısırlaştırma ameliyatına yeğlenebilir.

Kaynak Kitabı: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz