Sosyal Sıhhiye

Erkeklerde Kısırlaştırma Ve Sonuçları

3 Aralık 2018
kisirlastirmaerkek

Kısırlaştırma ameliyatı erkekler için kalıcı bir doğum kontrol yöntemidir. Tıpta “vazektomi” olarak adlandırılan bu cerrahi girişimin, genellikle geriye dönüşü olmadığından, çocuk istemeye­ceğinden kesinlikle emin olmayan er­kekler tarafından yaptırılmamalıdır.

Ne olur?

Erkekte kısırlaştırma, sperm kanalı­nın (erbezlerinden salgılanan spermin içinden geÇtiği kanal) bir bölümünün çıkarılmasından oluşur. Spermler, erbezlerini oluşturan küçük boruların (semi- nifer tubuluslar) çeperlerindeki hücreler tarafından yapılırlar. Spermler olgunla­şınca daha geniş borularda, yani götü­rücü kanallarda (vasa effererıtia) toplanırlar. Bunlar birleşip erbeziüstünü (epi- didim), yani erbezinin dışına sarılmış olan uzun kangal gibi yapıyı oluşturarak, erbezlerinden çıkarlar. Erbeziüstü, erbezi bölgesinden çıkınca, uzun ince bir kanala, yani sperm kanalına dönüşür. Bu, erbezini besleyen lenf ve kan damar­larıyla birlikte bulunur. Hepsi bir ara­da “spermatik kordon ” denen, kaim bir kordonu oluştururlar.

Gebeliği Önlemenin çeşitli yolları vardır. Diyafram ya da prezervatiflerin etkisi fi-1 ziksel bir engel oluşturma temeline da­yanır; spiral ya da rahim içi araçlar ra­himde döllenmiş yumurtanın yerleşme­sine engel olurlar; doğum kontrol hapı ise aylık yumuna oluşumunda devreye girer. Erkekte kısırlaştırma, sperm ka­nalının bir bölümünün çıkarılmasından oluşur. Yöntem, erbezlerinden çıkan spermlerin rahme ulaşıp döllenmeyi ger­çekleştirmesini Önleme temeline daya­nır.

Kısırlaştırma ameliyatının iyi ve kötü yanları

Her doğum kontrol yönteminin ken­dine özgü iyi ve kötü yanlan vardır. En önemlisi her insanın, yöntemler arasm- da.kendi kişisel gereksinimlerine ve ko­şullarına en uygun olanım seçmesidir. Ancak, temelde kalıcı ve geri dönüşsüz bir yöntem olduğu için kısırlaştırma ameliyatı hafife alınacak bir konu de­ğildir.

Kısırlaştırma ameliyatı olmak isteyen erkekler genellikle 40 – 50 yaş arasında, yeterince çocuk sahibi olduklarına inanan kişilerdir.

Kısırlaştırma ameliyatının en olumlu özelliği, çok güvenilir ve kalıcı olması­dır. Ama bazı koşullarda bu kalıcılık bir sakınca da olabilir; geri dönüşü çok zor, pahalı ve birçok vakada olanaksızdır.

Sonuçta kendilerine ait ve bütün so­rumluluğunu yüklendikleri bir karar da olsa erkekler, kısırlaştırma ameliyatı kararını tek başlarına almamalıdırlar. Ameliyat kaçınılmaz olarak evliliği etkileyetektir. Bu nedenle ameliyatı planlamadan önce erkek, iyi ve kötü yanla­rını eşi ve doktoru İle tartışmalıdır.

Doktorlar, hastanın işin iç yüzünü iyi­ce anlamaları konusunda ısrar ederler vc bazen ameliyatı yapmadan önce bu amaçla imzalı bir belge bile isteyebilir.

Ameliyat sonrası

noktadan kesilip aradaki parça çıkarı­lır. Uçlar genellikle kendi üstüne katla­nıp, erimeyen ya da ayrışmayan ipek gi­bi bir maddeyle sıkıca bağlanır. Yara birkaç dikişle kapatılır ve aynı işlem öte­ki yana da uygulanır. Ameliyat, yarım saat, hattâ daha da kısa bir sürede ta­mamlanır.

Yara birkaç günde iyileşir ve dikişler alınır. Uyuşturucu maddenin etkisi geç­tikten sonra bölgede yanma olabilir, ama bu normaldir. Az sayıda hastada yara içine kanama nedeniyle birkaç gün ağrı, şiş ve renk değişikliği olur. Cinsel ilişki bir ya da iki gün ağrılı olabildiğin­den, erkeklerin çoğu dikişler alınıncaya kadar bundan kaçınırlar.

Kısırlaştırma ameliyatı konusunda bi­linmesi gereken önemli bir nokta, ame­liyattan sonra da bir süre döllenmenin olabileceğidir. Bunun nedeni, bir mik­tar spermin, “sperm keseciği” denen iki küçük kesede depolanmasıdır. Ameliyat yapılmadan önce sperm kanalından ge­çen bu spermler ameliyattan sonraki bir­kaç ay boyunca dölleme yeteneklerini korurlar. Genellikle ameliyattan sonra üç ay geçtiğinde, hepsinin tükendiği ka­bul edilir, ama altı ay sonra bile gebeliğin gerçekleştiği vakalar vardır. Bu yüz­den kesin bir süre belirtilemez; süre er­keğin ameliyattan sonraki boşalma sayısına bağlıdır. Eğer sık cinsel ilişki söz konusuysa, kalan spermler daha hızlı tüketilir. Bu zaman içinde istenmeyen gebeliklerden korunmak için ek bir do­ğum kontrol yöntemine başvurulmalı­dır. Ameliyattan 8 ve 12 hafta sonra iki sperma örneğinin incelenmesi, yerleşmiş bir yöntemdir; örnek sperm içermedi­ğinde, korunmaya gerek kalmaksızın güvenli olarak cinsel ilişkide bulunula­bilir.

Altı ay sonra hâlâ sperm görülüyor­sa, bir yanda iki tane sperm kanalı olup olmadığı araştırılmalıdır. Bu durum ameliyatta gözden kaçabilir.

Ameliyatın etkileri

Ameliyatla yalnızca spermin toplandığı bölüme akışın durdurulduğunu bil­mek önemlidir. Normal bir cinsel iliş­kide milyonlarca spermin açığa çıkmasına karşılık, yine de bunlar o kadar az­dır ki, toplam hacimleri, sperma sıvısı hacminde belirgin bir değişiklik yapmaz. Erbezlerinin öteki işlevi, yani doğ­rudan kana salman erkeklik hormonla­rının yapımı gibi erkeğin cinsel dürtüsü ve yeteneği de kısırlaştırma ameliyatın­dan hiçbir biçimde etkilenmez. İki sperm kanalının bağlanmasının, hasta­nın kendi spermlerine karşı antikor oluşturmasına neden olabileceğine iliş­kin bazı kanıtlar vardır. Bu çok az kişi­de rastlanan bir durumdur ve hasta ye­niden çocuk sahibi olmayı istemediği sü­rece önemi yoktur. Ama bu durumda da zaten başarılı bir geri dönüşün yapıla­bilmesindeki ana engel, bol miktardaki nedbe dokusunun ortasında iki ince boruyu birbiriyle birleştirmekteki zorluk­tur.

Kısırlaştırma ameliyatının, bazen spermlere karşı antikor oluşumu dışın­da bilinen başka bir etkisi yoktur. Ay­rıca ameliyatın damar sertleşmesi olası­lığını artırabileceğini gösteren hiçbir bi­limsel kanıt da yoktur.

Günümüzde gebeliği önleme yöntem­lerinin çeşitliliği düşünülecek olursa, er­keğin kısırlaştırma ameliyatının ilk seçenek olamayacağı açıkça ortaya çıkar.

Kimi ülkelerde yasak olan bu ameli­yatın geri dönüşümünün çok güç ya da neredeyse olanaksız oluşu, yani etkisi­nin kalıcı olması, daha sonra çocuk sa­hibi olmak isteyebilecek biri için en bü­yük sakıncayı oluşturur. Bu nedenle de ameliyata karar vermede daha çok, yaşlı ve yeterince çocuk sahibi olma gibi ni­telikler göz önünde bulundurulur.

Günümüzde aile planlaması konusun­da çiftlere yol gösterecek kişi ya da ku­rumlar vardır. Daha fazla çocuk sahibi olmak istemeyen çiftler kendilerine en uygun doğum kontrol yöntemi konu­sunda yeterli bilgi sahibi olurlarsa yöntemin başarılı olma olasılığı da yükselir.

Kaynak Kitap: Doktorumuz Ansiklopedisi

Benzer yazılar

yorum yok

Yorum yaz